Site etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Site etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Chip Online Turkiye

chip.com.tr Sitesindeki Günlük gelişmeleri iGoogle sayfanizdan takip edebilmeniz icin hazirlanmis güzel bir araç.

Hukuk Sözlüğü; Hukuki Terimler sözlüğü

Bu sözlük, Adalet Bakanlığı Bilgi İşlem Dairesi Başkanlığı tarafından Sözlüğün Gadget versiyonudur. Hukuki kelimeleri anlamak ve ogrenmek isteyenlerin basvuraca temel masaüstü bir kaynak haline getirilmistir.Kaynak:www.adalet.gov.tr

Şekerleme gibi USB sürücüler

KINGSTON, yeni ürünü DataTraveler Mini Slim USB Flash belleklerini piyasaya sürdü. Siyah, mavi ve pembe renk seçenekleriyle tüketiciye sunulan USB bellekler, 2 GB ve 4 GB içerik kapasitesine sahip. Yeni DT Mini Slim, piyasadaki en küçük USB sürücüler arasında yer alıyor. DataTraveler Mini Slim USB sürücüleri, iki yıl garantiyle satışa sunuldu.
Bilgi için: www.kingston.com.tr

Anılarınızı başucunuzda saklayın

TESAN’IN teknoloji ürünleri markası Ttec Plus’ın pazara sunduğu yeni TTC DF001 ve DF002 sayısal fotoğraf çerçeveleri, yüksek çözünürlüğü ve zengin renkleriyle evin her köşesinde anılarınıza hayat veriyor. Yaklaşık 18 santim boyutundaki çerçeveler jpg ve bmp dosyalarını görüntülemenin yanında otomatik slayt şovu, görüntü büyütme gibi birçok özelliğe de sahip. Tüm yaygın bellek kartları için uygun yuvaya sahip olan çerçeveler, 15 adete kadar fotoğrafı dahili hafızasında saklayabiliyor.
Bilgi için: www.ttecplus.com

Dizüstü bilgisayarlara özel iki yeni fare

MICROSOFT yeni taşınabilir bilgisayar faresi Arc Mouse’u piyasaya sundu. Microsoft, ayrıca dizüstü bilgisayar faresi olan Wireless Notebook Optical Mouse 3000’in tasarımı yenilenmiş uyarlaması olan Wireless Mobile Mouse 3000’i de tanıttı.

Katlanabilir tasarımı ve fonsiyonelliğiyle dikkat çeken Arc Mouse, katlandığı zaman yarı yarıya küçülüyor. Arc Mouse ince, yay şeklindeki tasarımıyla dikkat çekiyor. Arc Mouse’un zarif ve katlanabilir yapısı, ürünün herhangi bir çantada kolayca taşınmasını sağlıyor. Ürün açıldığında kullanımı kolay bir fare halini alıyor. Üzerine takılabilen mıknatıslı mini alıcısıyla her yere kolayca taşınabiliyor. Boyu 1 santimetreden kısa olan alıcı dizüstü bilgisayarda rahat kullanım sağlıyor.
Ürün, özel göstergesiyle pil durumu yeterliyken yeşil, az olduğu zaman kırmızı yanıyor. 10 metreye kadar kablosuz bağlantı olanağı sunan ürün beraberinde taşıma kılıfıyla geliyor.

Microsoft’un diğer bir yeni faresi olan Wireless Mobile Mouse 3000 kolayca her yere taşınabiliyor. Yeni fare Türkiye’de siyah ve beyaz renklerde kullanıcılarla buluşacak.
Bilgi için: www.microsoft.com/turkiye


Logitech’ten dizüstü bilgisayarlar için kablosuz hoparlör seti


LOGITECH’IN yeni ürünü Z-500 Wireless Notebook Speaker, kullanıcılara bilgisayardan kablosuz müzik dinleme olanağı sunuyor. Kablo karmaşası olmadan dizüstü bilgisayarlarla uyum sağlayan hoparlör, kaliteli akustik sürücüleri sayesinde PC ve Mac bilgisayarlarda dengeli ses çıkışı sağlıyor. Dahili şarjlı piliyle 12 saat çalışabilen Z-500 ile müzik dinlemek için kablosuz USB eklentisini kullanmak yeterli.
Bilgi için: www.logitech.com.tr

