Teknoloji etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Teknoloji etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Chip Online Turkiye

chip.com.tr Sitesindeki Günlük gelişmeleri iGoogle sayfanizdan takip edebilmeniz icin hazirlanmis güzel bir araç.

Cep telefonları ve servisler

“Cep telefonları ve servisler ayrılmaz bir bütüne dönüştü”

Levent Daşkıran

SON zamanlarda mobil servisler konusunda hızlı gelişmeler yaşanıyor. Mobil operatörler sundukları ek servislerle kullanıcıların sahip olduğu hatların konuşma dışında da birçok şey için kullanılabileceğini anlatmaya çalışırken, aynısını cep telefonu üreticileri de yapıyor. Uzun zamandır cep telefonlarını birer iletişim cihazı olmaktan çıkararak kapsamlı birer çokluortam platformu haline getiren üreticiler, şimdi de bu yetenekleri içerikle bütünleştirerek değer katma arayışındalar.
Bu alandaki çabalarıyla en çok ön plana çıkan şirketlerden biri de Nokia. Son dönemde internet ve mobilitenin birleşmesini mobil alanda yaşanan en büyük gelişme olarak nitelendiren Nokia, cihazlarını internet servislerinden kapsamlı olarak faydalanacak şekilde tasarlıyor. Nokia Türkiye Genel Müdürü İmfred de Jong, tam da bu noktada cihazların yeteneklerini daha verimli kullanılabilir hale getirecek servislerin önemli olduğu görüşünde. Jong örneğin navigasyon özelliğine sahip N95 ve N96 gibi modellerin bir süredir navigasyon hizmetiyle birlikte sunulduğunu, çünkü böyle bir özelliğin ancak böyle bir servisle çok daha büyük bir anlam kazanacağını belirtiyor. Buna bir diğer örnek de, Nokia’nın birkaç hafta önce 5800 modeli dokunmatik ekranlı cep telefonuyla birlikte tanıttığı ve 2009 başlarında hizmete girmesi beklenen “Comes With Music” servisi. Bu servis, Nokia’nın müzik yönüyle ön plana çıkan telefonlarıyla birlikte gelecek ve servise dahil olan şarkıları sınırsız olarak indirme ve saklama fırsatı sunacak. Tabii Nokia’nın bu konuda yaptığı yatırımların büyüklüğü de azımsanacak gibi değil. Örneğin şirketin geçen yıl satın aldığı navigasyon konusunda uzman Navteq’in Nokia’ya maliyeti 8.1 milyar dolar.
Servislere yatırım hız kazanıyor
Peki neden Nokia son zamanlarda servislerle bu kadar ilgili? Jong’a göre bunun nedeni, müşterilere telefonla konuşmaktan çok daha fazlasını sunabilmek. “Burada önemli olan cihazın servisle bütünleşerek bir çözüm ortaya koyması” diyor Jong, “Üstelik biz bu çözümün anında kullanılabilir olmasını da sağlıyoruz. Yani cihazı aldığınız anda hazır gelen ayarlar ve yüklenmiş yazılımlarla söz konusu servisten anında faydalanmaya başlayabiliyorsunuz”.
Şirketin müzik ve navigasyon dışında bir diğer odak noktası da mobil e-posta. Nokia özellikle son çıkan E71’de olduğu gibi E serisi cihazlarıyla bu konuya odaklanmayı tercih ediyor. Peki servis işi ne olacak derseniz, onun da cevabı şirketin satın aldığı son şirkette gizli: Merkezi Kanada’da bulunan, e-posta ve anlık mesajlaşma konusunda çözümler sunan OZ Communications.
E-posta, navigasyon, müzik tamam da, peki video işi ne olacak? Jong, Nokia’nın yeni modellerinde daha büyük ve net ekranlar kullanarak bu sorunu biraz olsun hafifletmekle birlikte, cep telefonlarının boyutlarının bu konuda sınırlayıcı olduğunu kabul ediyor. Fakat bu konuya çözüm getirecek bazı uygulamalara canlı tanık olacak kadar şanslı olduğunu şöyle anlatıyor: “Örneğin bir kalem var. Klavyeyi altına sunu cizasıyla yansıtırken, üstte de holografik bir görüntü oluşturuyor. Böylece ekran boyutu bir sıkıntı olmaktan çıkıyor”. Jong, “Teknik olarak ne kadar zor görünürse görünsün, zaman içinde karşımıza çıkacak tüm sınırları aşmanın bir yolu olduğuna inanıyoruz” diyor.

leventd@interpromedya.com.tr

Çift SIM kart meşgul çalıyor

Çift SIM kart meşgul çalıyor

Fatih Sarı

GEÇTİĞİMİZ günlerde piyasada 53 markaya ait 70 çift SIM kartlı telefon modeli olduğunu belirten Telekomünikasyon Kurumu Başkanı Tayfun Acarer, Piyasa Gözetim ve Denetim Laboratuvarı’nda yapılan testlerde telefonların bazılarında teknik özelliklerin standartlara uymadıklarının belirlendiği söyledi. İki aydır yapılan testlerde şimdiye kadar 13 telefonun incelendiğini açıklayan Acarer, bu telefonların 4 tanesinde sorun olduğunu, 8 adedinde ise teknik özelliklerin Avrupa Birliği standartlarına uygun olmadığını belirtti. İncelemelerin devam edeceğini duyuran Acarer, ürünlerin istenilen standartları sağlamadığının duyurulmasının ardından ithalatlarının yasaklanacağını ve bu ürünleri kullanan tüketicilere iade hakkı doğacağını söyledi. Risk taşıyan ürünlerin önümüzdeki günlerde kamuoyuna duyurulacağı belirtiliyor.
Acarer’e Çin’den cevap
Acarer’in bu açıklamasının ardından bir açıklamada Glocal Trading’in ortağı ve yöneticisi Necmettin Polat’tan geldi. Polat, Acarer’e sorduğu sorularla gündemi değiştireceğe benziyor. Polat, başkanın bu açıklaması karşısında mağdur olacağını düşünen marka sahiplerinden çokça telefon aldıklarını ve belirsizliğin kalkması için bazı konuların net biçimde marka sahipleri ve telefon üreticilerine bildirilmesi gerektiğini söyleyerek TK başkanına şu soruları yöneltti:
“Sayın Tayfun Acarer’in sözünü ettiği standartlar nelerdir? Avrupa Birliği kalite standardı olan ve telefon için aranan CE standardını Türkiye Avrupa ülkelerinden zaten daha ağır ve farklı bir biçimde uyguluyor. Öyle ki küçük de olsa gümrükten-gümrüğe, günden-güne, memurdan-memura değişen ve ithalatçıyı mağdur eden de pek çok uygulama var. Bir telefon, içinde yer alan etiketin üzerindeki CE simgesinin 0.5 cm’den yalnızca 1 mm küçük olmasından dolayı gümrükten alınmaz ve geri yollanırken diğer bir telefon ise etiketinde “Made in ÜLKE” şeklinde yazılıp menşe bildirmesi gerekirken “Made by MARKA” şeklinde marka yazmasına rağmen gümrükten alınabiliyor.”
Necmettin Polat sorularını şu şekilde sürdürdü: “Sayın başkan acaba CE standartlarını daha da farklı bir biçimde mi uygulamak istiyor? Öyle ise yeni standartların neler olduğunu uluslararası bilişim kamuoyuna ya da en azından marka sahipleri ve üreticilere bir an önce bildirmeli ve dünkü açıklamasının altını net biçimde doldurmalıdır. Diğer taraftan sayın başkanın kastı eğer Avrupa’da uygulanan CE standartları ise telefonlar zaten CE belgesi ile giriyor Türkiye’ye. CE standartlarına haiz olmayan ürünler alınmasın zaten. Sayın başkanın elinde gerçekten uluslararası anlamda kabul edilen bir test olanağı varsa lütfen gümrüklere de bu olanağı tanısınlar ki onlar da testleri burada yapabilsin. Doğru-yanlış en azından tek bir standart olsun. Bir kurumun izin verdiğini bir başka kurum karalayıp töhmet altında bırakmasın.
Diğer taraftan, Çin’de üretim yaptıkları halde bunu etiketlerine yazmayan bazı markalar çift hatlı cep telefonu yapmadıklarından Türkiye’de pazar payı kaybettikleri için Türkiye’ye ait milli markalarla üretilen çift hatlı telefonlara adeta savaş açmıştır. Her yolla markaları baskı altında tutarak korkutmaya ve yıldırmaya çalışmaktadırlar ki bu durum bilişim kamuoyunca bilinmektedir.”
Ayrıca TK başkanını Çin’e de davet eden Polat, “Standartları varsa sayın başkan alıp-gelsin misafirimiz olsun Çin’de. Oturup TK standartlarında ideal bir telefon yapalım, bunu da kamuoyuna açıklayalım. Değilse uluslararası standartlarda telefon üretmeye devam edeceğiz” şeklinde konuştu.
General Mobile ürünlerinin standartlara uygunluğu Telekomünikasyon Kurumu Teknik Düzenleme ve Standardizasyon Daire Başkanlığı bünyesindeki Piyasa Gözetim ve Denetimin Modern Laboratuvarı’ndan yapılan testlerle onaylandı. Şirketten yapılan açıklama ise şu şekilde:
“İletişim, eğlence ve haberleşmeyi bir arada sunan mobil cihazlar üreten General Mobile, Türk Telekomünikasyon Kurumu tarafından belirlenen çift SIM kartlı cep telefonları standartlarına uygunluk testinden başarıyla geçti. Telekomünikasyon Kurulu tarafından yapılan test sonuçları, 20 Temmuz 2008 tarihli yazısı ile General Mobile’a iletildi.
General Mobile Genel Müdürü Muzaffer Gölcü, General Mobile ürünlerinin Amerika ve Avrupalı tüketiciler tarafından da güvenle kullanıldığını söyledi. Ürünlerin Amerika ve Avrupa’da bulunan ilgili otoriteler tarafından da standartlara uygunluğunun daha önceki vesilelerle defalarca tespit edildiğini kaydeden Gölcü, “Kaliteyi ve tüketici memnuniyetini öncelikli ilke olarak edinmiş olan General Mobile markalı ürünlerimiz Amerikalı ve Avrupalı tüketicilerimiz gibi tüm Türk kullanıcılarımız tarafından da gönül rahatlığı ile kullanabilir” dedi.”
Tayfun Acarer’in açıklamalarının ardından hareketlenen pazarda Orite markası adına Beyaz Teknoloji de şu açıklamayı yaptı:
“Türkiye’deki tüm tek ve çift SIM kartlı cep telefonlarının Telekomünikasyon Kurumu tarafından kurumun belirlediği standartlara uygun olup olmadığına ilişkin EMC (Elektromanyetik Uyumluluk), RF (Radyolink Frekansı), LVD (Düşük Voltaj Direktifi) ve SAR (Özgül Soğurma Oranı) testleri yapılmıştır. Teknik Düzenleme ve Standardizasyon Daire Başkanlığı bünyesindeki Piyasa Gözetim ve Denetim Laboratuvarı tarafından yapılan testler sonucunda “Deney Test Sonucu” başlıklı, 10.09.2008 tarih ve B.61.0.TLK.0.13.00.28 / 351-04-75171 / 49009 sayılı yazı ile Orite marka KN-A75D model cihazın yapılan testlerden başarı ile geçtiği Telekomünikasyon Kurumu tarafından tarafımıza bildirilmiştir. Beyaz Teknoloji tüketici memnuniyetini her zaman göz önünde tutmuş, ürün pazarlaması ve satışını bu doğrultuda gerçekleştirmiştir bugüne kadar olduğu gibi bu tarihten sonra da piyasaya sunacağı her türlü ürünün ulusal ve uluslararası standartlara uygun olması ilkesi ile hareket edecektir.

