Çift SIM kart meşgul çalıyor
Fatih Sarı
GEÇTİĞİMİZ günlerde piyasada 53 markaya ait 70 çift SIM kartlı telefon modeli olduğunu belirten Telekomünikasyon Kurumu Başkanı Tayfun Acarer, Piyasa Gözetim ve Denetim Laboratuvarı’nda yapılan testlerde telefonların bazılarında teknik özelliklerin standartlara uymadıklarının belirlendiği söyledi. İki aydır yapılan testlerde şimdiye kadar 13 telefonun incelendiğini açıklayan Acarer, bu telefonların 4 tanesinde sorun olduğunu, 8 adedinde ise teknik özelliklerin Avrupa Birliği standartlarına uygun olmadığını belirtti. İncelemelerin devam edeceğini duyuran Acarer, ürünlerin istenilen standartları sağlamadığının duyurulmasının ardından ithalatlarının yasaklanacağını ve bu ürünleri kullanan tüketicilere iade hakkı doğacağını söyledi. Risk taşıyan ürünlerin önümüzdeki günlerde kamuoyuna duyurulacağı belirtiliyor.
Acarer’e Çin’den cevap
Acarer’in bu açıklamasının ardından bir açıklamada Glocal Trading’in ortağı ve yöneticisi Necmettin Polat’tan geldi. Polat, Acarer’e sorduğu sorularla gündemi değiştireceğe benziyor. Polat, başkanın bu açıklaması karşısında mağdur olacağını düşünen marka sahiplerinden çokça telefon aldıklarını ve belirsizliğin kalkması için bazı konuların net biçimde marka sahipleri ve telefon üreticilerine bildirilmesi gerektiğini söyleyerek TK başkanına şu soruları yöneltti:
“Sayın Tayfun Acarer’in sözünü ettiği standartlar nelerdir? Avrupa Birliği kalite standardı olan ve telefon için aranan CE standardını Türkiye Avrupa ülkelerinden zaten daha ağır ve farklı bir biçimde uyguluyor. Öyle ki küçük de olsa gümrükten-gümrüğe, günden-güne, memurdan-memura değişen ve ithalatçıyı mağdur eden de pek çok uygulama var. Bir telefon, içinde yer alan etiketin üzerindeki CE simgesinin 0.5 cm’den yalnızca 1 mm küçük olmasından dolayı gümrükten alınmaz ve geri yollanırken diğer bir telefon ise etiketinde “Made in ÜLKE” şeklinde yazılıp menşe bildirmesi gerekirken “Made by MARKA” şeklinde marka yazmasına rağmen gümrükten alınabiliyor.”
Necmettin Polat sorularını şu şekilde sürdürdü: “Sayın başkan acaba CE standartlarını daha da farklı bir biçimde mi uygulamak istiyor? Öyle ise yeni standartların neler olduğunu uluslararası bilişim kamuoyuna ya da en azından marka sahipleri ve üreticilere bir an önce bildirmeli ve dünkü açıklamasının altını net biçimde doldurmalıdır. Diğer taraftan sayın başkanın kastı eğer Avrupa’da uygulanan CE standartları ise telefonlar zaten CE belgesi ile giriyor Türkiye’ye. CE standartlarına haiz olmayan ürünler alınmasın zaten. Sayın başkanın elinde gerçekten uluslararası anlamda kabul edilen bir test olanağı varsa lütfen gümrüklere de bu olanağı tanısınlar ki onlar da testleri burada yapabilsin. Doğru-yanlış en azından tek bir standart olsun. Bir kurumun izin verdiğini bir başka kurum karalayıp töhmet altında bırakmasın.
Diğer taraftan, Çin’de üretim yaptıkları halde bunu etiketlerine yazmayan bazı markalar çift hatlı cep telefonu yapmadıklarından Türkiye’de pazar payı kaybettikleri için Türkiye’ye ait milli markalarla üretilen çift hatlı telefonlara adeta savaş açmıştır. Her yolla markaları baskı altında tutarak korkutmaya ve yıldırmaya çalışmaktadırlar ki bu durum bilişim kamuoyunca bilinmektedir.”
