Bilisim etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Bilisim etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Is’te 3G

Levent Daşkıran

Uzun bir ara ve meraklı bir bekleyişin ardından, 3G hizmetleri nihayet 30 Temmuz’dan itibaren Türkiye’de faaliyet gösteren üç operatör tarafından verilmeye başlandı. Cep telefonlarından ve taşınabilir bilgisayarlardan kablosuz, geniş bant internet bağlantısı sunan bu teknoloji, görüntülü görüşme ve mobil TV örneklerindeki gibi hareket halinde kesintisiz ve yüksek hızlı internet bağlantısına ihtiyaç duyan birçok uygulamayı mümkün hale getiriyor. Üstelik bu uygulamalar sadece bireysel kullanımı için kurumsal kullanımı da yakından ilgileniyor. Peki henüz çiçeği burnunda olan bu teknoloji acaba Türkiye’de farklı sektörlerde yer alan kurumların işlerinde ne gibi gelişimleri tetikleyecek? Operatörler ve altyapı sağlayıcılar bu alanda hangi hizmetleri sunmaya hazırlanıyor? Diğer bir deyişle 3G’de kurumsal çözüm fırtınası ne zaman başlayacak?

İlk ilgi gösteren sektörler finans, sağlık ve eğitim

Turkcell Kurumsal Müşteri Yönetimi Genel Müdür Yardımcısı Ekrem Yener, kurumsal 3G kullanımında sektörel yaklaşımla ilgili çözümleri servisler ve de mobil internet olarak ikiye ayırmak gerektiğini belirtiyor. Yener, hedeflerinin öncelikle mobil iş gücünü kesintisiz internete bağlamak olduğunu belirterek şunları söylüyor: “Türkiye’de 12 milyon PC var ve bunların yarısını dizüstü bilgisayarlarlar oluşturuyor. Bunların yaklaşık 2.5 milyonu işletmelerde kullanılıyor. Dolayısıyla işletmelerde zaten Turkcell olarak odaklandığımız mobil bir işgücü var. Öncelikle zaten mobil olan bu cihazları hızlı bir şekilde internete çıkarmayı amaçlıyoruz. Daha önceden zaten mobil internet paylaşımı servisleri sunuyorduk, 3G ile artık küçük şirketlerin de buna daha fazla ilgi göstermesini bekliyoruz.”
Peki hangi sektörler bu işin farkında? Yener, Türkiye’de hizmetin sunulmasıyla eş zamanlı olarak bazı bankaların çoktan görüntülü çağrı merkezi hizmeti vermeye başladığını belirtiyor. Sektörler arasında öncelikle finans sektörünün 3G ile ilgilendiğini söyleyen Yener, şöyle devam ediyor: “Özellikle bankalar görüntülü çağrı merkeziyle yeni bir açılım yapmak istiyorlardı. Bu sayede müşteri beklerken, bu bekleme süresini yeni bir ürünün tanıtımı için kullanabiliyorlar. Dolayısıyla finans sektörü yanında otomotiv, turizm gibi alanlarda reklama harcanan paranın yavaş yavaş mobil dünyaya kaydığını görüyoruz. Örneğin ilaç şirketleri bu kavramın üzerine atladılar. Dolayısıyla ilgi gösteren ikinci sektör sağlık oldu. Eğitim sektörü bir diğer ilgi gösteren sektör konumunda. İnsanlar artık elemanlarını, müşterilerini bir yere veya sınıfa toplayarak değil her yerde, hatta yolda bile eğitmek istiyorlar. Üstelik sadece bilgi vermek değil, o bilgiden de geri dönüş almak istiyorlar.” Devamı:bthaber.com



Chip Online Turkiye

chip.com.tr Sitesindeki Günlük gelişmeleri iGoogle sayfanizdan takip edebilmeniz icin hazirlanmis güzel bir araç.