fatihs@interpro.com.tr

Ekranlar büyüyor, tasarım öne çıkıyor

Ekranlar büyüyor, tasarım öne çıkıyor

Ceren Moral

GEREK son kullanıcı gerekse kurumsal kullanıcı tarafında LCD ekranlara olan ilgi artıyor. Son ekonomik krize kadar pazarda yaşanan dönemsel dalgalanmalar bu artışı çok fazla etkilemiş gibi görünmüyor. LCD ekran pazarını ve Acer’ın pazardaki konumlanmasıyla ilgili İnfronic Ürün Müdürü Mahmut Ulucan’la konuştuk.
Mayıs ayından bu yana Türkiye pazarında ve dünyada yaşanan dalgalanmalara işaret eden Ulucan, bu süreç dolayısıyla genel bilişim pazarında son dönemin çok parlak geçmediğini belirtti. Gelecek ayların satışlar için kritik dönem olduğuna işaret eden Ulucan, genel Türkiye pazarıyla ilgili bazı rakamlara değindi: “Türkiye pazarında geçen yıl toplam 2,5 milyon adet LCD ekran satıldı. Geçen yıl pazarın yüzde 90’ını LCD bilgisayar ekranları ve yüzde 10’unu ise tüplü ekranlar oluşturuyordu. Bu yıl bu oranın yüzde 96’ya yüzde 4 olması bekleniyor. Bu yıl yaşanan ekonomik durgunluk dolayısıyla yaklaşık 2,7 milyon satış adedine ulaşılacağı tahmin ediliyor. Ekonomik durgunluk olmasa bu rakamın 3 milyonun üzerine çıkması bekleniyordu.”
IDC rakamlarına göre Acer’ın LCD ekran tarafında satış rakamlarıyla ilk on içinde yer aldığını bildiren Ulucan, “LCD ekran satışlarına adet ve ciro olarak bakmak lazım. Adet olarak bakıldığında genel olarak ilk on içinde yer alıyoruz. Cirosal anlamda ise sıralamada daha önlerdeyiz. Çünkü Acer’da ürün gamı oldukça yaygın. Giriş seviyesi ürünler olduğu kadar daha üst seviye ürünler de yer alıyor. Bu da rakamlara yansıyor” dedi.
LCD ekranlarda yeni eğilimlere değinen Ulucan, 2008 itibariyle satılan ana ürünün 19 inç geniş ekran haline geldiğini ifade etti. Türkiye’de satılan LCD’lerin yaklaşık yüzde 50’sini 19 inç geniş ekranların oluşturduğunu söyleyen Ulucan, yeni dönem eğilimleri hakkında şu bilgileri verdi: “2009 yılına kadar bu eğilim devam edecek. 17 inç satışları hala devam ediyor ama satışlarda azalma söz konusu. Bu grubun satış oranı yüzde 25 civarında. Yıl sonuna kadar yüzde 10’a düşmesi öngörülüyor. Onun arkasından da 22 inç geliyor. Şu anda bu ürün grubunun oranı ise yüzde 10 seviyesinde. 15 inç yüzde 1,2 oranında görünüyor. Gelecek yıla belki bu oran da kalmayacak. 15 inç bitti. Eğilim ekranların büyümesi paralelinde ama ideal boyut 22 inçe oturacak. Diğer yandan tepkime süreleri sürekli azalıyor. Başlangıçta yüzde 24 olan bu oran 16’ya ve sonra 5’e düştü. Şimdi 5 standart oldu ve 2’ye düşüş başladı. Çözünürlükler ve kontrast oranları da artıyor.”
Yeni eğilimler kapsamında parlak ekran ve parlak kasa öne çıkmaya başladığını belirten Ulucan, piyano siyahı ve beyazı gibi kavramların da bu sayede hayatımıza girdiğine dikkat çekti. Ulucan eskiden sadece teknik özelliklere dikkat edilirken şimdi tasarımın da önemli olmaya başladığını vurguladı.
Yerel pazarda durmak yok
LCD ekranlar ve LCD TV’ler özellikleriyle her geçen gün yakınsıyor. Teknik özellikler açısından bakıldığında bu ürün gruplarının neredeyse buluşmuş durumda olduğunu belirten Ulucan, “Aslına bakarsanız fiyat olarak da yok. Sadece televizyonların içine konan TV tuner ve birkaç ek özellik maliyet farkı yaratıyor. Türkiye’deki bu ürünlere uygulanan vergilendirmeler nedeniyle TV’lerle ekranlar arasındaki fiyat farkı büyüyor. Yurtdışında da bu fiyat farkı oldukça az” şeklinde konuştu. Acer’ın Türkiye pazarına güvendiğini kaydeden Ulucan, son dönemde yaşanan krizin bu bakışı değiştirmediğini belirterek; “Çalışmalarımızda ve hedeflerde bir durulma yok aksine artarak devam ediyor. Acer, Türkiye pazarına iyi bir yatırım yapmıştı. Bu yatırımın karşılığını 2007’de aldı ve 2008’de de almaya devam ediyor. Türkiye pazarı genç nüfuslu bir pazar. Acer bu pazardaki enerjisini kesinlikle azaltmayı düşünmüyor. LCD pazarının büyümesinin yüzde 10 civarında olması bekleniyor. Acer tarafında bu büyüme oranının yüzde 20-25 civarında olmasını hedefliyoruz” dedi.

cerenm@interpro.com.tr

Kontörleriniz Boşa gitmesin!

Cepte kontör düşmanı ‘aktif arama’ tuzağından nasıl kurtulacaksınız ?

Cep telefonları ile arama yapıldığında ekranda beliren ‘aktif aramalar’ yazısının kontör kaybına sebep olduğu iddia edildi.

Zaman’ınhaberine göre; Her arama sırasında ekranda beliren ‘aktif aramalar’ yazısı sebebiyle karşıdaki kullanıcıdan bir kontör düştüğü tespit edildi.

Kamudan üst düzey bir yetkili duyum üzerine konuyla ilgili araştırma yaptığını, bilgi almak için başvurduğu cep telefonu şirketlerinin aktif arama sonrasında oluşan kontör kaybını doğruladığını söyledi. Şirketler aynı yetkiliye kontör kaybı yaşamaması için yapması gereken işlemleri de anlatmış.


Cep telefonu kullanıcılarının ekranda beliren aktif arama yazısını iptal etmesi gerekiyor.

Telefonda sırasıyla ##002# tuşlanarak arama yapılıyor ekranda ‘Aktarma iptal edildi’ yazısı beliriyor. Bu sayede gelen her aramada ekranda beliren aktif arama yazısı kaldırılıyor.

‘Aktif aramalar’ yazısı iptal edilmediği müddetçe, aranan kişiye ulaşamayanlardan bir kontör düşülüyor. Eğer aranan kişinin telefonu da telesekreter ayarlı ise dinlenen bir saniyelik ‘aradığınız kişiye ulaşılamıyor’ mesajı için de kullanıcıların ayrıca bir normal arama karşılığı ücretlendirildiği belirtiliyor.

Kullanıcı, eğer iki dakika sonra yine ulaşamazsa 1,5 kontör kaybı daha oluyor.

Telesekreterin ücretsiz zannedilmesi tüketicileri mağdur ediyor. Telefon şebeke istasyonu yetkilileriyse bilgi almak isteyen kullanıcılara; ##002#’yi arayarak telesekreterin kaldırılabileceğini anlatmakla yetiniyor. Aboneler “Kullandığımız telefonların bütün özelliklerini bilmiyoruz. Bizden habersiz neden bu tür uygulamalar yapılıyor.” şikayetinde bulunuyor.