Ayrıca TK başkanını Çin’e de davet eden Polat, “Standartları varsa sayın başkan alıp-gelsin misafirimiz olsun Çin’de. Oturup TK standartlarında ideal bir telefon yapalım, bunu da kamuoyuna açıklayalım. Değilse uluslararası standartlarda telefon üretmeye devam edeceğiz” şeklinde konuştu.
General Mobile ürünlerinin standartlara uygunluğu Telekomünikasyon Kurumu Teknik Düzenleme ve Standardizasyon Daire Başkanlığı bünyesindeki Piyasa Gözetim ve Denetimin Modern Laboratuvarı’ndan yapılan testlerle onaylandı. Şirketten yapılan açıklama ise şu şekilde:
“İletişim, eğlence ve haberleşmeyi bir arada sunan mobil cihazlar üreten General Mobile, Türk Telekomünikasyon Kurumu tarafından belirlenen çift SIM kartlı cep telefonları standartlarına uygunluk testinden başarıyla geçti. Telekomünikasyon Kurulu tarafından yapılan test sonuçları, 20 Temmuz 2008 tarihli yazısı ile General Mobile’a iletildi.
General Mobile Genel Müdürü Muzaffer Gölcü, General Mobile ürünlerinin Amerika ve Avrupalı tüketiciler tarafından da güvenle kullanıldığını söyledi. Ürünlerin Amerika ve Avrupa’da bulunan ilgili otoriteler tarafından da standartlara uygunluğunun daha önceki vesilelerle defalarca tespit edildiğini kaydeden Gölcü, “Kaliteyi ve tüketici memnuniyetini öncelikli ilke olarak edinmiş olan General Mobile markalı ürünlerimiz Amerikalı ve Avrupalı tüketicilerimiz gibi tüm Türk kullanıcılarımız tarafından da gönül rahatlığı ile kullanabilir” dedi.”
Tayfun Acarer’in açıklamalarının ardından hareketlenen pazarda Orite markası adına Beyaz Teknoloji de şu açıklamayı yaptı:
“Türkiye’deki tüm tek ve çift SIM kartlı cep telefonlarının Telekomünikasyon Kurumu tarafından kurumun belirlediği standartlara uygun olup olmadığına ilişkin EMC (Elektromanyetik Uyumluluk), RF (Radyolink Frekansı), LVD (Düşük Voltaj Direktifi) ve SAR (Özgül Soğurma Oranı) testleri yapılmıştır. Teknik Düzenleme ve Standardizasyon Daire Başkanlığı bünyesindeki Piyasa Gözetim ve Denetim Laboratuvarı tarafından yapılan testler sonucunda “Deney Test Sonucu” başlıklı, 10.09.2008 tarih ve B.61.0.TLK.0.13.00.28 / 351-04-75171 / 49009 sayılı yazı ile Orite marka KN-A75D model cihazın yapılan testlerden başarı ile geçtiği Telekomünikasyon Kurumu tarafından tarafımıza bildirilmiştir. Beyaz Teknoloji tüketici memnuniyetini her zaman göz önünde tutmuş, ürün pazarlaması ve satışını bu doğrultuda gerçekleştirmiştir bugüne kadar olduğu gibi bu tarihten sonra da piyasaya sunacağı her türlü ürünün ulusal ve uluslararası standartlara uygun olması ilkesi ile hareket edecektir.
fatihs@interpro.com.tr
Çift SIM kart meşgul çalıyor
Kontörleriniz Boşa gitmesin!
Cepte kontör düşmanı ‘aktif arama’ tuzağından nasıl kurtulacaksınız ?Cep telefonları ile arama yapıldığında ekranda beliren ‘aktif aramalar’ yazısının kontör kaybına sebep olduğu iddia edildi.
Zaman’ınhaberine göre; Her arama sırasında ekranda beliren ‘aktif aramalar’ yazısı sebebiyle karşıdaki kullanıcıdan bir kontör düştüğü tespit edildi.
Kamudan üst düzey bir yetkili duyum üzerine konuyla ilgili araştırma yaptığını, bilgi almak için başvurduğu cep telefonu şirketlerinin aktif arama sonrasında oluşan kontör kaybını doğruladığını söyledi. Şirketler aynı yetkiliye kontör kaybı yaşamaması için yapması gereken işlemleri de anlatmış.