Çift SIM kart meşgul çalıyor

Çift SIM kart meşgul çalıyor

Fatih Sarı

GEÇTİĞİMİZ günlerde piyasada 53 markaya ait 70 çift SIM kartlı telefon modeli olduğunu belirten Telekomünikasyon Kurumu Başkanı Tayfun Acarer, Piyasa Gözetim ve Denetim Laboratuvarı’nda yapılan testlerde telefonların bazılarında teknik özelliklerin standartlara uymadıklarının belirlendiği söyledi. İki aydır yapılan testlerde şimdiye kadar 13 telefonun incelendiğini açıklayan Acarer, bu telefonların 4 tanesinde sorun olduğunu, 8 adedinde ise teknik özelliklerin Avrupa Birliği standartlarına uygun olmadığını belirtti. İncelemelerin devam edeceğini duyuran Acarer, ürünlerin istenilen standartları sağlamadığının duyurulmasının ardından ithalatlarının yasaklanacağını ve bu ürünleri kullanan tüketicilere iade hakkı doğacağını söyledi. Risk taşıyan ürünlerin önümüzdeki günlerde kamuoyuna duyurulacağı belirtiliyor.
Acarer’e Çin’den cevap
Acarer’in bu açıklamasının ardından bir açıklamada Glocal Trading’in ortağı ve yöneticisi Necmettin Polat’tan geldi. Polat, Acarer’e sorduğu sorularla gündemi değiştireceğe benziyor. Polat, başkanın bu açıklaması karşısında mağdur olacağını düşünen marka sahiplerinden çokça telefon aldıklarını ve belirsizliğin kalkması için bazı konuların net biçimde marka sahipleri ve telefon üreticilerine bildirilmesi gerektiğini söyleyerek TK başkanına şu soruları yöneltti:
“Sayın Tayfun Acarer’in sözünü ettiği standartlar nelerdir? Avrupa Birliği kalite standardı olan ve telefon için aranan CE standardını Türkiye Avrupa ülkelerinden zaten daha ağır ve farklı bir biçimde uyguluyor. Öyle ki küçük de olsa gümrükten-gümrüğe, günden-güne, memurdan-memura değişen ve ithalatçıyı mağdur eden de pek çok uygulama var. Bir telefon, içinde yer alan etiketin üzerindeki CE simgesinin 0.5 cm’den yalnızca 1 mm küçük olmasından dolayı gümrükten alınmaz ve geri yollanırken diğer bir telefon ise etiketinde “Made in ÜLKE” şeklinde yazılıp menşe bildirmesi gerekirken “Made by MARKA” şeklinde marka yazmasına rağmen gümrükten alınabiliyor.”
Necmettin Polat sorularını şu şekilde sürdürdü: “Sayın başkan acaba CE standartlarını daha da farklı bir biçimde mi uygulamak istiyor? Öyle ise yeni standartların neler olduğunu uluslararası bilişim kamuoyuna ya da en azından marka sahipleri ve üreticilere bir an önce bildirmeli ve dünkü açıklamasının altını net biçimde doldurmalıdır. Diğer taraftan sayın başkanın kastı eğer Avrupa’da uygulanan CE standartları ise telefonlar zaten CE belgesi ile giriyor Türkiye’ye. CE standartlarına haiz olmayan ürünler alınmasın zaten. Sayın başkanın elinde gerçekten uluslararası anlamda kabul edilen bir test olanağı varsa lütfen gümrüklere de bu olanağı tanısınlar ki onlar da testleri burada yapabilsin. Doğru-yanlış en azından tek bir standart olsun. Bir kurumun izin verdiğini bir başka kurum karalayıp töhmet altında bırakmasın.
Diğer taraftan, Çin’de üretim yaptıkları halde bunu etiketlerine yazmayan bazı markalar çift hatlı cep telefonu yapmadıklarından Türkiye’de pazar payı kaybettikleri için Türkiye’ye ait milli markalarla üretilen çift hatlı telefonlara adeta savaş açmıştır. Her yolla markaları baskı altında tutarak korkutmaya ve yıldırmaya çalışmaktadırlar ki bu durum bilişim kamuoyunca bilinmektedir.”
Ayrıca TK başkanını Çin’e de davet eden Polat, “Standartları varsa sayın başkan alıp-gelsin misafirimiz olsun Çin’de. Oturup TK standartlarında ideal bir telefon yapalım, bunu da kamuoyuna açıklayalım. Değilse uluslararası standartlarda telefon üretmeye devam edeceğiz” şeklinde konuştu.
General Mobile ürünlerinin standartlara uygunluğu Telekomünikasyon Kurumu Teknik Düzenleme ve Standardizasyon Daire Başkanlığı bünyesindeki Piyasa Gözetim ve Denetimin Modern Laboratuvarı’ndan yapılan testlerle onaylandı. Şirketten yapılan açıklama ise şu şekilde:
“İletişim, eğlence ve haberleşmeyi bir arada sunan mobil cihazlar üreten General Mobile, Türk Telekomünikasyon Kurumu tarafından belirlenen çift SIM kartlı cep telefonları standartlarına uygunluk testinden başarıyla geçti. Telekomünikasyon Kurulu tarafından yapılan test sonuçları, 20 Temmuz 2008 tarihli yazısı ile General Mobile’a iletildi.
General Mobile Genel Müdürü Muzaffer Gölcü, General Mobile ürünlerinin Amerika ve Avrupalı tüketiciler tarafından da güvenle kullanıldığını söyledi. Ürünlerin Amerika ve Avrupa’da bulunan ilgili otoriteler tarafından da standartlara uygunluğunun daha önceki vesilelerle defalarca tespit edildiğini kaydeden Gölcü, “Kaliteyi ve tüketici memnuniyetini öncelikli ilke olarak edinmiş olan General Mobile markalı ürünlerimiz Amerikalı ve Avrupalı tüketicilerimiz gibi tüm Türk kullanıcılarımız tarafından da gönül rahatlığı ile kullanabilir” dedi.”
Tayfun Acarer’in açıklamalarının ardından hareketlenen pazarda Orite markası adına Beyaz Teknoloji de şu açıklamayı yaptı:
“Türkiye’deki tüm tek ve çift SIM kartlı cep telefonlarının Telekomünikasyon Kurumu tarafından kurumun belirlediği standartlara uygun olup olmadığına ilişkin EMC (Elektromanyetik Uyumluluk), RF (Radyolink Frekansı), LVD (Düşük Voltaj Direktifi) ve SAR (Özgül Soğurma Oranı) testleri yapılmıştır. Teknik Düzenleme ve Standardizasyon Daire Başkanlığı bünyesindeki Piyasa Gözetim ve Denetim Laboratuvarı tarafından yapılan testler sonucunda “Deney Test Sonucu” başlıklı, 10.09.2008 tarih ve B.61.0.TLK.0.13.00.28 / 351-04-75171 / 49009 sayılı yazı ile Orite marka KN-A75D model cihazın yapılan testlerden başarı ile geçtiği Telekomünikasyon Kurumu tarafından tarafımıza bildirilmiştir. Beyaz Teknoloji tüketici memnuniyetini her zaman göz önünde tutmuş, ürün pazarlaması ve satışını bu doğrultuda gerçekleştirmiştir bugüne kadar olduğu gibi bu tarihten sonra da piyasaya sunacağı her türlü ürünün ulusal ve uluslararası standartlara uygun olması ilkesi ile hareket edecektir.

fatihs@interpro.com.tr

Kontörleriniz Boşa gitmesin!

Cepte kontör düşmanı ‘aktif arama’ tuzağından nasıl kurtulacaksınız ?

Cep telefonları ile arama yapıldığında ekranda beliren ‘aktif aramalar’ yazısının kontör kaybına sebep olduğu iddia edildi.

Zaman’ınhaberine göre; Her arama sırasında ekranda beliren ‘aktif aramalar’ yazısı sebebiyle karşıdaki kullanıcıdan bir kontör düştüğü tespit edildi.