Hukuk Sözlüğü; Hukuki Terimler sözlüğü

Bu sözlük, Adalet Bakanlığı Bilgi İşlem Dairesi Başkanlığı tarafından Sözlüğün Gadget versiyonudur. Hukuki kelimeleri anlamak ve ogrenmek isteyenlerin basvuraca temel masaüstü bir kaynak haline getirilmistir.Kaynak:www.adalet.gov.tr

Şekerleme gibi USB sürücüler

KINGSTON, yeni ürünü DataTraveler Mini Slim USB Flash belleklerini piyasaya sürdü. Siyah, mavi ve pembe renk seçenekleriyle tüketiciye sunulan USB bellekler, 2 GB ve 4 GB içerik kapasitesine sahip. Yeni DT Mini Slim, piyasadaki en küçük USB sürücüler arasında yer alıyor. DataTraveler Mini Slim USB sürücüleri, iki yıl garantiyle satışa sunuldu.
Bilgi için: www.kingston.com.tr

Anılarınızı başucunuzda saklayın

TESAN’IN teknoloji ürünleri markası Ttec Plus’ın pazara sunduğu yeni TTC DF001 ve DF002 sayısal fotoğraf çerçeveleri, yüksek çözünürlüğü ve zengin renkleriyle evin her köşesinde anılarınıza hayat veriyor. Yaklaşık 18 santim boyutundaki çerçeveler jpg ve bmp dosyalarını görüntülemenin yanında otomatik slayt şovu, görüntü büyütme gibi birçok özelliğe de sahip. Tüm yaygın bellek kartları için uygun yuvaya sahip olan çerçeveler, 15 adete kadar fotoğrafı dahili hafızasında saklayabiliyor.
Bilgi için: www.ttecplus.com

Dizüstü bilgisayarlara özel iki yeni fare

MICROSOFT yeni taşınabilir bilgisayar faresi Arc Mouse’u piyasaya sundu. Microsoft, ayrıca dizüstü bilgisayar faresi olan Wireless Notebook Optical Mouse 3000’in tasarımı yenilenmiş uyarlaması olan Wireless Mobile Mouse 3000’i de tanıttı.

Katlanabilir tasarımı ve fonsiyonelliğiyle dikkat çeken Arc Mouse, katlandığı zaman yarı yarıya küçülüyor. Arc Mouse ince, yay şeklindeki tasarımıyla dikkat çekiyor. Arc Mouse’un zarif ve katlanabilir yapısı, ürünün herhangi bir çantada kolayca taşınmasını sağlıyor. Ürün açıldığında kullanımı kolay bir fare halini alıyor. Üzerine takılabilen mıknatıslı mini alıcısıyla her yere kolayca taşınabiliyor. Boyu 1 santimetreden kısa olan alıcı dizüstü bilgisayarda rahat kullanım sağlıyor.
Ürün, özel göstergesiyle pil durumu yeterliyken yeşil, az olduğu zaman kırmızı yanıyor. 10 metreye kadar kablosuz bağlantı olanağı sunan ürün beraberinde taşıma kılıfıyla geliyor.

Microsoft’un diğer bir yeni faresi olan Wireless Mobile Mouse 3000 kolayca her yere taşınabiliyor. Yeni fare Türkiye’de siyah ve beyaz renklerde kullanıcılarla buluşacak.
Bilgi için: www.microsoft.com/turkiye


Logitech’ten dizüstü bilgisayarlar için kablosuz hoparlör seti


LOGITECH’IN yeni ürünü Z-500 Wireless Notebook Speaker, kullanıcılara bilgisayardan kablosuz müzik dinleme olanağı sunuyor. Kablo karmaşası olmadan dizüstü bilgisayarlarla uyum sağlayan hoparlör, kaliteli akustik sürücüleri sayesinde PC ve Mac bilgisayarlarda dengeli ses çıkışı sağlıyor. Dahili şarjlı piliyle 12 saat çalışabilen Z-500 ile müzik dinlemek için kablosuz USB eklentisini kullanmak yeterli.
Bilgi için: www.logitech.com.tr

Dizüstünde şık ve renkli bir seçenek


TASARIMI ve sunduğu renk seçenekleriyle dikkat çeken Sony Vaio’nun yeni modeli CS11, Türkiye pazarına sunuldu. Dizüstü bilgisayar, teknik özellikleriyle de her türlü ihtiyaca yanıt veriyor. Yeni serideki orijinal Vaio yazılımı, kullanıcıların sayısal dosyalarını yaratıcı bir şekilde düzenleyebilmeleri adına güçlü bir dahili zekâ kullanıyor. Vaio Music Box’taki ‘12 tone analysis’ teknolojisi sabit diskteki tüm müzik koleksiyonunu 24 ayrı modda kategorize edebiliyor ve kullanıcıya günün her saatine özgü ayrı tarz müzik sunabiliyor. Vaio Movie Story 12, ton analizi teknolojisinin yanında tema ve seslendirme tercihlerini video klipler ve fotoğraflarla eşleştiriyor.
Bilgi için: www.sony.com.tr

Hızlı dolum yapan şarj cihazı

ENERGIZER yeni ürünü Rapide şarj cihazını satışa sundu. Hızlı dolum özelliğine sahip olan Rapide, iki adet 2.450 miliamper standart kalem pil ve iki adet 1.000 miliamper ince kalem pille satılıyor ve bu pilleri 3,5 saatte şarj edebiliyor. Küçük ve derli toplu bir yapıya sahip olan ürün, pillerin şarj cihazından düşmesini engelleyen özel tasarıma sahip. Voltaj ve ısı kontrolü fonksiyonları da Rapide şarj cihazının diğer güvenlik özellikleri arasında yer alıyor. Cihazda bulunan LED ışıklardan pillerin şarj durumu görülebiliyor. Ürün, zamanlama özelliğiyle pillerin aşırı şarj edilmesini engelliyor. Zaman sınırına gelindiğinde, şarj cihazı kendiliğinden ‘damla şarj’ moduna geçiyor. Bu özellik sayesinde piller düşük bir akım ile şarj olarak, ihtiyacınız olduğunda kullanılmak üzere pillerin sürekli tam dolu olmasını sağlıyor. Cihazın bir diğer özelliği de şarj cihazına yanlış şekilde yerleştirilen pilleri tespit edip sizi uyarması. Otomatik zamanlayıcı sayesinde 6 saat sonra kendiliğinden kapanan cihaz, katlanır prizi sayesinde az yer kaplıyor.
Bilgi için:
www.energizer.com.tr

Pazarlama her yönüyle Marketingist'te

25–28 Eylül 2008 tarihlerinde İstanbul Tüyap Beylikdüzü Fuar ve Kongre Merkezi’nde bu yıl 5’incisi gerçekleştirilecek Marketingist Pazarlama Araç ve Hizmetleri Fuarı, pazarlamaya ihtiyacı olan herkese 4 ayrı bölümde anahtar teslim pazarlama hizmeti verecek. Pazarlama konusunda A’dan Z’ye her soruya ve soruna çözüm üreten şirketlerin yer aldığı fuarda, pazarlamaya dair her türlü çözüm ziyaretçilere sunulacak. Ziyaretçiyi pazarlama konusundaki ihtiyacına göre “promopark”, “prographic”, “promar” ve “retailtech” başlıklı 4 ayrı noktada ağırlayacak olan Marketingist sadece öneride bulunmakla kalmayacak, anahtar teslimi hizmet anlayışıyla hareket edecek.

Ana sponsor
Türk Telekom
Bu yıl ana sponsorluğunu Türk Telekom’un üstlendiği ve 5 yıldır pazarlama profesyonellerini aynı çatı altında toplamayı başaran fuar yaratıcı ve yenilikçi teknolojik ürün ve hizmetlerin yanında seminerleri, konferansları ve ses getirecek etkinlikleriyle dikkat çekecek. İletişim dünyasının önemli isimlerinden Ali Saydam “Sivil Toplum Kuruluşları’nda Algılama ve Fon Oluşturma” başlıklı seminerinde sivil toplum kuruluşlarında mevcut durumla algılanan durum arasındaki mesafenin kapatılması için uygulanan ve hayata geçirilen tüm uygulamaları Marketingist katılımcıları ve ziyaretçileriyle paylaşacak. STK’ların fon oluşturma ve iletişim sorunlarını nasıl çözebilecekleri de bu seminer kapsamında tartışılacak. Reklam Yaratıcıları Derneği tarafından etkileşimli olarak gerçekleştirilecek olan “RYD Marka Kliniği”ne katılacak uzmanlar ise katılımcıların pazarlama ve pazarlama iletişimi sorunlarını inceleyecek, teşhis koyacak ve çözümler üretecekler. Adobe-Medyasoft uzmanlarının sunumuyla gerçekleştirilecek olan ve Adobe yazılımlarının yenilikleri, iş akışları ve çarpıcı özelliklerinin sergileneceği “Adobe Günleri”nde ise, Adobe’nin yaratıcı ağırlıklı çözümleri, sanal öğrenme çözümleri, web konferans video çözümleri ve eğitim çözümleri gibi konularda yapılacak sunumların yanı sıra başarı hikayelerine de yer verilecek. Apple IMC, Digital Arts, Türkiye Doğrudan Pazarlama İletişimcileri Derneği (DPİD), Grafikerler Meslek Kuruluşu, İnfomag-BusinessWeek, KurumsalHaberler.com, Ortakalan.com ve daha birçok şirket Marketingist’te seminer ve eğitim çalışmaları gerçekleştirecek.