Cep telefonu kullanıcılarının ekranda beliren aktif arama yazısını iptal etmesi gerekiyor.
Telefonda sırasıyla ##002# tuşlanarak arama yapılıyor ekranda ‘Aktarma iptal edildi’ yazısı beliriyor. Bu sayede gelen her aramada ekranda beliren aktif arama yazısı kaldırılıyor.
‘Aktif aramalar’ yazısı iptal edilmediği müddetçe, aranan kişiye ulaşamayanlardan bir kontör düşülüyor. Eğer aranan kişinin telefonu da telesekreter ayarlı ise dinlenen bir saniyelik ‘aradığınız kişiye ulaşılamıyor’ mesajı için de kullanıcıların ayrıca bir normal arama karşılığı ücretlendirildiği belirtiliyor.
Kullanıcı, eğer iki dakika sonra yine ulaşamazsa 1,5 kontör kaybı daha oluyor.
Telesekreterin ücretsiz zannedilmesi tüketicileri mağdur ediyor. Telefon şebeke istasyonu yetkilileriyse bilgi almak isteyen kullanıcılara; ##002#’yi arayarak telesekreterin kaldırılabileceğini anlatmakla yetiniyor. Aboneler “Kullandığımız telefonların bütün özelliklerini bilmiyoruz. Bizden habersiz neden bu tür uygulamalar yapılıyor.” şikayetinde bulunuyor.
Hukuk Sözlüğü; Hukuki Terimler sözlüğü
Bu sözlük, Adalet Bakanlığı Bilgi İşlem Dairesi Başkanlığı tarafından Sözlüğün Gadget versiyonudur. Hukuki kelimeleri anlamak ve ogrenmek isteyenlerin basvuraca temel masaüstü bir kaynak haline getirilmistir.Kaynak:www.adalet.gov.tr
Akbiller tarihe karışıyor
İSTANBULDA belediye otobüsü ve metrolarda akbil yerine kullanılacak kredi kartı için açtığı ve Halkbank, Ziraat Bankası ve VakıfBankın katıldığı ihalede ipi göğüsleyen VakıfBank oldu. Yeni devreye girecek olan sistem kapsamında vatandaşlar otobüslere, metroya ve deniz otobüslerine Vakıfbankın Yapı Kredi ile anlaşarak ortak çıkardığı Vakıfbank World kredi kartıyla binecek. Kartlar hızlı ödeme kolaylığı sağlamak için PayPass (dokun geç) özelliğine sahip olacak. Bu uygulamaya bağlı olarak Vakıfbankın yaklaşık 2 milyon adet kredi kartı dağıtacağı belirtiliyor.
CeBIT Bilişim Eurasia bu yıl farklı coğrafyalardan ülkeleri ağırlayacak
Haber Merkezi
DÜNYANIN yedinci, Avrupanın üçüncü, Avrasyanın en büyük iş ve teknoloji buluşması olan CeBIT Bilişim Eurasia, bu yıl 7 -12 Ekim tarihleri arasında Rusya, Belçika, Avusturya, Birleşik Arap Emirlikleri, İsveç, Polonya, Macaristan gibi farklı coğrafyalardan 900ü aşkın katılımcı şirketi ağırlayacak. ABD, Çin, Almanya, Tayvan, Kore gibi küresel ekonominin başrol oyuncularının aralarında bulunduğu 18 ülkeden teknoloji şirketlerinin rekabetine sahne olacak fuar, bu yıl ilk kez Kanada ve Çek Cumhuriyetinden de katılımcılara ev sahipliği yapacak. En geniş katılımı gösteren ülkeler Fransa ve Kanada olurken, iki yıl aradan sonra fuardaki yerine dönen Siemens EC de yeni ürünlerini CeBIT Bilişim Eurasiada sergileyecek. BlackBerry de ilk kez CeBIT Bilişim Eurasiada yer alacak.