Dizüstünde şık ve renkli bir seçenek


TASARIMI ve sunduğu renk seçenekleriyle dikkat çeken Sony Vaio’nun yeni modeli CS11, Türkiye pazarına sunuldu. Dizüstü bilgisayar, teknik özellikleriyle de her türlü ihtiyaca yanıt veriyor. Yeni serideki orijinal Vaio yazılımı, kullanıcıların sayısal dosyalarını yaratıcı bir şekilde düzenleyebilmeleri adına güçlü bir dahili zekâ kullanıyor. Vaio Music Box’taki ‘12 tone analysis’ teknolojisi sabit diskteki tüm müzik koleksiyonunu 24 ayrı modda kategorize edebiliyor ve kullanıcıya günün her saatine özgü ayrı tarz müzik sunabiliyor. Vaio Movie Story 12, ton analizi teknolojisinin yanında tema ve seslendirme tercihlerini video klipler ve fotoğraflarla eşleştiriyor.
Bilgi için: www.sony.com.tr

Aç, kapa, aç kapa…

Aç, kapa, aç kapa…

Fatih Sarı

YouTube… Aslında bu yedi harfi yazdıktan sonra hiçbir şey yazmamak gerekiyor. Ya da bir kitap yazılabilir bu konuda. Son olarak da Ankara mahkemeleri tarafından bir kez daha kapatıldı. Yaşı yetenler hatırlayacaktır. Bir armatür markasının reklamı başlığımızdaki gibiydi. Ancak onlar bu sloganı; “Bizim armatürlerimizi dilediğiniz kadar açıp kapatın, ilk günkü kalitesi baki kalır” mesajını vermek için kullanıyorlardı.
Biz ise maalesef tam tersi şekilde kullanıyoruz bu sloganı. YouTube’u o kadar çok açıp kapattık ki, artık ne kapatıldığında ne de açıldığında haber değeri buluyor. Ne bizim yazmaya elimiz gidiyor, ne de sizler okuyucu olarak bu haberleri gördüğünüzde ilgi gösteriyorsunuz. YouTube, kısa bir süre sonra açılacaktır, bilmem kaçıncı bir emirle tekrar kapatılana kadar. Siber alemde ülke olarak geldiğimiz nokta işte budur.

Web uygulamalarına saldırılar artıyor,web güvenliği gittikçe önem kazanıyor

Mete Gürkan

Web siteleri günümüzde artık kurumların vitrini ve prestiji haline geldi. Diğer yandan web sitesine yönelik saldırılar her geçen gün artıyor. Bu artışın asıl nedeni ise web sitesi güvenliğinin yeterince ciddiye alınmaması. Geçtiğimiz hafta Bilişimcim şirketinin İstanbul’da düzenlediği “WebGüvenliği” semineri için Türkiye’ye gelen Citrix Web Uygulamaları Güvenliği Çözümleri Uzmanı Guy Rosefelt, aynı zamanda bu alandaki en önemli oluşumlardan OWASP’ın (Open Web Application Security Project-Açık Web Uygulamaları Güvenliği Projesi) da kurucuları arasında. Rosefelt’e önce içinde Citrix’i de temsil ettiği OWASP’ı sorduk. OWASP’ın web uygulama güvenliğinin gelişmesi ve yazılımların daha güvenli olması amaçlı herkese açık bir topluluk olduğunu anlatan Rosefelt OWASP’ın web uygulaması güvenliğine dair dokümantasyon, yazılım ve e-posta listeleri gibi ilgili toplulukların faydalanacakları kaynaklar ve iletişim araçları sağladığını ve dünyada Türkiye’nin de arasında olduğu yüze yakın yerel şubesi olduğunu ifade etti. OWASP’ın 2007’de gelecek yıl için web güvenliğindeki en kritik 10 zayıflığı listelediğini belirten Rosefelt, bu listede siteler arası betik yazma ve enjeksiyon açıklarının ilk iki sırada yer aldığını dile getirdi. Rosefelt, “XSS açıkları uygulama kullanıcıdan veri alıp bunları herhangi bir kodlama ya da doğrulama işlemine tabi tutmadan sayfaya gönderilmesi ile oluşur. XSS saldırganın kurbanın tarayıcısında kullanıcı oturumları bilgilerinin çalınmasına, web sitesinin tahrif edilmesine veya solucan yüklenmesine sebep olan betik çalıştırmasına izin verir. Enjeksiyon saldırılarına da web sitelerinde sıkça rastlanıyor. Enjeksiyon, kullanıcı tarafından alınan verinin yorumlayıcıya komut ya da sorgunun bir parçası olarak gönderilmesi durumunda oluşur” dedi.