Ses getirecek yarışmalar, sergiler ve başarı öyküleri
Üniversite gençliğinin heyecanla beklediği “Rekatlon” yarışması, uzman projelerin yarışacağı POPAI Türkiye ve ETMK İstanbul Şubesi işbirliğiyle düzenlenen “OMA Türkiye Ödülü”, Türkiye Omurilik Felçlileri Derneği’nin “23 Nisan Uluslararası Gülen Çocuk Şenliği 2008” etkinliğinde dünyaca ünlü Niko Guido’nun engelli çocuklarla gerçekleştirdiği “Engelsiz Gülüşler” başlıklı fotoğraf sergisi, HP’nin katkılarıyla düzenlenecek olan ve içeriği Reklam Yaratıcıları Derneği tarafından oluşturulan “Neden-Sonuç” sergisi, örnek gösterilecek yaşam ve marka öyküleri de Marketingist bünyesinde yer alacak etkinlikler arasında yer alıyor.

bthaber@interpromedya.com.tr

Linux’lu Netbook’larda önemli fırsatlar

Cyberlink, Eee PC çılgınlığı başladığından bu yana Linux ve netbook’lara daha fazla ilgi gösteriyor.
Furkan Müderrisoğlu,

Multimedya yazılım üreticisi CyberLink, bilgisayar pazarının hızlı büyüyen netbook segmentinde, ev PC’lerinde depolanan dosyalara online erişimden Linux işletim sistemleri için yapılan multimedya yazılımlarına, önemli fırsatların bulunduğunu düşünüyor. Asustek Eee PC 1000, Eee PC 901 ve Acer Aspire one gibi popüler netbook’lar (ya da mini-laptop’lar) standart laptop’lara göre daha düşük disk alanlarıyla geliyor. Bunların çoğu Aspire one’daki Linus Linux Lite ve Eee PC’deki Xandros Linux gibi Linux işletim sistemi çalıştırıyor. Bu netbook’lar aynı zamanda tercihe göre Windows XP’yle de gelebiliyor.

Örneğin CyberLink Live, kullanıcıların herhangi bir PC üzerindeki bilgilerine internet üzerinden erişebilmelerini sağlıyor. Kullanıcılar müziklerini, fotoğraflarını, videolarını ya da iş dosyalarını bulabiliyor. Ayrıca canlı TV programlarını izleyip kaydetme seçeneği de var.

Firma şu anda CyberLink Live’ın bazı netbook’larla birlikte verilmesi için çalışıyor ancak anlaşmalar tamamlandıktan sonra duyuruların yapılacağını belirtiyorlar. Firma CEO’su Alice Chang’e göre netbook’larda Linux OS’ların giderek daha fazla kullanılıyor olması da CyverLink için bir başka avantaj. Örneğin CyberLink’in fotoğraf, müzik, video ve DVD oynatıcı özelliklerine sahip PowerCinema Linux medya yazılımı, Linux işletim sistemli netbook’larla verilecek şekilde anlaşma sağlanırsa, yeni bir hayat bulacak. Bunu uzun süre önce yaptıklarını ancak Linux'ün son iki yıla kadar “uçuşa” geçmediğini vurguluyor Chang. Firma aynı zamanda Linux için Firefox’a dayanan, daha multimedya odaklı bir web tarayıcısı üzerinde de çalışıyor.

Xperia'nın çıkış tarihi belli oldu


Sony Ericsson bugün gerçekleştirdiği tanıtımda, merakla beklenen ürünü Xperia™ X1’in 2008 sonuna doğru bazı pazarlarda piyasaya sunulacağını açıkladı.
Ürün öncelikle İngiltere, Almanya ve İsveç’te 30 Eylül tarihi itibariyle kullanıcılarıyla buluşacak. 

İnternetten canlı yayınla gerçekleştirilen Xperia™ X1 tanıtımında, telefonun tüm detayları paylaşıldı. Yayında aynı zamanda ürün için özel olarak hazırlanan Johnny X adlı filmin de prömiyeri gerçekleştirildi. Xperia™ X1’in özelliklerini gerçekçi bir platformda anlatabilmek amacıyla kurgulanan filmde, ürünün kullanım alanları amnezi hastası Johnny X adlı karakter vasıtasıyla anlatılıyor. Johnny X ürünün fonksiyonlarını kullanarak kimliğiyle ilgili parçaları bir araya getirmeye çalışırken, Xperia™ X1’in benzersiz ara yüz paneli sayesinde kullanıcısının kimliği ve kişiliğini nasıl yansıttığının altını çiziyor.


ASUS'tan 8 saniyede açılan dizüstü
ASUS teknik özellikleri ile olduğu kadar tasarımı ile de dikkat çeken yeni dizüstü bilgisayar serisi F8’i tanıttı.
Computerworld Türkiye,
5 farklı renk seçeneği ile kullanıcıların beğenisine sunulan ASUS F8 serisi en son teknolojiye sahip işlemci ve grafik özellikleriyle yüksek performans sunarken, Infusion teknolojisi ile estetik tasarım özelliklerini bir araya getirerek, çok yönlülük sunuyor.

İş dünyasının zorluklarıyla başa çıkabileceği gibi, dijital eğlence ihtiyacını da gideren F8 serisinin performansı, birçok teknoloji ve yazılım özelliğiyle destekleniyor. Bu özelliklerin en önemlisi, kullanıcının 8 saniye içinde bilgisayarı açıp internete bağlanabilmesini ya da multimedya uygulamalarını kullanabilmesini sağlayan Express Gate teknolojisi.

Bilgisayarın dış kasasına çeşitli desen ve renklerin uygulanabilmesini sağlayan Infusion teknolojisi, F8 Serisinin estetik görünmesini sağlarken aynı zamanda darbe ve çiziklere karşı da yüksek koruma sağlıyor. Dış yüzeyde bulunan desenlerin zamanla deforme olmasını engellenerek, çizilme ve silinme problemlerine karşı maksimum koruma sağlanıyor.

Akbiller tarihe karışıyor

İSTANBUL’DA belediye otobüsü ve metrolarda akbil yerine kullanılacak kredi kartı için açtığı ve Halkbank, Ziraat Bankası ve VakıfBank’ın katıldığı ihalede ipi göğüsleyen VakıfBank oldu. Yeni devreye girecek olan sistem kapsamında vatandaşlar otobüslere, metroya ve deniz otobüslerine Vakıfbank’ın Yapı Kredi ile anlaşarak ortak çıkardığı Vakıfbank World kredi kartıyla binecek. Kartlar hızlı ödeme kolaylığı sağlamak için PayPass (dokun geç) özelliğine sahip olacak. Bu uygulamaya bağlı olarak Vakıfbank’ın yaklaşık 2 milyon adet kredi kartı dağıtacağı belirtiliyor.


CeBIT Bilişim Eurasia bu yıl farklı coğrafyalardan ülkeleri ağırlayacak

Haber Merkezi

DÜNYANIN yedinci, Avrupa’nın üçüncü, Avrasya’nın en büyük iş ve teknoloji buluşması olan CeBIT Bilişim Eurasia, bu yıl 7 -12 Ekim tarihleri arasında Rusya, Belçika, Avusturya, Birleşik Arap Emirlikleri, İsveç, Polonya, Macaristan gibi farklı coğrafyalardan 900’ü aşkın katılımcı şirketi ağırlayacak. ABD, Çin, Almanya, Tayvan, Kore gibi küresel ekonominin başrol oyuncularının aralarında bulunduğu 18 ülkeden teknoloji şirketlerinin rekabetine sahne olacak fuar, bu yıl ilk kez Kanada ve Çek Cumhuriyeti’nden de katılımcılara ev sahipliği yapacak. En geniş katılımı gösteren ülkeler Fransa ve Kanada olurken, iki yıl aradan sonra fuardaki yerine dönen Siemens EC de yeni ürünlerini CeBIT Bilişim Eurasia’da sergileyecek. BlackBerry de ilk kez CeBIT Bilişim Eurasia’da yer alacak.
CeBIT Bilişim Eurasia’nın katılımcı ağırlayacağı 18 ülke şöyle sıralanıyor: ABD, Almanya, Avusturya, Birleşik Arap Emirlikleri, Belçika, Bulgaristan, Çek Cumhuriyeti, Çin, Fransa, Hong Kong, İsveç, Kanada, Kore, Macaristan, Polonya, Rusya, Tayvan, Türkiye.