Kamudan üst düzey bir yetkili duyum üzerine konuyla ilgili araştırma yaptığını, bilgi almak için başvurduğu cep telefonu şirketlerinin aktif arama sonrasında oluşan kontör kaybını doğruladığını söyledi. Şirketler aynı yetkiliye kontör kaybı yaşamaması için yapması gereken işlemleri de anlatmış.


Cep telefonu kullanıcılarının ekranda beliren aktif arama yazısını iptal etmesi gerekiyor.

Telefonda sırasıyla ##002# tuşlanarak arama yapılıyor ekranda ‘Aktarma iptal edildi’ yazısı beliriyor. Bu sayede gelen her aramada ekranda beliren aktif arama yazısı kaldırılıyor.

‘Aktif aramalar’ yazısı iptal edilmediği müddetçe, aranan kişiye ulaşamayanlardan bir kontör düşülüyor. Eğer aranan kişinin telefonu da telesekreter ayarlı ise dinlenen bir saniyelik ‘aradığınız kişiye ulaşılamıyor’ mesajı için de kullanıcıların ayrıca bir normal arama karşılığı ücretlendirildiği belirtiliyor.

Kullanıcı, eğer iki dakika sonra yine ulaşamazsa 1,5 kontör kaybı daha oluyor.

Telesekreterin ücretsiz zannedilmesi tüketicileri mağdur ediyor. Telefon şebeke istasyonu yetkilileriyse bilgi almak isteyen kullanıcılara; ##002#’yi arayarak telesekreterin kaldırılabileceğini anlatmakla yetiniyor. Aboneler “Kullandığımız telefonların bütün özelliklerini bilmiyoruz. Bizden habersiz neden bu tür uygulamalar yapılıyor.” şikayetinde bulunuyor.

Hukuk Sözlüğü; Hukuki Terimler sözlüğü

Bu sözlük, Adalet Bakanlığı Bilgi İşlem Dairesi Başkanlığı tarafından Sözlüğün Gadget versiyonudur. Hukuki kelimeleri anlamak ve ogrenmek isteyenlerin basvuraca temel masaüstü bir kaynak haline getirilmistir.Kaynak:www.adalet.gov.tr

Pazarlama her yönüyle Marketingist'te

25–28 Eylül 2008 tarihlerinde İstanbul Tüyap Beylikdüzü Fuar ve Kongre Merkezi’nde bu yıl 5’incisi gerçekleştirilecek Marketingist Pazarlama Araç ve Hizmetleri Fuarı, pazarlamaya ihtiyacı olan herkese 4 ayrı bölümde anahtar teslim pazarlama hizmeti verecek. Pazarlama konusunda A’dan Z’ye her soruya ve soruna çözüm üreten şirketlerin yer aldığı fuarda, pazarlamaya dair her türlü çözüm ziyaretçilere sunulacak. Ziyaretçiyi pazarlama konusundaki ihtiyacına göre “promopark”, “prographic”, “promar” ve “retailtech” başlıklı 4 ayrı noktada ağırlayacak olan Marketingist sadece öneride bulunmakla kalmayacak, anahtar teslimi hizmet anlayışıyla hareket edecek.

Ana sponsor
Türk Telekom
Bu yıl ana sponsorluğunu Türk Telekom’un üstlendiği ve 5 yıldır pazarlama profesyonellerini aynı çatı altında toplamayı başaran fuar yaratıcı ve yenilikçi teknolojik ürün ve hizmetlerin yanında seminerleri, konferansları ve ses getirecek etkinlikleriyle dikkat çekecek. İletişim dünyasının önemli isimlerinden Ali Saydam “Sivil Toplum Kuruluşları’nda Algılama ve Fon Oluşturma” başlıklı seminerinde sivil toplum kuruluşlarında mevcut durumla algılanan durum arasındaki mesafenin kapatılması için uygulanan ve hayata geçirilen tüm uygulamaları Marketingist katılımcıları ve ziyaretçileriyle paylaşacak. STK’ların fon oluşturma ve iletişim sorunlarını nasıl çözebilecekleri de bu seminer kapsamında tartışılacak. Reklam Yaratıcıları Derneği tarafından etkileşimli olarak gerçekleştirilecek olan “RYD Marka Kliniği”ne katılacak uzmanlar ise katılımcıların pazarlama ve pazarlama iletişimi sorunlarını inceleyecek, teşhis koyacak ve çözümler üretecekler. Adobe-Medyasoft uzmanlarının sunumuyla gerçekleştirilecek olan ve Adobe yazılımlarının yenilikleri, iş akışları ve çarpıcı özelliklerinin sergileneceği “Adobe Günleri”nde ise, Adobe’nin yaratıcı ağırlıklı çözümleri, sanal öğrenme çözümleri, web konferans video çözümleri ve eğitim çözümleri gibi konularda yapılacak sunumların yanı sıra başarı hikayelerine de yer verilecek. Apple IMC, Digital Arts, Türkiye Doğrudan Pazarlama İletişimcileri Derneği (DPİD), Grafikerler Meslek Kuruluşu, İnfomag-BusinessWeek, KurumsalHaberler.com, Ortakalan.com ve daha birçok şirket Marketingist’te seminer ve eğitim çalışmaları gerçekleştirecek.