Türkiye için henüz erken
Web güvenliği konusunda birkaç yıl öncesine kadar farkındalığın çok az olduğunu söyleyen Rosefelt, eskiden bu konudaki çözümler hakkında ne gerek var ki diyen tüm şirketlerin artık bu alana yoğun yatırım yaptığını ifade etti. Rosefelt, son 4-5 yıl içinde web uygulamalarına yönelik saldırıların çığ gibi büyüdüğüne dikkat çekerken, şunları söyledi: “Örneğin iki hafta önce çok ciddi bir enjeksiyon saldırısı oldu. Dünya çapında birçok site bundan etkilendi, buraya geldiğimizde Türkiye’de de birçok sitenin bu saldırıdan zarar gördüğünü, bunun da farkında olmadıklarını gördük. Türkiye’de dil ve yazı karakteri farkından dolayı bazı saldırılar etkisiz kalıyor. Türkiye'nin web güvenliğinde henüz erken aşamalarda olduğunu düşünüyorum.” Web 2.0 ile risklerin çoğalacağına dikkat çeken Rosefelt, güvenlik kodları yazan geliştiricilerin eğitiminin ve niteliğinin çok önemli olduğunu belirtti ve Alman geliştiricilerin bu noktada en güvenli kodları yazdığını söyledi. Rosefelt, Citrix için Türkiye’nin dinamik bir pazar olduğunu ve bölgede Birleşik Arap Emirlikleri ile birlikte Türkiye’nin en hızlı gelişen pazarları olduğunu sözlerine ekledi.

OWASP’ın 2008 en kritik 10 web uygulaması güvenlik zayıflıkları listesi

- Siteler arası betik yazma (Xss)
- Enjeksiyon açıkları
- Zararlı dosya çalıştırma
- Emniyetsiz doğrudan nesne referansı
- Siteler ötesi istek sahteciliği (CSRF)
- Bilgi sızıntısı ve uygunsuz hata işleme
- İhlal edilmiş kimlik doğrulama ve kimlik yönetimi
- Güvensiz kriptografik depolama
- Güvensiz iletişimler
- Url erişimini kısıtlamada bozukluk

Kaynak:BThaber

Bilisim Haberleri (Kasim 07)

OECD’nin Türkiye raporu açıklandı

Levent Uyanıker

Devlet Planlama Teşkilatı’nın (DPT) koordinasyonunda OECD’nin hazırladığı “OECD e-Devlet Çalışmaları” raporu Türkiye'de son yıllarda e-devlet konusunda kaydedilen gelişmeleri su yüzüne çıkardı. Güney Kore ve Meksika ile Dünya Bankasından uzmanların katkılarıyla yazılan raporda Türkiye’nin bilgi ve proje ile değişim yönetimi becerilerinin eksikliğine dikkat çekilerek, “Pek çok OECD ülkesinde olduğu gibi, Türkiye’de de öngörülen maliyet ve faydaların gerçekleştirilmesi için yatırım maliyetleri ve geri dönüşüm konusunda bilgi eksikliği yanında proje ve değişim yönetimi becerilerinin eksikliği görülmektedir” denildi.
Birlikte çalışabilirlik hayata geçirilmeli
Türkiye, bu sorunları çözebilmesi için, projelerin analizinde standart fayda/maliyet analizi yanında maliyet muhasebesi sisteminin uygulamalarını değerlendirmesi gerektiğini belirten OECD, bitmiş yatırımların değerlendirilmesi, kullanıcılara olan faydanın ölçülmesi ve mükerrer yatırımları önlemek ve değişik uygulamaların birlikte çalışabilirliğini sağlayacak bir kurumsal mimari geliştirilmesi gerektiğini önerdi.
Belediyelerde e-hizmet patlaması olacak
OECD, bakanlıkların kendi yetki alanlarıyla ilgili e-devlet girişimlerinin planlama ve uygulama aşamasında daha fazla sorumluluk üstlenmesi gerektiğini vurguladı ve Türkiye’nin kaynak ve sorumlulukları merkezi kurumlardan yerel yönetimlere doğru kaydırmakta olduğundan belediyelerin, pek yakında, kendi seçmenlerine yönelik e-hizmetleri planladığının altını çizdi. OECD, belediyelerin birbirlerinden bağımsız bir şekilde, münferit uygulamalar geliştirmelerini önlemek amacıyla ortak proje geliştirme, birlikte çalışabilirlik ve daha baştan ortak hizmetlerin tasarlanması için yerel düzeyde güçlü liderlik ve işbirliğine ihtiyaç olduğunu söyledi.
İnternet kullanım oranımız çok düşük
Türkiye’de bilgi toplumunun gelişmesinde dengesizliklerin devam ettiğini dile getiren OECD,
iş dünyasının yüksek düzeyde internet kullanıcısı olduğunu ancak Türkiye’nin AB–25 ülkelerine (yüzde 47) göre oldukça düşük internet erişim oranına (yüzde
14) erişebildiğini açıkladı. OECD raporunda şu bilgiler yer alıyor: “Türkiye nispeten düşük internet erişim oranına rağmen e-devlette önemli ilerlemelerin gerçekleştirilebileceğini göstermiştir. Örneğin, muhasebeciler gibi aracı bir kesimin de katkısıyla vergi beyannamelerinin elektronik ortamda verilmesiyle ilgili çok iyi bir kullanım oranı yakalanmıştır. Buna ilaveten, bankaların vergi ödemelerinde aracı yapılmasıyla vergi toplamada işlem maliyeti 2 dolardan 0,35 dolara düşürülmüştür.”