bthaber@interpromedya.com.tr

Yüzyılın deneyini CERN’deki Türk fizikçi anlattı

AVRUPA Nükleer Araştırma Kurumu (CERN) tarafından 13,7 milyar yıl önce meydana geldiği düşünülen Büyük Patlama’dan hemen sonraki başlangıç şartlarını oluşturmak için yaptığı deneyin ilk aşaması başarıyla tamamlandı. Bu deneyi sizler için Türk fizikçi Kerem Cankoçak’a yorumlattık.
Hızlandırıcının üzerindeki herbiri birkaç katlı apartman büyüklüğündeki 4 dedektör de, yıllar süren hazırlıklardan sonra veri toplamaya başladı. CERN laboratuvarında yer alan bu deneyler CMS, ATLAS, LHCB ve ALICE olarak isimlendirildi. Protonların 14 TeV (trilyon elektron volt) merkezi enerjisinde çarpışacakları bu deneyler, araştırmacılara evrenin ilk zamanlarını anlama imkanı verecekler. LHC deneylerinden en büyükleri olan ve Türkiye’nin resmi olarak katıldığı ATLAS ve CMS deneylerinde yapılacak araştırmalar birbirine çok benziyor. Şimdilik sadece 450 MeV enerjili protonlarla başlayan LHC hızlandırıcısı kademeli olarak protonların enerjisini artırarak, yaklaşık bir yıl içinde 7 TeV enerjiye çıkacak. Herbiri 7 TeV enerjiye sahip olan ve 27 kilometrelik dairesel tünel içinde ışık hızına çok yakın hızlarda yol alan protonlar kafa kafaya çarpışarak 14 TeV’luk merkezi enerji meydana getirecekler. Böylelikle atom altı dünyasının şimdiye kadar göremediğimiz bölgelerini inceleme olanağına kavuşacağız. Enerji yoğunluğu, evrenin başlangıcındaki Big Bang (Büyük Patlama) koşullarına yakın olduğundan dolayı, basında LHC deneyleri “Big Bang” deneyleri adıyla da adlandırılıyor. Ancak mutlak anlamda üretilen enerji bir kibrit ateşi kadar bile değil.
LHC deneylerinin amaçları
Bu deneylerin temel amacını, parçacık fiziğinde varılan son nokta olan standart model adını verdiğimiz teorinin yanıtlayamadığı sorulara yanıt bulmak diye özetleyebiliriz. Standart model bize maddenin yapı taşlarının nasıl davrandığını ve birbirleriyle nasıl etkileştiklerini açıklamakta ama bunların nedenleri hakkında bilgi vermemektedir. Yaklaşık yüzyıldır devam eden maddenin yapıtaşlarını araştırma aşamasında geldiğimiz son nokta Standart Model’dir. Her ne kadar birçok deneyle desteklenen bu model, içinde yaşadığımız evrende neler olduğunu bize çok güzel bir şekilde açıklasa da, ortada yanıtlanmamış bazı sorular bulunmaktadır. Standart Model için gerekli olan bir parçacık (ki buna Higgs parçacığı diyoruz) henüz keşfedilmedi. Standart modele göre, maddenin yapı taşları olan temel parçacıklar altı lepton, altı kuark ve bunlar arasındaki temel etkileşmeleri gerçekleştiren aracı parçacıklardır. Bu modele göre, parçacıkların kütlelerinin nereden geldiklerini açıklayabilmek için Higgs alanı adı verdiğimiz ve henüz keşfedilmemiş bir temel-etkileşim alanına ihtiyaç duyuluyor. Dolayısıyla Higgs parçacığının var olup olmadığı sorusunun yanıtlanması Standart Model açısından son derece önemli. CMS deneyi ve diğer LHC deneyleri, öncelikle Higgs parçacığını aramak ve böyle bir parçacık varsa bunun kütlesini ve diğer özelliklerini ölçmeyi amaçlıyor. Standart Model içinde dışarıdan ithal ettiğimiz birçok parametre var. Tüm madde ve kütleye sahip kuvvet taşıyıcı alanlar kendiliğinden gerçekleşen Elektrozayıf simetri kırılması ile kütle kazanmaktadırlar. Fakat bu mekanizma tam olarak anlaşılabilmiş değil. Güçlü Nükleer Kuvvette Yük-ayna simetrisinin (CP) Kırılması Anlaşılabilmiş değil. Genel Görelilik kuramı Standart Model içinde yer almamaktadır. Bunlar ve bunlar gibi sorulara yanıt aramak için yaklaşık 15 yıl kadar önce LHC projesi ortaya atılmış ve LHC deneylerinin yapımına başlanmıştır. Hızlandırıcıda ilk çarpışmalar da yakında gerçekleşecektir. CMS, ATLAS gibi LHC deneylerinden sonuç almak içinse daha birkaç yıl beklemek gerekecek. Eğer şanslıysak ve teorik modellemeler doğruysa, birkaç yıl içinde çok önemli bilgilere ulaşacağız. LHC deneyleri herşeye rağmen daha 15-20 yıl devam edecek.
CERN’e üye olmak
Parçacık fiziği deneyleri teknoloji üretmek ya da yeni enerji kaynakları bulmak için yapılmazlar. Esas amaç bilimsel meraktır. Bilim tarihi boyunca temel fizik araştırmalarından elde edilen bilgiler yeni teknolojilerin geliştirilmesinde de kullanılmıştır. Bunlardan en bilinenleri şüphesiz W. Röntgen’in bulduğu X-ışınları (röntgen cihazı), nükleer enerji, tomografi cihazları ve son olarak da CERN’de keşfedilen internettir. Dolayısıyla insanın evreni anlamak için sarfettiği çaba, aynı zamanda insanlığa teknoloji olarak geri dönmektedir. Bu nedenle CERN gibi kuruluşlara üye olan ülkeler bu araştırmaları büyük paralar harcayarak desteklemektedirler. Günümüzde (ya da belki her zaman) bir ülkenin, bir toplumun gelişmesinin ilerlemesinin tek yolu bilimsel araştırmalardan geçmektedir. Bu nedenle Türkiye’nin de bir an önce CERN’e üye olması ve daha çok sayıda bilim adamımızın CERN’de çalışmaya gelmesi ülkemiz için büyük önem taşımaktadır.
kerem.cankocak@cern.ch

Istanbullu, IBB Mobil’le mobil ortama taşınıyor

Yeşim Çinioğlu

İstanbul Büyükşehir Belediyesi, İBB web sitesinin ‘Cep Telefonu Sürümü’ olarak adlandırılabilecek “İBB Mobil” projesini geçtiğimiz günlerde hayata geçirdi. Bu proje sayesinde artık İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin sunduğu 40’tan fazla hizmete cep telefonu üzerinden 7 gün 24 saat erişilebiliyor. “İBB Mobil” ile kapsamı çok geniş bir bilgilendirme projesinin hayata geçtiğini belirten Bilgi Teknolojileri Daire Başkanı Hakkı Tok, web sitesi üzerinden yapılan birçok uygulamanın cep telefonuna taşındığını belirtti. Bu projeyi hayata geçirirken vatandaşların belediye binasına gelmeden işlemlerini gerçekleştirmeleri dışında istedikleri yer ve zamanda hizmet alabilecekleri bir yapı oluşturmaya çalıştıklarını ifade eden Tok, “İBB Mobil uygulamasıyla web sitelerindeki trafik kameralarına, en yakın eczanelere, sebze-meyve fiyatlarına ve hava durumuna, kentteki kültürel ve sanatsal etkinliklere kadar birçok bilgiye cep telefonunun birkaç tuşuna basarak ulaşılabilecek. Uygulamayla, İETT ve İDO seferleri, doğalgaz ve su borcu öğrenilebilecek, şikayet bildirimi de yapılabilecek” diye konuştu.
Farklı başlıklarda farklı hizmetler
İBB Mobil’in “Ulaşım”, “Sorgulama”, “Şikayet-olay”, “Günlük Bilgiler” ve “Bilgilendirme”den oluşan beş başlıktan oluşan bir yapıda kurgulandığını belirten Tok, her başlık altında farklı uygulamaların bulunduğunu belirtti. Başlıklardan “Ulaşım” bölümünden kamera görüntülerine ve trafik yoğunluk haritasına bakılabildiğini, İDO ve İETT seferlerinin sorgulanabildiğini belirtti.
Günlük bilgiler başlığı altında hava durumu, nöbetçi eczaneler, haberler, ihale alanları, hal ve balık fiyatları, şehir tiyatroları gibi farklı bilgilerin yer aldığını belirten Tok, bu bölümde öne çıkan hizmetlerden birinin de nöbetçi eczaneler bölümü olduğunun altını çizdi. Tok, “Nöbetçi eczaneler bölümünde kullanıcıların bulundukları konuma göre anında kendilerine en yakın eczaneyi öğrenebiliyor ve krokisine ulaşabiliyor” dedi.
Kolay kullanım ön planda
Uygulamada kolay kullanımı ön planda tuttuklarını belirten Tok, uygulamadan cep telefonlarına yükleme yapılarak faydalanılabileceğini belirtti. Yükleme için 1530’a kısa mesajla “Mobil” yazıp göndermenin yeterli olduğunu dile getiren Tok, uygulamanın 400’e yakın cep telefonu modeli tarafından desteklendiğini söyledi.

yesimc@interpro.com.tr

Krizleri asmanin yolu surec optimizasyonu

Krizleri aşmanın yolu süreç optimizasyonu

Haber Merkezi

Henüz 30’lu yaşların başında profesör unvanını alan ve akademik ortamda geliştirdiği birleşik veri sistemi mimarisi yaklaşımını iş dünyasına başarıyla uyarlayarak IDS Scheer’in doğuşuna önderlik eden August Wilhelm Scheer, şirketlerin günümüzün zorlu ekonomik koşullarında rekabet avantajı sağlamak için süreç iyileştirmesine önem vermeleri gerektiğini söylüyor. Scheer, “Şirketlerin hedefledikleri sonuçlara ulaşabilmeleri için mevcut süreçleri iyi değerlendirmeleri, gerekli değişimleri belirlemeleri ve etkin olarak uygulamaları şart. İş süreçlerinin etkin yönetimiyle şirketler iş yapış şekillerini iyileştirebilir, maliyetlerini düşürebilir ve daha esnek bir yapıya kavuşabilirler. Bu da iş süreçleri yönetimi olarak isimlendirdiğimiz kavramın önemini açıkça ortaya koyuyor” diyor.
Verimliliği etkileyen riskler belirleniyor
IDS Scheer’in uluslararası alanda iş süreçleri yönetiminin tüm aşamalarına dair danışmanlık ve yazılım hizmetlerini tek bir elden sunabilen yegane şirket olduğunun altını çizen Scheer, IDS Scheer’in Birleşik ARIS Değer Mühendisliği yaklaşımıyla müşterilerine ait kurumları bir bütün olarak ele aldıklarını belirtiyor. Süreçlerin mükemmelleştirilmesine yönelik ARIS Platformu sayesinde şirketlerin strateji, tasarım, uygulama ve kontrole dair iş süreçlerinin ideal hale getirilmesine yardımcı olduklarını söyleyen Scheer, “Örneğin ARIS Süreç Zekası ve Verimlilik Yönetimi Çözümü sayesinde artık anahtar verimlilik göstergelerinin canlı iş süreçlerinde ölçümlenmesini sağlayabiliyoruz. Bu da yöneticilere süreçlerin kapsamlı ve gerçek zamanlı bir görüntüsünü sunarak kararların temelini sağlamlaştırıyor. Amacımız şirketin verimliliğini tehlikeye atacak tüm riskleri hesaba katarak iş süreci yönetişimini garantilemek” diyor. (kaynak:BThaber)