Ses getirecek yarışmalar, sergiler ve başarı öyküleri
Üniversite gençliğinin heyecanla beklediği “Rekatlon” yarışması, uzman projelerin yarışacağı POPAI Türkiye ve ETMK İstanbul Şubesi işbirliğiyle düzenlenen “OMA Türkiye Ödülü”, Türkiye Omurilik Felçlileri Derneği’nin “23 Nisan Uluslararası Gülen Çocuk Şenliği 2008” etkinliğinde dünyaca ünlü Niko Guido’nun engelli çocuklarla gerçekleştirdiği “Engelsiz Gülüşler” başlıklı fotoğraf sergisi, HP’nin katkılarıyla düzenlenecek olan ve içeriği Reklam Yaratıcıları Derneği tarafından oluşturulan “Neden-Sonuç” sergisi, örnek gösterilecek yaşam ve marka öyküleri de Marketingist bünyesinde yer alacak etkinlikler arasında yer alıyor.

bthaber@interpromedya.com.tr

Linux’lu Netbook’larda önemli fırsatlar

Cyberlink, Eee PC çılgınlığı başladığından bu yana Linux ve netbook’lara daha fazla ilgi gösteriyor.
Furkan Müderrisoğlu,

Multimedya yazılım üreticisi CyberLink, bilgisayar pazarının hızlı büyüyen netbook segmentinde, ev PC’lerinde depolanan dosyalara online erişimden Linux işletim sistemleri için yapılan multimedya yazılımlarına, önemli fırsatların bulunduğunu düşünüyor. Asustek Eee PC 1000, Eee PC 901 ve Acer Aspire one gibi popüler netbook’lar (ya da mini-laptop’lar) standart laptop’lara göre daha düşük disk alanlarıyla geliyor. Bunların çoğu Aspire one’daki Linus Linux Lite ve Eee PC’deki Xandros Linux gibi Linux işletim sistemi çalıştırıyor. Bu netbook’lar aynı zamanda tercihe göre Windows XP’yle de gelebiliyor.

Örneğin CyberLink Live, kullanıcıların herhangi bir PC üzerindeki bilgilerine internet üzerinden erişebilmelerini sağlıyor. Kullanıcılar müziklerini, fotoğraflarını, videolarını ya da iş dosyalarını bulabiliyor. Ayrıca canlı TV programlarını izleyip kaydetme seçeneği de var.

Firma şu anda CyberLink Live’ın bazı netbook’larla birlikte verilmesi için çalışıyor ancak anlaşmalar tamamlandıktan sonra duyuruların yapılacağını belirtiyorlar. Firma CEO’su Alice Chang’e göre netbook’larda Linux OS’ların giderek daha fazla kullanılıyor olması da CyverLink için bir başka avantaj. Örneğin CyberLink’in fotoğraf, müzik, video ve DVD oynatıcı özelliklerine sahip PowerCinema Linux medya yazılımı, Linux işletim sistemli netbook’larla verilecek şekilde anlaşma sağlanırsa, yeni bir hayat bulacak. Bunu uzun süre önce yaptıklarını ancak Linux'ün son iki yıla kadar “uçuşa” geçmediğini vurguluyor Chang. Firma aynı zamanda Linux için Firefox’a dayanan, daha multimedya odaklı bir web tarayıcısı üzerinde de çalışıyor.

Xperia'nın çıkış tarihi belli oldu


Sony Ericsson bugün gerçekleştirdiği tanıtımda, merakla beklenen ürünü Xperia™ X1’in 2008 sonuna doğru bazı pazarlarda piyasaya sunulacağını açıkladı.
Ürün öncelikle İngiltere, Almanya ve İsveç’te 30 Eylül tarihi itibariyle kullanıcılarıyla buluşacak. 

İnternetten canlı yayınla gerçekleştirilen Xperia™ X1 tanıtımında, telefonun tüm detayları paylaşıldı. Yayında aynı zamanda ürün için özel olarak hazırlanan Johnny X adlı filmin de prömiyeri gerçekleştirildi. Xperia™ X1’in özelliklerini gerçekçi bir platformda anlatabilmek amacıyla kurgulanan filmde, ürünün kullanım alanları amnezi hastası Johnny X adlı karakter vasıtasıyla anlatılıyor. Johnny X ürünün fonksiyonlarını kullanarak kimliğiyle ilgili parçaları bir araya getirmeye çalışırken, Xperia™ X1’in benzersiz ara yüz paneli sayesinde kullanıcısının kimliği ve kişiliğini nasıl yansıttığının altını çiziyor.


ASUS'tan 8 saniyede açılan dizüstü
ASUS teknik özellikleri ile olduğu kadar tasarımı ile de dikkat çeken yeni dizüstü bilgisayar serisi F8’i tanıttı.
Computerworld Türkiye,
5 farklı renk seçeneği ile kullanıcıların beğenisine sunulan ASUS F8 serisi en son teknolojiye sahip işlemci ve grafik özellikleriyle yüksek performans sunarken, Infusion teknolojisi ile estetik tasarım özelliklerini bir araya getirerek, çok yönlülük sunuyor.

İş dünyasının zorluklarıyla başa çıkabileceği gibi, dijital eğlence ihtiyacını da gideren F8 serisinin performansı, birçok teknoloji ve yazılım özelliğiyle destekleniyor. Bu özelliklerin en önemlisi, kullanıcının 8 saniye içinde bilgisayarı açıp internete bağlanabilmesini ya da multimedya uygulamalarını kullanabilmesini sağlayan Express Gate teknolojisi.

Bilgisayarın dış kasasına çeşitli desen ve renklerin uygulanabilmesini sağlayan Infusion teknolojisi, F8 Serisinin estetik görünmesini sağlarken aynı zamanda darbe ve çiziklere karşı da yüksek koruma sağlıyor. Dış yüzeyde bulunan desenlerin zamanla deforme olmasını engellenerek, çizilme ve silinme problemlerine karşı maksimum koruma sağlanıyor.