Yeni nesil Türkçe sosyal ağ: mondus.net

Artık kişiler internet üzerinden, sosyal ağlar aracılığı ile buluşuyor, ilişkilerini bu yolla da geliştiriyor. Dünyada Myspace, LinkedIn gibi örneklerle başlayan, facebook�la devam eden yeni nesil sosyal ağ uygulamalarından biri olarak tasarlanan mondus.net Türkçe olmasının yanında Türkiye�ye yönelik ayrıcalıklar taşıyor. 3 genç teknoloji uzmanı tarafından kurulan mondus.net, benzer uygulamalardan yola çıkılarak ancak Türklerin alışkanlıklarına ve beklentilerine göre geliştirilmiş yeni nesil bir sosyal ağ. Kullanıcıların gerçek hayattaki arkadaşlıklarını internet üzerinden sürdürebilmelerini ve geliştirebilmelerini sağlıyor. Mondus.net�e üye olarak arkadaşları isimle bulmak, bağlantı kurmak ve fotoğraf, film, yazılar paylaşmak mümkün. Gizlilik kuralları tamamen üyenin kendi istekleri doğrultusunda şekillendirilebilen mondus.net�te, tüm üyelerle, çeşitli ilgi alanlarına yönelik gruplarla iletişim kurulabileceği gibi, üniversite veya şirketlere özel ağlarda yer alarak daha kapalı iletişim ağları da yaratılabiliyor. Mondus.net kurucularından Cem Sertoğlu �Sosyal ağların zaman içinde erozyona uğradığını görüyoruz. Mondus.net�in kişilerin gerçek kimlikleriyle yer alabilecekleri, iletişimlerini kolaylaştıran ve hız kazandıran alternatif bir iletişim platformu olarak gelişmesi için teknolojik ve içeriğe yönelik yaratıcı çalışmalar yapmayı ve mondus.net�i her dönem güvenilir, yenilikçi bir sosyal ağ olarak yaygınlaştırmayı hedefliyoruz� dedi.



Nanoteknoloji 2014’e kadar trilyonluk sektör olacak

Deloitte Global Teknoloji, Medya ve Telekomünikasyon İnovasyon Direktörü Edward K. Moran’ın üyesi bulunduğu Amerikan Ulusal Nanoteknoloji İnisiyatifi’ni Değerlendirme Komitesi tarafından yayımlanan makalede, nanoteknoloji alanındaki araştırmaların durumu ve geleceğe dair öngörüler yer aldı. 3 yılda bir hazırlanan raporda nanoteknoloji çalışmalarının henüz başlangıç aşamasında sayılabileceği ancak önümüzdeki yıllarda bu teknolojinin ekonomiye ve insan yaşamına damgasını daha fazla vuracağı belirtildi. Raporda yer verilen bir çalışmada, 2014 yılına kadar nanoteknoloji ürünlerinin küresel yıllık cirosunun 2,6 trilyon doları bulacağı öngörülüyor. 2014 yılında nanoteknoloji bütün bilgisayarlarda, elektronik aygıtlarda, ilaçların yüzde 23’ünde, otomobillerin yüzde 21’inde kullanılacak.
Nanoteknoloji konusunda en çok patent alan ülke ABD
Rapora göre, ABD nanoteknoloji gelişiminde halen lider konumda, ancak giderek daha fazla uluslararası rekabetle karşı karşıya kalıyor. Japonya ve AB’nin nanoteknoloji ve nano bilim alanında yaptığı yıllık kamu harcamalarının yaklaşık miktarı, ABD’ninkine yakın olarak, 1 milyar dolar olarak tahmin ediliyor. Ülkeler bazında yapılan karşılaştırmalar ve alınan patentlerin dökümü, uluslararası platformda nanoteknolojide giderek artan miktarda entelektüel etkinliği ortaya koyuyor. 1976-2003 yılları arasında nanoteknoloji ile ilgili 5 bin 228 patentin yüzde 67’sinin Amerikan kurumları tarafından alınması bu ülkenin önde olduğunu gösteriyor. ABD’nin bu dönemdeki 3 bin 500 civarındaki patentini, 926 patent ile Japonya, 684 patent ile Almanya, 244 patent ile Kanada ve 183 patent ile Almanya takip ediyor.