CeBIT Bilişim Eurasianın katılımcı ağırlayacağı 18 ülke şöyle sıralanıyor: ABD, Almanya, Avusturya, Birleşik Arap Emirlikleri, Belçika, Bulgaristan, Çek Cumhuriyeti, Çin, Fransa, Hong Kong, İsveç, Kanada, Kore, Macaristan, Polonya, Rusya, Tayvan, Türkiye.
bthaber@interpromedya.com.tr
Istanbullu, IBB Mobille mobil ortama taşınıyor
Yeşim Çinioğlu
İstanbul Büyükşehir Belediyesi, İBB web sitesinin Cep Telefonu Sürümü olarak adlandırılabilecek İBB Mobil projesini geçtiğimiz günlerde hayata geçirdi. Bu proje sayesinde artık İstanbul Büyükşehir Belediyesinin sunduğu 40tan fazla hizmete cep telefonu üzerinden 7 gün 24 saat erişilebiliyor. İBB Mobil ile kapsamı çok geniş bir bilgilendirme projesinin hayata geçtiğini belirten Bilgi Teknolojileri Daire Başkanı Hakkı Tok, web sitesi üzerinden yapılan birçok uygulamanın cep telefonuna taşındığını belirtti. Bu projeyi hayata geçirirken vatandaşların belediye binasına gelmeden işlemlerini gerçekleştirmeleri dışında istedikleri yer ve zamanda hizmet alabilecekleri bir yapı oluşturmaya çalıştıklarını ifade eden Tok, İBB Mobil uygulamasıyla web sitelerindeki trafik kameralarına, en yakın eczanelere, sebze-meyve fiyatlarına ve hava durumuna, kentteki kültürel ve sanatsal etkinliklere kadar birçok bilgiye cep telefonunun birkaç tuşuna basarak ulaşılabilecek. Uygulamayla, İETT ve İDO seferleri, doğalgaz ve su borcu öğrenilebilecek, şikayet bildirimi de yapılabilecek diye konuştu.
Farklı başlıklarda farklı hizmetler
İBB Mobilin Ulaşım, Sorgulama, Şikayet-olay, Günlük Bilgiler ve Bilgilendirmeden oluşan beş başlıktan oluşan bir yapıda kurgulandığını belirten Tok, her başlık altında farklı uygulamaların bulunduğunu belirtti. Başlıklardan Ulaşım bölümünden kamera görüntülerine ve trafik yoğunluk haritasına bakılabildiğini, İDO ve İETT seferlerinin sorgulanabildiğini belirtti.
Günlük bilgiler başlığı altında hava durumu, nöbetçi eczaneler, haberler, ihale alanları, hal ve balık fiyatları, şehir tiyatroları gibi farklı bilgilerin yer aldığını belirten Tok, bu bölümde öne çıkan hizmetlerden birinin de nöbetçi eczaneler bölümü olduğunun altını çizdi. Tok, Nöbetçi eczaneler bölümünde kullanıcıların bulundukları konuma göre anında kendilerine en yakın eczaneyi öğrenebiliyor ve krokisine ulaşabiliyor dedi.
Kolay kullanım ön planda
Uygulamada kolay kullanımı ön planda tuttuklarını belirten Tok, uygulamadan cep telefonlarına yükleme yapılarak faydalanılabileceğini belirtti. Yükleme için 1530a kısa mesajla Mobil yazıp göndermenin yeterli olduğunu dile getiren Tok, uygulamanın 400e yakın cep telefonu modeli tarafından desteklendiğini söyledi.
yesimc@interpro.com.tr
100 kilometrede sifir litre akaryakit
100 kilometrede sıfır litre akaryakıt
Levent Daşkıran
Geçtiğimiz yıl petrol fiyatları neredeyse iki katına çıkıp dünya sermayesinin petrol kaynakları açısından zengin ülkelerin kasalarına akmaya başlaması, dünyanın dört bir yanından yükselen feryatları da beraberinde getirdi. Çoğu ülkeden protesto ve grev sesleri yükselirken, çıkan arbedelerde yaralananlar, hatta ölenler oldu. Bu aslında dünyanın petrol haricinde yenilenebilir enerji kaynaklarına ve alternatif enerjilere duyduğu ihtiyacın ne kadar acil olduğunu da gözler önüne seriyor.