100 kilometrede sifir litre akaryakit

100 kilometrede sıfır litre akaryakıt

Levent Daşkıran

Geçtiğimiz yıl petrol fiyatları neredeyse iki katına çıkıp dünya sermayesinin petrol kaynakları açısından zengin ülkelerin kasalarına akmaya başlaması, dünyanın dört bir yanından yükselen feryatları da beraberinde getirdi. Çoğu ülkeden protesto ve grev sesleri yükselirken, çıkan arbedelerde yaralananlar, hatta ölenler oldu. Bu aslında dünyanın petrol haricinde yenilenebilir enerji kaynaklarına ve alternatif enerjilere duyduğu ihtiyacın ne kadar acil olduğunu da gözler önüne seriyor.
Dünyada kullanılan petrolün en önemli bölümü taşıtlarda yakıt olarak kullanılıyor. Bu da hem bireysel kullanıma kadar yansıyan bir petrol bağımlılığını beraberinde getiriyor hem de sonuçları küresel ısınmaya kadar giden bir karbon emisyonu açığa çıkarıyor. İşte dünyanın önde gelen ülkeleri, biraz da petrolün son yıllardaki rekor fiyat artışının verdiği silkinmeyle olsa gerek, hem petrole olan bağlılıklarını azaltmak hem de daha yeşil bir geleceğe kucak açmak için taşıtlarda alternatif enerjilerin kullanımına hız verdiler. Bu konuda da melez araçların ötesine geçen ilk somut adımlar da sadece elektrikle çalışan araçlarla kendisini gösterdi. Özellikle geçtiğimiz birkaç ay boyunca elektrikle çalışan araçlara yönelik duyurular birbiri ardına gelmeye başladı. Üstelik durum bu kez gayet ciddi, zira ilk örnekler ön siparişi veren sahipleriyle buluşmaya başladı bile.
İlk örnekler yola çıktı
Bu alanda son zamanlarda sesi en çok çıkan şirket ABD’de faaliyet gösteren Tesla oldu. Tesla, Lityum iyon pillerle donattığı Roadster adlı 2 kişilik spor modelinin ilk örneklerini üretim bandından indirerek 109 bin dolar karşılığında şanslı müşterilerine teslim etmeye başladı. Gerçi tüm müşterilerin de şanslı olduğu söylenemez, zira 6 numaralı aracın sahibine teslim edildikten çok kısa bir süre sonra “motorunun çok sessiz çalışması” ve “küçük oluşu” gibi sebeplerle diğer sürücüler tarafından fark edilmeyip kazaya karıştığı haberi geldi. Aracın becerilerine gelince: Dolu şarjla 350 kilometre yol yapabiliyor, 0’dan 100 kilometreye sadece 4 saniyede çıkıyor ve 100 kilometrede 1,3 dolarlık elektrik harcıyor.
Roadster ile işe küçükten başlayan Tesla, Model S adını verdiği 5 kişilik aile otomobilinin üretimine ise Kaliforniya’da devam edeceğini açıkladı. Bu karardan dolayı son derece memnun olan Kaliforniya Valisi Arnold Schwarzenegger de şirketi petrole alternatif enerji kullanımıyla sıfır emisyonlu araçların üretimine katkıda bulunduğu için satış vergisinden muaf tutan özel bir teşvik kapsamına aldı. 2010 yılının sonlarına doğru tüketiciyle buluşacağı belirtilen Model S’nin 60 bin dolar civarı fiyat etiketine sahip olacağı ve tek şarjla 350 kilometre gidebileceği söyleniyor.
Gerçi her ne kadar artık birileri nihayet elektrikli araçlarla gezebilse de Tesla’nın üretim bandındaki Roadster sayısının 30’dan az olduğunu ve müşteriye teslim edilen araçların sayısının 10’u ancak bulduğunu da söylemek lazım. Fakat önemli olan, yıllarca edilen onca lafın ardından artık dünyada birilerinin parasını vererek elektrikle çalışan bir otomobil alabilmesi.
Şarj sorunu çözülüyor
Tesla’nın araçları gayet güzel olsa da, klasik lityum iyon piller nedeniyle şarj olmaları için geceden fişe takmak gerekiyor. Araçların menzilini de düşünürseniz, özellikle uzun yolculuklar için bu bir sorun haline gelebilir. Diğer yandan pil teknolojilerinde de yaşanan bir takım gelişmeler var. Örneğin İngiltere’deki Lightning Car Company adlı şirket, Lightning GT adını verdiği bir otomobilin geçtiğimiz haftalarda tanıtımını gerçekleştirdi. 700 beygir güç üreterek 4 saniyede 100 kilometreye çıkabilen ve önümüzdeki yıllarda piyasaya çıktığında en az 300 bin dolarlık bir fiyat etiketine sahip olacağı hesaplanan bu aracın en önemli özelliği, lityum titanat adı verilen özel bir pil teknolojisini kullanan yeryüzündeki iki otomobilden biri olması. Bu yeni teknoloji sayesinde aracın pilleri şarja takıldıktan 2 dakika sonra yüzde 80 doluluğa ulaşabiliyor, pilleri tamamen doldurmak içinse 10 dakika yeterli. 10 dakikada şarj olan aracın tek bir şarjdaki menzili ise 320 kilometre. Tabii aracı bu hızla doldurabilmek için üç fazlı endüstriyel elektrik akımına ihtiyaç olduğu gibi küçük bir detay da mevcut. Fakat bu tarz yeni teknolojilere dayalı araçların yayılması özel şarj istasyonlarını da gündeme getireceğinden, gelecekte endüstriyel standartlara uygun elektrik kaynağı bulmak sorun olacak gibi görünmüyor.
Sonuçta elektrikle çalışan araçları yollarda yaygın bir şekilde görebilmek için dünyanın dört bir yanında çoğu şirket uğraş veriyor. Bu çözümlere ne kadar acil bir şekilde ihtiyaç duyduğumuza dair işaretleri de hem cebimizde, hem çevremizde yoğun olarak hissediyoruz. Menzil, şarj süresi ve motor gücü gibi sorunlar da teknolojinin gelişimine paralel olarak birer birer çözülüyor. Genel bir yaygınlaşma için hala biraz zamana ihtiyaç olsa da, elektrikli araçların test ortamlarından sıyrılarak nihayet yollarda gezmeye başladığını görmek sevindirici.

Türkiye’de sistem toplu taşımayla devreye girebilir
Dünya genelinde elektrikli taşıtlara doğru artan ilginin Türkiye’de nasıl bir yankı bulabileceği konusunda Ege Üniversitesi Güneş Enerjisi Enstitüsü Direktörü Prof.Dr. Sıddık İçli’nin görüşlerine başvurduk. İçli, elektrik enerjisi kullanımının fosil yakıtların kullanımına oranla çok büyük bir çevre avantajı sağlayacağını, fakat elektrikli araçların bugünkü akaryakıtla çalışan araçların fiyat ve kullanışlılık seviyesine ulaşmasının zaman alacağını söylüyor. İçli, bununla birlikte hazır konu gündemdeyken ülkemizde de bu alanda bir araştırma konsorsiyumu kurularak geleceğe hazır olmanın faydalı olacağını, en azından büyük şehirlerde elektrikle çalışan toplu taşıma araçlarının daha da yaygınlaşmasını önemli bulduğunu belirtiyor.

Bu noktada başarılı olabilmek için araştırmacıların ve kamu kurumlarının birlikte hareket etmesi gerekiyor. Buna dair oldukça güzel örnekler de var. İçli, “Örneğin gençlerin güneş enerjisiyle çalışan araçlara ilgi duymasını sağlamak için 2005 yılında TÜBİTAK işbirliğiyle Güneş Arabaları Yarışı düzenlemeye başladık. İlk yıl 18 aracın katılımıyla yapılan yarışmaya bu yıl 60’ın üzerinde başvuru var. Bu iş bir çeşit üniversiteler arası prestij yarışına dönüşmüş durumda. Biz bunu bir başarı olarak görüyoruz ve buradan elde edilecek deneyimlerin gelecekte sanayiye de aktarılabileceğine inanıyoruz” diyor.

İçli’nin dikkat çektiği bir diğer nokta da ihtiyaç duyulan enerjinin elde edilmesi için temiz ve geri dönüşümlü enerji kaynaklarının göz ardı edilmemesi. İçli “Şu anda Türkiye’nin rüzgar potansiyeli ülkenin enerji ihtiyacının beşte birini karşılayabilecek potansiyelde. Güneş enerjisi elde etmeye yönelik teknolojilerin gelişimi ve maliyetlerinin düşmesiyle 2023’e kadar Türkiye’nin enerji ihtiyacının dörtte birini yenilenebilir enerji kaynaklarıyla karşılayabileceğini düşünüyoruz” diyor.
Kaynak: BThaber

Mobil iletişimi kolaylaştıran yeni ürünler

Mobil iletişimi kolaylaştıran yeni ürünler

Haber Merkezi

ÖZELLİKLE kablosuz kulaklıklar konusunda dünyanın önde gelen üreticileri arasında yer alan Jabra, 6 Mayıs'ta düzenlediği bir basın toplantısıyla 2008 yılının ikinci yarısında Türkiye’de satışa sunacağı en son ürünlerini tanıttı. Uluslararası Jabra yöneticilerinin de katılımıyla gerçekleşen toplantıda Jabra Gelişmekte Olan Pazarlardan Sorumlu Pazarlama Müdürü Martin Robert Herluf, MEA Bölge Müdürü Ahmed Elkalliny ve MEA İş Geliştirme Müdürü Hanny Hanna’nın yanı sıra, Jabra ürünlerinin Türkiye dağıtıcısı olan Tesan'ın Yönetim Kurulu Üyesi İrfan Yiğit ve Genel Müdür Yardımcısı Salih Erdoğan da yer aldı.
Toplantıda yeni ürün tanıtımının yanı sıra, Bluetooth kablosuz kulaklıklara dair tüketici deneyimleri ve Türkiye’deki kullanıcı eğilimleri de paylaşıldı. Türkiye pazarında yakaladıkları satış oranından duydukları memnuniyeti dile getiren Jabra yetkilileri, özellikle son birkaç yılda son kullanıcı tarafında artan kablosuz kulaklık kullanımına dikkat çektiler. Bunu tetikleyen faktörler arasında mobil kullanım alışkanlığının artması, Bluetooth kablosuz iletişim teknolojisinin mobil cihazlarda neredeyse standart hale gelmesi ve cep bilgisayarı gibi mobil cihazların hayatın içinde daha çok yer alması gösteriliyor.
Özellikle kullanıcılarda iki elini birden kullanma ihtiyacı doğuran akıllı telefonlarda kablosuz kulaklık kullanımının giderek artması da, toplantının ilginç tespitleri arasında. Bu da akıllı telefon kullanımının yoğun olduğu yerde kablosuz kulaklıkların bir ihtiyaç olduğunu gösteriyor.