Medya interneti sevdi

Medya interneti sevdi

Ceren Moral

İnternet'in hayatın her alanında etkili olduğu su götürmez bir gerçek. Sanal ortamın bir cazibe merkezi haline gelmesi, pek çok sektörde olduğu gibi basın sektörünün de bu ortama geçişini sağladı. Bu nedenle çevrimiçi yayıncılık hızla gelişiyor. Erişim hızlarının yanı sıra web ortamına erişen kullanıcı sayısının her geçen gün artışı, basın organları için interneti vazgeçilmez bir platform haline getiriyor. Başlangıçta klasik yayın organlarının birebir yer aldığı web siteleri söz konusuydu. Oysa günümüzde çevrimiçi yayınlar çok hızla güncellenen, okurların sürekli taze bilgi alırken görüşlerini aktarabildiği etkileşimli ortamlar haline gelmiş durumda. Kısa sürede çok büyük aşama kaydedildiği düşünülse de bu ortamların gelişimi halen sürüyor.
Çevrimiçi yayınların gelişimi karşısında geleneksel yayınların aynı formda kalması çok mümkün görünmüyor. 'Değişmeyen tek şey değişimdir ' mottosu klasik yayınlar için çok geçerli.
Üç boyutlu yapıya kayış
İnternetin gelişimiyle ortaya çıkan çevrimiçi yayıncılık gelişimini sürdürüyor. Bu yayıncılık türünün web teknolojilerinin gelişmesiyle yaygınlaştığını ifade eden İnterpro Bilgi Servisleri Genel Müdürü Âli Yurtsever, dünden bugüne çevrimiçi yayıncılığın gelişimini aktardı:
“Başlangıçta uygulamalar geleneksel basılı yayının webdeki yansıması gibiydi. Çoğu hala öyle. Sonra gerek internet erişiminin gelişmesi gerekse yazılım tarafındaki gelişmelerle, yeni medya dediğimiz internet ortamına yönelik yeni ürünler çıkmaya başladı. Bu ürünler, hem içerik açısından hem sundukları diğer işlevler açısından internete özel yayınlar. Bu noktada bir geçiş süreci yaşanıyor. Netleşmiş ve oturmuş modeller yok. Çünkü teknoloji sürekli olarak değişiyor. İnternet kullanımı ve bant genişlikleri artıyor. Dolayısıyla kronolojik olarak bakarsak, önce web uygulamalarının ortaya çıkmasıyla, basılı yayının web ortamından izlenebilmesi için yapılmış olan siteler ortaya çıktı. Sonra giderek internet ortamına has, bu platformun özelliklerini kullanan yayınlar devreye girdi. Bu gerek Türkiye’de gerekse dünyadaki son 4-5 yıllık süreç.”
Web ortamında yayıncılık halen gelişim sürecini yaşıyor. Günümüz web sitelerinin, gelecekte bu işin nasıl olacağına dair çok fazla ipucu vermediğine dikkat çeken Yurtsever, şu anda internet ve kullanımının iki boyutlu olduğunu kaydetti. Gelecekte internetin üç boyutlu olacağını belirten Yurtsever, “Video ve benzeri araçlar kullanılıyor ama şu anda siteler metin ağırlıklı. İki boyutlu bir arayüzden bahsediyoruz. Bu arayüzün üç boyuta dönüşeceğini düşünüyorum. Tamamıyla grafik olacak. Bir şirketin web sitesine gitmek o şirketin binasından içeri girmek gibi olacak. Şirketin binasına gireceksiniz. Sizi girişte bir resepsiyon görevlisi karşılayacak. Şirketin kamuya açık olan yerleri varsa oraları gezebileceksiniz. Açık olmayan yerlere girmek için yetkilendirme almanız gerekecek. Bütün bunlar grafik olarak üç boyutlu olarak gerçekleşecek. Tabi ki medya da bu gelişmeden payını alacak. Medya için bu apayrı bir boyut olacak ve yeni ufuklar açacak. Bu anlamda oldukça yeni ve köklü uygulamalar ortaya çıkacak. Teknoloji henüz bu noktada değil. Ama hızla ilerliyor. Sonuçta web ortamı ikinci bir dünya haline dönecek” şeklinde görüş bildirdi.
Gelişim yazılım tarafında
Webde gelişim sürüyor. Bu ortamda asıl gelişmenin yazılım ve uygulama teknolojilerinde olacağını ifade eden Yurtsever, on yıl sonrasına bakıldığında çok farklı bir internet ortamının görüleceğini ekledi. Yurtsever bu yeni ortamı ve gelir modellerini tanımladı:
“Daha gerçek, daha keyifli ve daha kolay olacak. Bu geçiş süreci çok uzun sürmeyecek. Web 2.0, bir sürü yeni uygulama anlamına geliyor. Bunun içinde pek çok teknoloji değişiyor. Burada önemli olan sadece teknoloji değil, kavramlar da değişiyor. Bir web sayfası nasıl olmalı ve kullanılmalı? Arayüz burada çok önemli. Web sitesinin insanla buluşması nasıl olmalı? Bundan 5-10 yıl sonra, klavye ve fare kullanmayacağız. Başka araçlar ve arayüzler kullanacağız. Bu anlamda yayın tarafındaki ürünler de ciddi anlamda farklılaşacak. Tamamıyla grafik unsurlardan oluşan bir yayın hayal edebiliriz. Bir haberi okumak, aynı zamanda dinlemek ve izlemek, etkileşimli olarak onun içine girmek mümkün olacak. Bu noktada uygulamalar hayal gücüyle sınırlı. Bu beraberinde yepyeni bir iş modelini de getirecek. Buradan nasıl para kazanılacak? Şu anda esas sıkıntı bu noktada. İnternet ortamında para kazanılması şu anda hala daha risk görülen bir konu. Denenmiş ve oturmuş modeller var ama onlar da hızla değişiyorlar. Bu anlamda internet ortamında uzun soluklu bir iş modeli yok. O dönemin ya da o konjonktörün ihtiyaçlarına uygun yeni modeller üretmek gerekiyor. Geleneksel ortamlarda olduğu gibi bir iş modeli oturtup, yıllarca onu kullanmak söz konusu değil. Sürekli olarak değiştirmek ve inovasyon yapmak gerekiyor. Geleneksel iş modellerini webe uyarlamak mümkün değil. Web için ona has yeni iş modelleri geliştirmek lazım. Yeniden yaratmak lazım. Bunun için de hiç denenmemişi denemekten korkmamak gerekiyor. İnternette gelir modelleri çok bakir bir alan.” (BThaber)