Dünyada kullanılan petrolün en önemli bölümü taşıtlarda yakıt olarak kullanılıyor. Bu da hem bireysel kullanıma kadar yansıyan bir petrol bağımlılığını beraberinde getiriyor hem de sonuçları küresel ısınmaya kadar giden bir karbon emisyonu açığa çıkarıyor. İşte dünyanın önde gelen ülkeleri, biraz da petrolün son yıllardaki rekor fiyat artışının verdiği silkinmeyle olsa gerek, hem petrole olan bağlılıklarını azaltmak hem de daha yeşil bir geleceğe kucak açmak için taşıtlarda alternatif enerjilerin kullanımına hız verdiler. Bu konuda da melez araçların ötesine geçen ilk somut adımlar da sadece elektrikle çalışan araçlarla kendisini gösterdi. Özellikle geçtiğimiz birkaç ay boyunca elektrikle çalışan araçlara yönelik duyurular birbiri ardına gelmeye başladı. Üstelik durum bu kez gayet ciddi, zira ilk örnekler ön siparişi veren sahipleriyle buluşmaya başladı bile.
İlk örnekler yola çıktı
Bu alanda son zamanlarda sesi en çok çıkan şirket ABD’de faaliyet gösteren Tesla oldu. Tesla, Lityum iyon pillerle donattığı Roadster adlı 2 kişilik spor modelinin ilk örneklerini üretim bandından indirerek 109 bin dolar karşılığında şanslı müşterilerine teslim etmeye başladı. Gerçi tüm müşterilerin de şanslı olduğu söylenemez, zira 6 numaralı aracın sahibine teslim edildikten çok kısa bir süre sonra “motorunun çok sessiz çalışması” ve “küçük oluşu” gibi sebeplerle diğer sürücüler tarafından fark edilmeyip kazaya karıştığı haberi geldi. Aracın becerilerine gelince: Dolu şarjla 350 kilometre yol yapabiliyor, 0’dan 100 kilometreye sadece 4 saniyede çıkıyor ve 100 kilometrede 1,3 dolarlık elektrik harcıyor.
Roadster ile işe küçükten başlayan Tesla, Model S adını verdiği 5 kişilik aile otomobilinin üretimine ise Kaliforniya’da devam edeceğini açıkladı. Bu karardan dolayı son derece memnun olan Kaliforniya Valisi Arnold Schwarzenegger de şirketi petrole alternatif enerji kullanımıyla sıfır emisyonlu araçların üretimine katkıda bulunduğu için satış vergisinden muaf tutan özel bir teşvik kapsamına aldı. 2010 yılının sonlarına doğru tüketiciyle buluşacağı belirtilen Model S’nin 60 bin dolar civarı fiyat etiketine sahip olacağı ve tek şarjla 350 kilometre gidebileceği söyleniyor.
Gerçi her ne kadar artık birileri nihayet elektrikli araçlarla gezebilse de Tesla’nın üretim bandındaki Roadster sayısının 30’dan az olduğunu ve müşteriye teslim edilen araçların sayısının 10’u ancak bulduğunu da söylemek lazım. Fakat önemli olan, yıllarca edilen onca lafın ardından artık dünyada birilerinin parasını vererek elektrikle çalışan bir otomobil alabilmesi.