Yüzyılın deneyini CERN’deki Türk fizikçi anlattı

AVRUPA Nükleer Araştırma Kurumu (CERN) tarafından 13,7 milyar yıl önce meydana geldiği düşünülen Büyük Patlama’dan hemen sonraki başlangıç şartlarını oluşturmak için yaptığı deneyin ilk aşaması başarıyla tamamlandı. Bu deneyi sizler için Türk fizikçi Kerem Cankoçak’a yorumlattık.
Hızlandırıcının üzerindeki herbiri birkaç katlı apartman büyüklüğündeki 4 dedektör de, yıllar süren hazırlıklardan sonra veri toplamaya başladı. CERN laboratuvarında yer alan bu deneyler CMS, ATLAS, LHCB ve ALICE olarak isimlendirildi. Protonların 14 TeV (trilyon elektron volt) merkezi enerjisinde çarpışacakları bu deneyler, araştırmacılara evrenin ilk zamanlarını anlama imkanı verecekler. LHC deneylerinden en büyükleri olan ve Türkiye’nin resmi olarak katıldığı ATLAS ve CMS deneylerinde yapılacak araştırmalar birbirine çok benziyor. Şimdilik sadece 450 MeV enerjili protonlarla başlayan LHC hızlandırıcısı kademeli olarak protonların enerjisini artırarak, yaklaşık bir yıl içinde 7 TeV enerjiye çıkacak. Herbiri 7 TeV enerjiye sahip olan ve 27 kilometrelik dairesel tünel içinde ışık hızına çok yakın hızlarda yol alan protonlar kafa kafaya çarpışarak 14 TeV’luk merkezi enerji meydana getirecekler. Böylelikle atom altı dünyasının şimdiye kadar göremediğimiz bölgelerini inceleme olanağına kavuşacağız. Enerji yoğunluğu, evrenin başlangıcındaki Big Bang (Büyük Patlama) koşullarına yakın olduğundan dolayı, basında LHC deneyleri “Big Bang” deneyleri adıyla da adlandırılıyor. Ancak mutlak anlamda üretilen enerji bir kibrit ateşi kadar bile değil.
LHC deneylerinin amaçları
Bu deneylerin temel amacını, parçacık fiziğinde varılan son nokta olan standart model adını verdiğimiz teorinin yanıtlayamadığı sorulara yanıt bulmak diye özetleyebiliriz. Standart model bize maddenin yapı taşlarının nasıl davrandığını ve birbirleriyle nasıl etkileştiklerini açıklamakta ama bunların nedenleri hakkında bilgi vermemektedir. Yaklaşık yüzyıldır devam eden maddenin yapıtaşlarını araştırma aşamasında geldiğimiz son nokta Standart Model’dir. Her ne kadar birçok deneyle desteklenen bu model, içinde yaşadığımız evrende neler olduğunu bize çok güzel bir şekilde açıklasa da, ortada yanıtlanmamış bazı sorular bulunmaktadır. Standart Model için gerekli olan bir parçacık (ki buna Higgs parçacığı diyoruz) henüz keşfedilmedi. Standart modele göre, maddenin yapı taşları olan temel parçacıklar altı lepton, altı kuark ve bunlar arasındaki temel etkileşmeleri gerçekleştiren aracı parçacıklardır. Bu modele göre, parçacıkların kütlelerinin nereden geldiklerini açıklayabilmek için Higgs alanı adı verdiğimiz ve henüz keşfedilmemiş bir temel-etkileşim alanına ihtiyaç duyuluyor. Dolayısıyla Higgs parçacığının var olup olmadığı sorusunun yanıtlanması Standart Model açısından son derece önemli. CMS deneyi ve diğer LHC deneyleri, öncelikle Higgs parçacığını aramak ve böyle bir parçacık varsa bunun kütlesini ve diğer özelliklerini ölçmeyi amaçlıyor. Standart Model içinde dışarıdan ithal ettiğimiz birçok parametre var. Tüm madde ve kütleye sahip kuvvet taşıyıcı alanlar kendiliğinden gerçekleşen Elektrozayıf simetri kırılması ile kütle kazanmaktadırlar. Fakat bu mekanizma tam olarak anlaşılabilmiş değil. Güçlü Nükleer Kuvvette Yük-ayna simetrisinin (CP) Kırılması Anlaşılabilmiş değil. Genel Görelilik kuramı Standart Model içinde yer almamaktadır. Bunlar ve bunlar gibi sorulara yanıt aramak için yaklaşık 15 yıl kadar önce LHC projesi ortaya atılmış ve LHC deneylerinin yapımına başlanmıştır. Hızlandırıcıda ilk çarpışmalar da yakında gerçekleşecektir. CMS, ATLAS gibi LHC deneylerinden sonuç almak içinse daha birkaç yıl beklemek gerekecek. Eğer şanslıysak ve teorik modellemeler doğruysa, birkaç yıl içinde çok önemli bilgilere ulaşacağız. LHC deneyleri herşeye rağmen daha 15-20 yıl devam edecek.
CERN’e üye olmak
Parçacık fiziği deneyleri teknoloji üretmek ya da yeni enerji kaynakları bulmak için yapılmazlar. Esas amaç bilimsel meraktır. Bilim tarihi boyunca temel fizik araştırmalarından elde edilen bilgiler yeni teknolojilerin geliştirilmesinde de kullanılmıştır. Bunlardan en bilinenleri şüphesiz W. Röntgen’in bulduğu X-ışınları (röntgen cihazı), nükleer enerji, tomografi cihazları ve son olarak da CERN’de keşfedilen internettir. Dolayısıyla insanın evreni anlamak için sarfettiği çaba, aynı zamanda insanlığa teknoloji olarak geri dönmektedir. Bu nedenle CERN gibi kuruluşlara üye olan ülkeler bu araştırmaları büyük paralar harcayarak desteklemektedirler. Günümüzde (ya da belki her zaman) bir ülkenin, bir toplumun gelişmesinin ilerlemesinin tek yolu bilimsel araştırmalardan geçmektedir. Bu nedenle Türkiye’nin de bir an önce CERN’e üye olması ve daha çok sayıda bilim adamımızın CERN’de çalışmaya gelmesi ülkemiz için büyük önem taşımaktadır.
kerem.cankocak@cern.ch