istanbul.com ve Google�dan gmail

istanbul.com ve Google�dan gmail yetenekli @istanbul.com posta hizmeti

İstanbul�un dünyaya açılan kapısı istanbul.com ile Google, küresel marka olma yolculuğunda İstanbul�a güç verecek bir işbirliğine imza attı: @istanbul.com, powered by Google! İşbirliği kapsamında, dileyen herkes, Gmail service�in altyapısıyla desteklenen @istanbul.com uzantılı e-posta adresine ücretsiz sahip olabilecekler. Tüm dünyadaki Google operasyonları içinde �bir kentin adına özel olarak sunulan ilk e-posta� olan bu örnek uygulamanın yanı sıra, çok kısa bir süre içerisinde Google Maps, YouTube, Blogger, Google Calendar ve GTalk gibi Google servisleri tarafından desteklenen özel uygulamalar da istanbul.com kullanıcıları için hayata geçirilecek. istanbul.com ve Google, bu hizmetlerin yanı sıra, İstanbul markasına değer katacak yeni ürün ve hizmetlerin yaratılması için de birlikte çalışacak.


Blog, siyasetin nabzında

Edip ÖYMEN

Amerikan başkanlık seçim kampanyasını internette izlemek, bilgi toplumu niteliği kazanmış bir alemde �bu işler�in nasıl yaşandığını görmek bakımından ilginç. Siyasetçi, topluma mesajını teknolojiyle iletiyor. Bunun eski kampanyalardan farkı, teknolojinin çok öne çıkmış olması. Eh, memlekette çevrimiçi nüfus çoksa, sen de gidip meydan mitingi yapmazsın. Herkese, onların alışkın olduğu mecradan (medium) ulaşırsın.

İşte bakınız popüler siyah senatörümüz Obama�nın sitesini ziyaret edenlerin �pazar trafik payı� yüzde 36,5. Bu veri, internette kuş uçsa haberi olan Hitwise�ın 1 Eylül�deki açıklamasından. Adamlar, bu verilerin ayrıntılı analizlerini parayla satıyor. Medyaya haber yapacak kadarını veriyor.

Evet, gelelim internet meraklısı John Edwards�a. Onun pazar payı yüzde 22,3. Hillary, hemen dibinde yüzde 22. Sonra uzun bir boşluk var. Arkadan, ismi var cismi yok demokratlar geliyor.

Cumhuriyetçi cephede en olmadık aday adayı Ron Paul yüzde 42,5 ile önde. Sonrakilerle arasında açık büyük. 9/11 �kahraman belediye başkanı� Giuliani yerlerde sürünüyor. Payı yüzde 7,6. Lafını etmeye değmez.

Blogların izini süren Technorati�de (ayraç içine almadan) 2008, presidential, election sözcüklerini yazınca 40 bin kayıt geliyor. Ama adayları tek tek aramaya başlarsanız örneğin Hillary için 226 bin kayıt oluşmuş durumda. Bu satırları okuduğunuz sırada bu rakamlar artmış da olacak.

Blogdan bloke olmamak için Arizona Devlet Üniversitesi�nden iki profesör, bir metin analiz teknolojisi geliştirdi. Bu sistemi uygulayarak, aday adaylarına dair her türlü �laf salatası�, akıllı uslu mesaja dönüşüyor. Her 4 saatte bir, o aday adayına ait veriler yenileniyor. Blogcuların, her adaya dair fikir ve görüşlerini tek bir sitede okumak, bloglar arasında kör gibi dolanıp aklını kaçırmaktan daha pratik.