2008 hedefi 190 bin satış

İrfan Yiğit, geçtiğimiz yıl Jabra’nın Türkiye genelinde 135 bin civarında bir satış rakamına ulaştığını belirtti. Bununla birlikte tüm dünyada olduğu gibi, Türkiye’de de teknolojinin yaygınlaşması ve fiyatların makul seviyelere gelmesi tüketimi körüklüyor. Yiğit, tüketicilerin artık 35 YTL gibi oldukça makul rakamlara bir Bluetooth kulaklık satın alabildiklerini ve fiyatların bu noktaya kadar inmesiyle ciddi bir talep artışı yaşadıklarını belirtti. Tesan, bu yıl sonunda satış adedini 190 bine çıkarmayı hedefliyor.

İş yapış şekilleri Web 2.0 ile şekilleniyor

IBM, Web 2.0 stratejisi doğrultusunda geliştirdiği yeni hizmetiyle, kuruluşların iş yapış şekillerini yeni gelişen teknolojilerle birleştirmeyi hedefliyor. Şirketin duyurduğu Kurumsal Uyum Servisi (The Enterprise Adaptability Service), sosyal ağlar, yeni tür internet siteleri ve anında mesajlaşma programları aracılığıyla çalışanların yeteneklerini açığa çıkartmalarını amaçlıyor. Yeni hizmetle şirketler uygulamalarını yeni iş koşullarına uyarlayabiliyor.
Kurumsal Uyum Servisi hizmetini alan şirketler, Web 2.0 uygulamalarını iş yapış şekillerinin merkezine yerleştiriyor. Çalışanların sosyal ağlar sayesinde kendilerini geliştirmelerini ve yeni iş ilişkileri kurmalarını sağlayan servis, iş ortakları ve müşteriler de bu ağın içine dahil ediyor.
IBM’in bu yıl içerisinde gerçekleştirdiği Küresel İnsan Sermayesi Araştırmasına göre şirketlerin yüzde 14’ü kendisini gelişen koşullara uyum gösterebilecek bir durumda görüyor. Dünya üzerinde 40 ülkede 400’den fazla yöneticiyle gerçekleştirilen araştırmaya göre sadece bu dilim içinde yer alan şirketler teknolojiye ve gelecekte gerekecek yeteneklere çabuk uyum sağlayacağını düşünüyor. IBM Lotus yazılımlarıyla desteklenen projede bu dilimin artırılması hedefleniyor.
Bilgi için: www.lotus.com

Kaynak:BThaber

Aç, kapa, aç kapa…

Aç, kapa, aç kapa…

Fatih Sarı

YouTube… Aslında bu yedi harfi yazdıktan sonra hiçbir şey yazmamak gerekiyor. Ya da bir kitap yazılabilir bu konuda. Son olarak da Ankara mahkemeleri tarafından bir kez daha kapatıldı. Yaşı yetenler hatırlayacaktır. Bir armatür markasının reklamı başlığımızdaki gibiydi. Ancak onlar bu sloganı; “Bizim armatürlerimizi dilediğiniz kadar açıp kapatın, ilk günkü kalitesi baki kalır” mesajını vermek için kullanıyorlardı.
Biz ise maalesef tam tersi şekilde kullanıyoruz bu sloganı. YouTube’u o kadar çok açıp kapattık ki, artık ne kapatıldığında ne de açıldığında haber değeri buluyor. Ne bizim yazmaya elimiz gidiyor, ne de sizler okuyucu olarak bu haberleri gördüğünüzde ilgi gösteriyorsunuz. YouTube, kısa bir süre sonra açılacaktır, bilmem kaçıncı bir emirle tekrar kapatılana kadar. Siber alemde ülke olarak geldiğimiz nokta işte budur.

Web uygulamalarına saldırılar artıyor,web güvenliği gittikçe önem kazanıyor

Mete Gürkan

Web siteleri günümüzde artık kurumların vitrini ve prestiji haline geldi. Diğer yandan web sitesine yönelik saldırılar her geçen gün artıyor. Bu artışın asıl nedeni ise web sitesi güvenliğinin yeterince ciddiye alınmaması. Geçtiğimiz hafta Bilişimcim şirketinin İstanbul’da düzenlediği “WebGüvenliği” semineri için Türkiye’ye gelen Citrix Web Uygulamaları Güvenliği Çözümleri Uzmanı Guy Rosefelt, aynı zamanda bu alandaki en önemli oluşumlardan OWASP’ın (Open Web Application Security Project-Açık Web Uygulamaları Güvenliği Projesi) da kurucuları arasında. Rosefelt’e önce içinde Citrix’i de temsil ettiği OWASP’ı sorduk. OWASP’ın web uygulama güvenliğinin gelişmesi ve yazılımların daha güvenli olması amaçlı herkese açık bir topluluk olduğunu anlatan Rosefelt OWASP’ın web uygulaması güvenliğine dair dokümantasyon, yazılım ve e-posta listeleri gibi ilgili toplulukların faydalanacakları kaynaklar ve iletişim araçları sağladığını ve dünyada Türkiye’nin de arasında olduğu yüze yakın yerel şubesi olduğunu ifade etti. OWASP’ın 2007’de gelecek yıl için web güvenliğindeki en kritik 10 zayıflığı listelediğini belirten Rosefelt, bu listede siteler arası betik yazma ve enjeksiyon açıklarının ilk iki sırada yer aldığını dile getirdi. Rosefelt, “XSS açıkları uygulama kullanıcıdan veri alıp bunları herhangi bir kodlama ya da doğrulama işlemine tabi tutmadan sayfaya gönderilmesi ile oluşur. XSS saldırganın kurbanın tarayıcısında kullanıcı oturumları bilgilerinin çalınmasına, web sitesinin tahrif edilmesine veya solucan yüklenmesine sebep olan betik çalıştırmasına izin verir. Enjeksiyon saldırılarına da web sitelerinde sıkça rastlanıyor. Enjeksiyon, kullanıcı tarafından alınan verinin yorumlayıcıya komut ya da sorgunun bir parçası olarak gönderilmesi durumunda oluşur” dedi.

Türkiye için henüz erken
Web güvenliği konusunda birkaç yıl öncesine kadar farkındalığın çok az olduğunu söyleyen Rosefelt, eskiden bu konudaki çözümler hakkında ne gerek var ki diyen tüm şirketlerin artık bu alana yoğun yatırım yaptığını ifade etti. Rosefelt, son 4-5 yıl içinde web uygulamalarına yönelik saldırıların çığ gibi büyüdüğüne dikkat çekerken, şunları söyledi: “Örneğin iki hafta önce çok ciddi bir enjeksiyon saldırısı oldu. Dünya çapında birçok site bundan etkilendi, buraya geldiğimizde Türkiye’de de birçok sitenin bu saldırıdan zarar gördüğünü, bunun da farkında olmadıklarını gördük. Türkiye’de dil ve yazı karakteri farkından dolayı bazı saldırılar etkisiz kalıyor. Türkiye'nin web güvenliğinde henüz erken aşamalarda olduğunu düşünüyorum.” Web 2.0 ile risklerin çoğalacağına dikkat çeken Rosefelt, güvenlik kodları yazan geliştiricilerin eğitiminin ve niteliğinin çok önemli olduğunu belirtti ve Alman geliştiricilerin bu noktada en güvenli kodları yazdığını söyledi. Rosefelt, Citrix için Türkiye’nin dinamik bir pazar olduğunu ve bölgede Birleşik Arap Emirlikleri ile birlikte Türkiye’nin en hızlı gelişen pazarları olduğunu sözlerine ekledi.

OWASP’ın 2008 en kritik 10 web uygulaması güvenlik zayıflıkları listesi

- Siteler arası betik yazma (Xss)
- Enjeksiyon açıkları
- Zararlı dosya çalıştırma
- Emniyetsiz doğrudan nesne referansı
- Siteler ötesi istek sahteciliği (CSRF)
- Bilgi sızıntısı ve uygunsuz hata işleme
- İhlal edilmiş kimlik doğrulama ve kimlik yönetimi
- Güvensiz kriptografik depolama
- Güvensiz iletişimler
- Url erişimini kısıtlamada bozukluk

Kaynak:BThaber

PTT, Türkiye’yi melez e-posta ile tanıştıracak

PTT, Türkiye’yi melez e-posta ile tanıştıracak

Levent Uyanıker

BT teknolojilerini iş ve işlemlerinde yararlanmak amacıyla pekçok proje geliştiren PTT Genel Müdürlüğü, önümüzdeki dönemde Türkiye'yi melez e-posta uygulamasıyla tanıştıracak. Kuruluşların postalarını elektronik ortamda vererek, bunların PTT tarafından basılarak dağıtımını yapmasına imkan veren uygulama yıl sonunda hayata geçirilecek.