Krizleri asmanin yolu surec optimizasyonu

Krizleri aşmanın yolu süreç optimizasyonu

Haber Merkezi

Henüz 30’lu yaşların başında profesör unvanını alan ve akademik ortamda geliştirdiği birleşik veri sistemi mimarisi yaklaşımını iş dünyasına başarıyla uyarlayarak IDS Scheer’in doğuşuna önderlik eden August Wilhelm Scheer, şirketlerin günümüzün zorlu ekonomik koşullarında rekabet avantajı sağlamak için süreç iyileştirmesine önem vermeleri gerektiğini söylüyor. Scheer, “Şirketlerin hedefledikleri sonuçlara ulaşabilmeleri için mevcut süreçleri iyi değerlendirmeleri, gerekli değişimleri belirlemeleri ve etkin olarak uygulamaları şart. İş süreçlerinin etkin yönetimiyle şirketler iş yapış şekillerini iyileştirebilir, maliyetlerini düşürebilir ve daha esnek bir yapıya kavuşabilirler. Bu da iş süreçleri yönetimi olarak isimlendirdiğimiz kavramın önemini açıkça ortaya koyuyor” diyor.
Verimliliği etkileyen riskler belirleniyor
IDS Scheer’in uluslararası alanda iş süreçleri yönetiminin tüm aşamalarına dair danışmanlık ve yazılım hizmetlerini tek bir elden sunabilen yegane şirket olduğunun altını çizen Scheer, IDS Scheer’in Birleşik ARIS Değer Mühendisliği yaklaşımıyla müşterilerine ait kurumları bir bütün olarak ele aldıklarını belirtiyor. Süreçlerin mükemmelleştirilmesine yönelik ARIS Platformu sayesinde şirketlerin strateji, tasarım, uygulama ve kontrole dair iş süreçlerinin ideal hale getirilmesine yardımcı olduklarını söyleyen Scheer, “Örneğin ARIS Süreç Zekası ve Verimlilik Yönetimi Çözümü sayesinde artık anahtar verimlilik göstergelerinin canlı iş süreçlerinde ölçümlenmesini sağlayabiliyoruz. Bu da yöneticilere süreçlerin kapsamlı ve gerçek zamanlı bir görüntüsünü sunarak kararların temelini sağlamlaştırıyor. Amacımız şirketin verimliliğini tehlikeye atacak tüm riskleri hesaba katarak iş süreci yönetişimini garantilemek” diyor. (kaynak:BThaber)

100 kilometrede sifir litre akaryakit

100 kilometrede sıfır litre akaryakıt

Levent Daşkıran

Geçtiğimiz yıl petrol fiyatları neredeyse iki katına çıkıp dünya sermayesinin petrol kaynakları açısından zengin ülkelerin kasalarına akmaya başlaması, dünyanın dört bir yanından yükselen feryatları da beraberinde getirdi. Çoğu ülkeden protesto ve grev sesleri yükselirken, çıkan arbedelerde yaralananlar, hatta ölenler oldu. Bu aslında dünyanın petrol haricinde yenilenebilir enerji kaynaklarına ve alternatif enerjilere duyduğu ihtiyacın ne kadar acil olduğunu da gözler önüne seriyor.
Dünyada kullanılan petrolün en önemli bölümü taşıtlarda yakıt olarak kullanılıyor. Bu da hem bireysel kullanıma kadar yansıyan bir petrol bağımlılığını beraberinde getiriyor hem de sonuçları küresel ısınmaya kadar giden bir karbon emisyonu açığa çıkarıyor. İşte dünyanın önde gelen ülkeleri, biraz da petrolün son yıllardaki rekor fiyat artışının verdiği silkinmeyle olsa gerek, hem petrole olan bağlılıklarını azaltmak hem de daha yeşil bir geleceğe kucak açmak için taşıtlarda alternatif enerjilerin kullanımına hız verdiler. Bu konuda da melez araçların ötesine geçen ilk somut adımlar da sadece elektrikle çalışan araçlarla kendisini gösterdi. Özellikle geçtiğimiz birkaç ay boyunca elektrikle çalışan araçlara yönelik duyurular birbiri ardına gelmeye başladı. Üstelik durum bu kez gayet ciddi, zira ilk örnekler ön siparişi veren sahipleriyle buluşmaya başladı bile.
İlk örnekler yola çıktı
Bu alanda son zamanlarda sesi en çok çıkan şirket ABD’de faaliyet gösteren Tesla oldu. Tesla, Lityum iyon pillerle donattığı Roadster adlı 2 kişilik spor modelinin ilk örneklerini üretim bandından indirerek 109 bin dolar karşılığında şanslı müşterilerine teslim etmeye başladı. Gerçi tüm müşterilerin de şanslı olduğu söylenemez, zira 6 numaralı aracın sahibine teslim edildikten çok kısa bir süre sonra “motorunun çok sessiz çalışması” ve “küçük oluşu” gibi sebeplerle diğer sürücüler tarafından fark edilmeyip kazaya karıştığı haberi geldi. Aracın becerilerine gelince: Dolu şarjla 350 kilometre yol yapabiliyor, 0’dan 100 kilometreye sadece 4 saniyede çıkıyor ve 100 kilometrede 1,3 dolarlık elektrik harcıyor.
Roadster ile işe küçükten başlayan Tesla, Model S adını verdiği 5 kişilik aile otomobilinin üretimine ise Kaliforniya’da devam edeceğini açıkladı. Bu karardan dolayı son derece memnun olan Kaliforniya Valisi Arnold Schwarzenegger de şirketi petrole alternatif enerji kullanımıyla sıfır emisyonlu araçların üretimine katkıda bulunduğu için satış vergisinden muaf tutan özel bir teşvik kapsamına aldı. 2010 yılının sonlarına doğru tüketiciyle buluşacağı belirtilen Model S’nin 60 bin dolar civarı fiyat etiketine sahip olacağı ve tek şarjla 350 kilometre gidebileceği söyleniyor.
Gerçi her ne kadar artık birileri nihayet elektrikli araçlarla gezebilse de Tesla’nın üretim bandındaki Roadster sayısının 30’dan az olduğunu ve müşteriye teslim edilen araçların sayısının 10’u ancak bulduğunu da söylemek lazım. Fakat önemli olan, yıllarca edilen onca lafın ardından artık dünyada birilerinin parasını vererek elektrikle çalışan bir otomobil alabilmesi.
Şarj sorunu çözülüyor
Tesla’nın araçları gayet güzel olsa da, klasik lityum iyon piller nedeniyle şarj olmaları için geceden fişe takmak gerekiyor. Araçların menzilini de düşünürseniz, özellikle uzun yolculuklar için bu bir sorun haline gelebilir. Diğer yandan pil teknolojilerinde de yaşanan bir takım gelişmeler var. Örneğin İngiltere’deki Lightning Car Company adlı şirket, Lightning GT adını verdiği bir otomobilin geçtiğimiz haftalarda tanıtımını gerçekleştirdi. 700 beygir güç üreterek 4 saniyede 100 kilometreye çıkabilen ve önümüzdeki yıllarda piyasaya çıktığında en az 300 bin dolarlık bir fiyat etiketine sahip olacağı hesaplanan bu aracın en önemli özelliği, lityum titanat adı verilen özel bir pil teknolojisini kullanan yeryüzündeki iki otomobilden biri olması. Bu yeni teknoloji sayesinde aracın pilleri şarja takıldıktan 2 dakika sonra yüzde 80 doluluğa ulaşabiliyor, pilleri tamamen doldurmak içinse 10 dakika yeterli. 10 dakikada şarj olan aracın tek bir şarjdaki menzili ise 320 kilometre. Tabii aracı bu hızla doldurabilmek için üç fazlı endüstriyel elektrik akımına ihtiyaç olduğu gibi küçük bir detay da mevcut. Fakat bu tarz yeni teknolojilere dayalı araçların yayılması özel şarj istasyonlarını da gündeme getireceğinden, gelecekte endüstriyel standartlara uygun elektrik kaynağı bulmak sorun olacak gibi görünmüyor.
Sonuçta elektrikle çalışan araçları yollarda yaygın bir şekilde görebilmek için dünyanın dört bir yanında çoğu şirket uğraş veriyor. Bu çözümlere ne kadar acil bir şekilde ihtiyaç duyduğumuza dair işaretleri de hem cebimizde, hem çevremizde yoğun olarak hissediyoruz. Menzil, şarj süresi ve motor gücü gibi sorunlar da teknolojinin gelişimine paralel olarak birer birer çözülüyor. Genel bir yaygınlaşma için hala biraz zamana ihtiyaç olsa da, elektrikli araçların test ortamlarından sıyrılarak nihayet yollarda gezmeye başladığını görmek sevindirici.