Hakia, arama motorlari savasina sıkı hazirlaniyor

Haber Merkezi

Hakia, 2004 yılında yeni nesil arama motoru geliştirmek iddiasıyla kurulduğunda, tüm köşelerin kapıldığı bu pazarda nasıl başarılı olacağı şüpheyle karşılanmıştı. Dünyadaki Internet kullanıcılarının bir numarası Google, iki numarası Yahoo karşısında iddialı olmak için ne yapacaktı? İnsanların kullanım alışkanlığını nasıl değiştirebilecekti? Aradan geçen zaman, Hakia�nın hayalperest bir macera olmadığı, bu pazara ciddi bir şekilde hazırlandığını ve iddiasını gerçekleştireceğini gösterir nitelikte. Hakia sayesinde karmaşık bir cümleyi arayabilecek, hatta sorular sorup yanıtını alabileceksiniz. Örneğin, sadece yaz mevsiminde açan kırmızı renkli çiçekler hakkında bir arama yapıyorsunuz. Hakia size, sadece �Kırmızı çiçek, �yaz mevsimi� gibi kelimelerle aramak yerine �sadece yaz mevsiminde açan kırmızı renkli çiçekler� cümlesini yazıp doğru bilgilere eriştirebiliyor. Bununla da kalmayıp, �Damar sertliğini gideren haplar hangileridir� diye bir soru sorduğunuzda size sorunuzun yanıtını da veriyor.
Arama motorunun en önemli özelliği, arayan kişinin ne aradığını doğru tahmin ederek doğru bilgileri sınıflandırılmış bir şekilde sunuyor. Ayrıca, kategori ile arama sonucu getiren yönüyle de dikkat çekiyor. Haber, rapor, araştırma, linkler, deneyimler, yayınlar, forumlar vb. kategoriler sunarak aradığınız kelimeyi daha iyi bulmanıza yardımcı oluyor. Bu özellikler, öncelikle araştırma yapanlar için kullanışlı bir arama metodu.
İnternette çifte aramaya son
Semantik (anlamsal) teknoloji kullanılarak geliştirilen Hakia, 2005 yılından bu yana Beta uyarlamasıyla kullanıcılarıyla buluşuyor. Dilbiliminin yoğun olarak kullanıldığı bu arama motoru, 2008 yılında gerçek kullanıma geçecek. Ancak bu süreçte sürekli olarak yeni uygulamalar hazırlanıyor. Internet�te arama yapan kullanıcıların yüzde 75�inin ikinci sayfaya gitmediği araştırmasından hareketle geliştirilen bu yeni uygulamalardan biri de, ScoopBar adı verilen bir uygulama. Hakia ScoopBar, bir tıklamayla aranan en uygun metnin yerini ekranda üzerini çizerek gösteriyor. Web sayfasının doğrudan arama yapılan bölgesine gidip metnin yerini belirtiyor. Bu özellik, kullanıcının önce bir sayfa açtığı ve sonra bu web sayfası içindeki belge içinde çoklu anahtar kelimeler arasında manuel olarak arama yaptığı çifte arama zorluklarını ortadan kaldırıyor.
www.hakia.com adresine girerek Beta uyarlamasının gelişimine katkıda bulunabilirsiniz.
Türkçe Hakia 2008�de geliyor