PTT Genel Müdürü Osman Tural, melez e-posta projesine ilişkin Türk Telekomünikasyon ile görüşmelerinin devam ettiğini, anlaşmanın imzalanmasının ardından uygulamaya geçeceklerini bildirdi.
Tural, PTT Genel Müdürlüğü'nün BT projelerine ilişkin açıklamalarda bulundu.

PTT'nin BT teknolojilerinin kullanımı konusunda ''2010-2015'te şunu yapacağız'' yaklaşımından ziyade, mevcut teknolojik gelişmeleri, özellikle BT teknolojilerindeki gelişmeleri kurumun yararına olacak şekilde kullanma çabası içinde olduklarını belirten Tural, teknolojinin, içinde yer alanların bile öngöremediği hızla değiştiğini, bu nedenle BT teknolojilerinin PTT'nin iş ve işlemlerinde kullanılabilecek her türlü gelişiminden yararlanmak istediklerini bildirdi.

Kurumda, BT birimi oluşturmaya çalıştıklarını, yeni bir mekanda, güvenli ve rahat bir mekanda bu birimi faaliyete geçireceklerini ifade eden Tural, dünyadaki gelişmeleri yakından izlediklerini, posta hizmetlerinin sunumunda bu teknolojilerden yararlanarak, daha kaliteli hizmet sunmayı hedeflediklerini vurguladı.

Bu çerçevede, melez e-posta projesi üzerinde çalıştıklarını, bu projeyi yıl sonuna kadar hayata geçireceklerini bildiren Tural, şunları söyledi:
''Melez e-posta şudur: Kuruluşların postayı elektronik ortamda verip, posta idaresi tarafından bunun basılarak dağıtımının yapılmasıdır. Melez e-posta uygulaması gelişmiş batı ülkelerinin pekçoğunda var olan bir uygulama. Ülkeler kendi ihtiyaçlarına göre bu uygulamayı yapıyorlar. Örneğin Bosna-Hersek bu uygulamayı yapanlardan birisidir.

Melez e-posta uygulamasının özünde ölçek küçük olursa daha rahat bir uygulama oluyor. Hem sayısal ölçek, hem coğrafi alan küçük olursa volum düşük olduğunda uygun bir makineyle halledilebiliyor. Bunun altında daha çok spesifik müşterilere hizmet verme anlayışı yatıyor. Sürekli postaya yayın veren, postaya iş veren müşterilerin ihtiyaçları bu uygulamada daha efektif karşılanıyor.

Hangi işi yaparsanız yapın, baskı işi ayrı bir iş. Herkesin kendi yaptığı işte uzmanlaşmasını gerektiren bir dönemdeyiz. Varsayalım ki bir telekomünikasyon şirketi, melez e-posta, e-posta olmadığı zaman baskıya da zaman harcaması gerekiyor, baskı işine zaman ve kaynak harcaması gerekiyor. İşin posta kısmına da para ve zaman harcaması gerekiyor. Melez e-posta bunların hepsini birleştiriyor. Yani, deyim yerindeyse şirketlere ya da kuruluşlara işin baskı ve postayla ilgili kısmını tek bir sorumluyla çözme olanağı sağlıyor. Çünkü başka yerde basılıyor, basıldıktan sonra bunu alıp taşıyorsunuz postaneye, kabulu yapıldıktan sonra taşınması gerekiyor. Melez e-posta uygulamasının bu bakımdan önemli bir avantajı var."
Osman Tural, uygulamaya yıl sonuna kadar başlayacaklarını, bu uygulama sayesinde hem postadan kaynaklanan gecikmelerin hem de faturaların postaya geç verilmesinden kaynaklanan gecikmelerin ortadan kaldırılacağını belirtti. Tural, bu uygulamada esas müşterilerin Türk Telekom ya da bu kuruluş gibi PTT'ye toplu gönderi veren kuruluşlar olacağını ifade etti.

Kaynak:BThaber

Teknoloji haberleri, Yeni Urunler

Mobil blog avcunuzun içinde

Samsung’un yeni cep telefonu L760, RDS destekli FM radyosu, 2.0 megapiksel kamerası ve mobil blog gibi çokluortam özellikleriyle öne çıkıyor. Webe erişimi kolaylaştıran ayarüze sahip olan L760, mobil blog özelliğiyle çekilen fotoğraf ve videoları Youtube, FaceBook ve Flicker gibi web sitelerine yüklemeyi mümkün kılıyor. UMTS bağlantısı sunan ürün, metalik siyah, safir mavi ve yeşil renk seçenekleriyle son kullanıcıya sunuluyor.
Bilgi için: www.samsung.com.tr


Düşük ışıkta bile net kareler

Sony’nin yeni Cyber-shot modeli S730, küçük tasarımla kolay kullanım özelliklerini birarada sunuyor. 3x optik zoom lense ve 7.2 efektif megapiksel sensöre sahip olan fotoğraf makinesi, düşük aydınlatmalı ortamlarda veya bulutlu havalarda flaş gerektirmeden net renk ve görüntü kalitesi sunuyor. Yüksek hassasiyet modu seçildiğinde ISO değeri 1250’ye çıkan ürün, hareketli nesnelerin çekiminde de yüksek perde hızıyla çekim yapıyor ve başarılı sonuç sağlıyor. Modelin çok noktalı otomatik odak modu, nesne hareketliyken ya da kadrajın ortasında değilken bile keskin görüntü elde etmeyi sağlıyor. 2.4 inç’lik LCD ekranı bulunan ürün, fotoğraf parlaklığını grafik biçiminde gösteren ekran üstü Histogram moduyla ince pozlandırma ayarları yapmaya olanak tanıyor.
Flaş, makro ve kendinden zamanlayıcı ayarları gibi özellikleri bulunan fotoğraf makinesi, ekran tavsiyesi seçeneğiyle de seçilen nesne için çekim modu (shooting Mode) kadranı ile doğru ayarları yapmaya yardımcı oluyor. Ayrıca tercih edilen baskı boyutuna ve bellek durumuna göre optimum fotoğraf boyutunu seçmeyi mümkün kılıyor.
Bilgi için: www.sony.com.tr


LCD televizyonlar için işlemci ailesi

AMD’nin yeni Xilleon panel işlemci ailesi, yüksek görüntü işlemi için gelişmiş hareket dengelemesi ve kare hızı dönüştürme teknolojisi sağlıyor. AMD Xilleon 410, 411, 420 ve 421 panel işlemci ailesi, tam HD çözünürlüğe kadar net görüntü kalitesi sağlıyor. Şirketten yapılan açıklamaya göre Samsung tarafından tasarlanan patentli 120Hz Görüntü Destekli Kare Enterpolasyonu (McFi) çözümü için tercih edildi. Samsung’un McFi çözümü ve AMD Xilleon panel işlemciye dayalı Mitsubishi MZW serisi 120Hz LCD televizyonlar, Japonya’da üç farklı genişlik seçeneğiyle satışa sunuldu.
Xilleon panel işlemciler, AMD’nin gelişmiş faz-düzlem korelasyonu teknolojisi sayesinde hareket dengeleme ve kare hızı dönüşümü olanaklarını sunuyor. Bu sayede 100Hz/120Hz LCD TV’lerde tam HD çözünürlüğe kadar kaliteli görüntü işleme özelliği taşıyor. Bunun temelinde işlemcinin yayındaki 24Hz/60Hz sinyalleri algılaması ve kareler arasındaki hareketi belirleyerek arada kalan bu hareketleri yeni karelerle doldurarak sinyali 120Hz’e çevirmesi yatıyor. İşlemciler, üreticilere yüksek düzeyde programlanabilirlik özelliği içeriyor ve LCD panel alt sistemi ya da TV ana kartıyla bütünleştirilebiliyor.
Yeni AMD Xilleon panel işlemcisi, sayısal televizyonlar için sayısal ve analog sinyal alımını, grafikleri, görüntü işlemesini, video çözümünü ve çokluortamı birleştiren yonga üzerinde sistem (SOC) ailesi çözümünü de içeriyor. Xilleon işlemci SOC çözümü Samsung, Mitsubishi ve Westinghouse gibi üreticiler tarafından tercih ediliyor.
Bilgi için: www.amd.com



Mobil blog avcunuzun içinde

Samsung’un yeni cep telefonu L760, RDS destekli FM radyosu, 2.0 megapiksel kamerası ve mobil blog gibi çokluortam özellikleriyle öne çıkıyor. Webe erişimi kolaylaştıran ayarüze sahip olan L760, mobil blog özelliğiyle çekilen fotoğraf ve videoları Youtube, FaceBook ve Flicker gibi web sitelerine yüklemeyi mümkün kılıyor. UMTS bağlantısı sunan ürün, metalik siyah, safir mavi ve yeşil renk seçenekleriyle son kullanıcıya sunuluyor.
Bilgi için: www.samsung.com.tr



Klavyelere bahar geldi

Minton’un pazara sunduğu yeni bilgisayar klavyesi MKB 1014, renk seçenekleri ve tasarımıyla dikkat çekiyor. Yeşil, pembe, turuncu ve mavi gibi renk seçenekleriyle sunulan ürün, aynı zamanda yıkanabiliyor. Windows98/Me/2000/NT/XP işletim sistemleriyle uyumlu olan ürün, USB arabirim, PS/2 giriş adaptörü, USB uzatma kablosu gibi araçlara sahip. Elastik yapısıyla kullanıcıya kolaylık sağlayan ürün, esnek ve portatif. Ayrıca ürün sudan ve tozdan etkilenmiyor.
Bilgi için: www.minton.com.tr