Şarj sorunu çözülüyor
Tesla’nın araçları gayet güzel olsa da, klasik lityum iyon piller nedeniyle şarj olmaları için geceden fişe takmak gerekiyor. Araçların menzilini de düşünürseniz, özellikle uzun yolculuklar için bu bir sorun haline gelebilir. Diğer yandan pil teknolojilerinde de yaşanan bir takım gelişmeler var. Örneğin İngiltere’deki Lightning Car Company adlı şirket, Lightning GT adını verdiği bir otomobilin geçtiğimiz haftalarda tanıtımını gerçekleştirdi. 700 beygir güç üreterek 4 saniyede 100 kilometreye çıkabilen ve önümüzdeki yıllarda piyasaya çıktığında en az 300 bin dolarlık bir fiyat etiketine sahip olacağı hesaplanan bu aracın en önemli özelliği, lityum titanat adı verilen özel bir pil teknolojisini kullanan yeryüzündeki iki otomobilden biri olması. Bu yeni teknoloji sayesinde aracın pilleri şarja takıldıktan 2 dakika sonra yüzde 80 doluluğa ulaşabiliyor, pilleri tamamen doldurmak içinse 10 dakika yeterli. 10 dakikada şarj olan aracın tek bir şarjdaki menzili ise 320 kilometre. Tabii aracı bu hızla doldurabilmek için üç fazlı endüstriyel elektrik akımına ihtiyaç olduğu gibi küçük bir detay da mevcut. Fakat bu tarz yeni teknolojilere dayalı araçların yayılması özel şarj istasyonlarını da gündeme getireceğinden, gelecekte endüstriyel standartlara uygun elektrik kaynağı bulmak sorun olacak gibi görünmüyor.
Sonuçta elektrikle çalışan araçları yollarda yaygın bir şekilde görebilmek için dünyanın dört bir yanında çoğu şirket uğraş veriyor. Bu çözümlere ne kadar acil bir şekilde ihtiyaç duyduğumuza dair işaretleri de hem cebimizde, hem çevremizde yoğun olarak hissediyoruz. Menzil, şarj süresi ve motor gücü gibi sorunlar da teknolojinin gelişimine paralel olarak birer birer çözülüyor. Genel bir yaygınlaşma için hala biraz zamana ihtiyaç olsa da, elektrikli araçların test ortamlarından sıyrılarak nihayet yollarda gezmeye başladığını görmek sevindirici.
Türkiye’de sistem toplu taşımayla devreye girebilir
Dünya genelinde elektrikli taşıtlara doğru artan ilginin Türkiye’de nasıl bir yankı bulabileceği konusunda Ege Üniversitesi Güneş Enerjisi Enstitüsü Direktörü Prof.Dr. Sıddık İçli’nin görüşlerine başvurduk. İçli, elektrik enerjisi kullanımının fosil yakıtların kullanımına oranla çok büyük bir çevre avantajı sağlayacağını, fakat elektrikli araçların bugünkü akaryakıtla çalışan araçların fiyat ve kullanışlılık seviyesine ulaşmasının zaman alacağını söylüyor. İçli, bununla birlikte hazır konu gündemdeyken ülkemizde de bu alanda bir araştırma konsorsiyumu kurularak geleceğe hazır olmanın faydalı olacağını, en azından büyük şehirlerde elektrikle çalışan toplu taşıma araçlarının daha da yaygınlaşmasını önemli bulduğunu belirtiyor.
Bu noktada başarılı olabilmek için araştırmacıların ve kamu kurumlarının birlikte hareket etmesi gerekiyor. Buna dair oldukça güzel örnekler de var. İçli, “Örneğin gençlerin güneş enerjisiyle çalışan araçlara ilgi duymasını sağlamak için 2005 yılında TÜBİTAK işbirliğiyle Güneş Arabaları Yarışı düzenlemeye başladık. İlk yıl 18 aracın katılımıyla yapılan yarışmaya bu yıl 60’ın üzerinde başvuru var. Bu iş bir çeşit üniversiteler arası prestij yarışına dönüşmüş durumda. Biz bunu bir başarı olarak görüyoruz ve buradan elde edilecek deneyimlerin gelecekte sanayiye de aktarılabileceğine inanıyoruz” diyor.
İçli’nin dikkat çektiği bir diğer nokta da ihtiyaç duyulan enerjinin elde edilmesi için temiz ve geri dönüşümlü enerji kaynaklarının göz ardı edilmemesi. İçli “Şu anda Türkiye’nin rüzgar potansiyeli ülkenin enerji ihtiyacının beşte birini karşılayabilecek potansiyelde. Güneş enerjisi elde etmeye yönelik teknolojilerin gelişimi ve maliyetlerinin düşmesiyle 2023’e kadar Türkiye’nin enerji ihtiyacının dörtte birini yenilenebilir enerji kaynaklarıyla karşılayabileceğini düşünüyoruz” diyor.
Kaynak: BThaber