Türkiye’de sistem toplu taşımayla devreye girebilir
Dünya genelinde elektrikli taşıtlara doğru artan ilginin Türkiye’de nasıl bir yankı bulabileceği konusunda Ege Üniversitesi Güneş Enerjisi Enstitüsü Direktörü Prof.Dr. Sıddık İçli’nin görüşlerine başvurduk. İçli, elektrik enerjisi kullanımının fosil yakıtların kullanımına oranla çok büyük bir çevre avantajı sağlayacağını, fakat elektrikli araçların bugünkü akaryakıtla çalışan araçların fiyat ve kullanışlılık seviyesine ulaşmasının zaman alacağını söylüyor. İçli, bununla birlikte hazır konu gündemdeyken ülkemizde de bu alanda bir araştırma konsorsiyumu kurularak geleceğe hazır olmanın faydalı olacağını, en azından büyük şehirlerde elektrikle çalışan toplu taşıma araçlarının daha da yaygınlaşmasını önemli bulduğunu belirtiyor.

Bu noktada başarılı olabilmek için araştırmacıların ve kamu kurumlarının birlikte hareket etmesi gerekiyor. Buna dair oldukça güzel örnekler de var. İçli, “Örneğin gençlerin güneş enerjisiyle çalışan araçlara ilgi duymasını sağlamak için 2005 yılında TÜBİTAK işbirliğiyle Güneş Arabaları Yarışı düzenlemeye başladık. İlk yıl 18 aracın katılımıyla yapılan yarışmaya bu yıl 60’ın üzerinde başvuru var. Bu iş bir çeşit üniversiteler arası prestij yarışına dönüşmüş durumda. Biz bunu bir başarı olarak görüyoruz ve buradan elde edilecek deneyimlerin gelecekte sanayiye de aktarılabileceğine inanıyoruz” diyor.

İçli’nin dikkat çektiği bir diğer nokta da ihtiyaç duyulan enerjinin elde edilmesi için temiz ve geri dönüşümlü enerji kaynaklarının göz ardı edilmemesi. İçli “Şu anda Türkiye’nin rüzgar potansiyeli ülkenin enerji ihtiyacının beşte birini karşılayabilecek potansiyelde. Güneş enerjisi elde etmeye yönelik teknolojilerin gelişimi ve maliyetlerinin düşmesiyle 2023’e kadar Türkiye’nin enerji ihtiyacının dörtte birini yenilenebilir enerji kaynaklarıyla karşılayabileceğini düşünüyoruz” diyor.
Kaynak: BThaber

Aç, kapa, aç kapa…

Aç, kapa, aç kapa…

Fatih Sarı

YouTube… Aslında bu yedi harfi yazdıktan sonra hiçbir şey yazmamak gerekiyor. Ya da bir kitap yazılabilir bu konuda. Son olarak da Ankara mahkemeleri tarafından bir kez daha kapatıldı. Yaşı yetenler hatırlayacaktır. Bir armatür markasının reklamı başlığımızdaki gibiydi. Ancak onlar bu sloganı; “Bizim armatürlerimizi dilediğiniz kadar açıp kapatın, ilk günkü kalitesi baki kalır” mesajını vermek için kullanıyorlardı.
Biz ise maalesef tam tersi şekilde kullanıyoruz bu sloganı. YouTube’u o kadar çok açıp kapattık ki, artık ne kapatıldığında ne de açıldığında haber değeri buluyor. Ne bizim yazmaya elimiz gidiyor, ne de sizler okuyucu olarak bu haberleri gördüğünüzde ilgi gösteriyorsunuz. YouTube, kısa bir süre sonra açılacaktır, bilmem kaçıncı bir emirle tekrar kapatılana kadar. Siber alemde ülke olarak geldiğimiz nokta işte budur.