Hakia yöneticileri, şu anda Türkçe uyarlaması üzerinde çalıştıklarını ve 2008 yılında Türkçe Hakia�yı pazara sunacaklarını açıkladı. Hakia şu anda en fazla trafiği başta ABD olmak üzere Türkiye, Polonya, İspanya, İngiltere�den alıyor. Bu gelişmeyi dikkate alan Hakia geliştirme ekibi, Türkçenin yanı sıra İspanyolca Hakiayı da geliştirmeyi planlıyor.
Hakia�yı, başında Dr. Rıza Can Berkan�ın bulunduğu bir Türk ekip geliştiriyor.
Ayda ortalama 2 milyon yeni kullanıcı kazandıklarını söyleyen Berkan, kullanıcılara zaman kazandıran arama teknolojisi sunduklarını açıklıyor ve �Google�a göre beş katı fazla haber çıkarıyoruz. Amacımız, Hakia ile arama motorları pazarında dünyadaki ilk üç arasında olmak. Hakia, gelecekte kullanıcıları arasında sosyal ilgi grupları oluşturacak bir sistem üzerine de gelişmesini sürdürüyor� açıklamasını yapıyor. Bilindiği gibi Hakia, 16 milyon dolarlık bir yatırımla kurulmuştu ve ortakları arasında KVK ve MV (Murat Vargı) Holding, Noble Grossart Investments bulunuyor. (BThaber)

Hurriyetemlak.com

Hurriyetemlak.com ile emlakta videolu ilan dönemi başlıyor

Mete Gürkan

Hurriyetemlak.com ve huriryetoto.com portalları emlak ve otomotiv sektörlerinde, emlak veya araç alıp satmak isteyenleri buluştururken, diğer yandan da bu sektörlerin ihtiyaçlarına yönelik hizmetleri de sunuyor. Portallarda emlak tarafında 4 bin kurumsal, 80 bin bireysel üye, oto tarafında ise 400 kurumsal, 3 bin 500 bireysel üye bulunuyor.
hurriyetemlak.com ve hurriyetoto.com Uygulama ve Tasarım Müdürü Tolga Şen, 2008 yılı hedeflerinin toplamda yaklaşık 10 bin kurumsal ve 250 bin bireysel üyeye sahip olmak olduğunu açıkladı. Şen, emlak portalının şu anda 1,5 milyon sayfa ve 500 bin üstünde ilan görüntülenmesine sahip olduğunu, 250 bin güncel ilanın ve günde 55 bin tekil ziyaretçisinin bulunduğunu ifade etti.
Sokak sokak gezmeden emlakçılık hizmeti alma
Emlak tarafında ilk çıkış amaçlarının Hürriyet markasının gücünü internete yansıtmak olduğunu kaydeden Şen, portalların gelişim sürecini şöyle anlattı: �Öncelikle bir araştırma süreci geçirdik. Yurtdışında özellikle İskandinav ülkelerinde emlak konusunda internet ileri düzeyde. Bu emlak sitelerini inceledik, neleri kendimize uyarlayabiliriz bunları belirledik. Eksiklikleri iyice analiz ettik. Ilk olarak 3 kişilik bir ekiple yola çıktık. Daha sonra kadromuz büyüdü, Hürriyet Gazetesi binasından Gümüşsuyu�ndaki binamıza taşındık. Şu anda tüm ekibimiz 65 kişi. Ankara, Adana, Antalya, İzmir ve Bursa�da toplam 5 bölgede ekibimiz bulunuyor.� Devamı...