Web uygulamalarına saldırılar artıyor,web güvenliği gittikçe önem kazanıyor

Mete Gürkan

Web siteleri günümüzde artık kurumların vitrini ve prestiji haline geldi. Diğer yandan web sitesine yönelik saldırılar her geçen gün artıyor. Bu artışın asıl nedeni ise web sitesi güvenliğinin yeterince ciddiye alınmaması. Geçtiğimiz hafta Bilişimcim şirketinin İstanbul’da düzenlediği “WebGüvenliği” semineri için Türkiye’ye gelen Citrix Web Uygulamaları Güvenliği Çözümleri Uzmanı Guy Rosefelt, aynı zamanda bu alandaki en önemli oluşumlardan OWASP’ın (Open Web Application Security Project-Açık Web Uygulamaları Güvenliği Projesi) da kurucuları arasında. Rosefelt’e önce içinde Citrix’i de temsil ettiği OWASP’ı sorduk. OWASP’ın web uygulama güvenliğinin gelişmesi ve yazılımların daha güvenli olması amaçlı herkese açık bir topluluk olduğunu anlatan Rosefelt OWASP’ın web uygulaması güvenliğine dair dokümantasyon, yazılım ve e-posta listeleri gibi ilgili toplulukların faydalanacakları kaynaklar ve iletişim araçları sağladığını ve dünyada Türkiye’nin de arasında olduğu yüze yakın yerel şubesi olduğunu ifade etti. OWASP’ın 2007’de gelecek yıl için web güvenliğindeki en kritik 10 zayıflığı listelediğini belirten Rosefelt, bu listede siteler arası betik yazma ve enjeksiyon açıklarının ilk iki sırada yer aldığını dile getirdi. Rosefelt, “XSS açıkları uygulama kullanıcıdan veri alıp bunları herhangi bir kodlama ya da doğrulama işlemine tabi tutmadan sayfaya gönderilmesi ile oluşur. XSS saldırganın kurbanın tarayıcısında kullanıcı oturumları bilgilerinin çalınmasına, web sitesinin tahrif edilmesine veya solucan yüklenmesine sebep olan betik çalıştırmasına izin verir. Enjeksiyon saldırılarına da web sitelerinde sıkça rastlanıyor. Enjeksiyon, kullanıcı tarafından alınan verinin yorumlayıcıya komut ya da sorgunun bir parçası olarak gönderilmesi durumunda oluşur” dedi.

Türkiye için henüz erken
Web güvenliği konusunda birkaç yıl öncesine kadar farkındalığın çok az olduğunu söyleyen Rosefelt, eskiden bu konudaki çözümler hakkında ne gerek var ki diyen tüm şirketlerin artık bu alana yoğun yatırım yaptığını ifade etti. Rosefelt, son 4-5 yıl içinde web uygulamalarına yönelik saldırıların çığ gibi büyüdüğüne dikkat çekerken, şunları söyledi: “Örneğin iki hafta önce çok ciddi bir enjeksiyon saldırısı oldu. Dünya çapında birçok site bundan etkilendi, buraya geldiğimizde Türkiye’de de birçok sitenin bu saldırıdan zarar gördüğünü, bunun da farkında olmadıklarını gördük. Türkiye’de dil ve yazı karakteri farkından dolayı bazı saldırılar etkisiz kalıyor. Türkiye'nin web güvenliğinde henüz erken aşamalarda olduğunu düşünüyorum.” Web 2.0 ile risklerin çoğalacağına dikkat çeken Rosefelt, güvenlik kodları yazan geliştiricilerin eğitiminin ve niteliğinin çok önemli olduğunu belirtti ve Alman geliştiricilerin bu noktada en güvenli kodları yazdığını söyledi. Rosefelt, Citrix için Türkiye’nin dinamik bir pazar olduğunu ve bölgede Birleşik Arap Emirlikleri ile birlikte Türkiye’nin en hızlı gelişen pazarları olduğunu sözlerine ekledi.

OWASP’ın 2008 en kritik 10 web uygulaması güvenlik zayıflıkları listesi

- Siteler arası betik yazma (Xss)
- Enjeksiyon açıkları
- Zararlı dosya çalıştırma
- Emniyetsiz doğrudan nesne referansı
- Siteler ötesi istek sahteciliği (CSRF)
- Bilgi sızıntısı ve uygunsuz hata işleme
- İhlal edilmiş kimlik doğrulama ve kimlik yönetimi
- Güvensiz kriptografik depolama
- Güvensiz iletişimler
- Url erişimini kısıtlamada bozukluk

Kaynak:BThaber

Guvenli iletisim

Güvenli iletişime yeni standartlar

Levent Uyanıker

Elektronik Haberleşme Güvenliği Yönetmeliği’ni tartışmaya açan Telekomünikasyon Kurumu (TK), internet üzerinden yapılan haberleşmenin dinlenmesi ya da izlenmesini önlemek için siber güvenlik sistemi kurulmasını istedi. TK’nın tartışmaya açtığı yönetmelikle internet, telefon gibi elektronik haberleşme altyapılarındaki sorunlara karşı işletmecilerin sorumlulukları artacak.
TK tarafından yetkilendirilen Türk Telekom, GSM operatörleri ve internet servis sağlayıcıları başta olmak üzere tüm işletmeciler elektronik haberleşme güvenliğini sağlamakla yükümlü olacaklar. Yönetmelikle, işletmecilerin fiziksel alan, veri, donanım-yazılım ve personel güvenliğini nasıl sağlayacaklarına yer veriliyor. Yönetmeliğe göre, işletmeciler elektronik haberleşme altyapısının hizmet veremez hale gelmesini önlemek için tedbir alacaklar, altyapıyı içeren binalar ve kutular kilitli tutulacak.
Kuleler üzerine kurulu cihazlara yetkisiz kişilerin erişmesi engellenecek, iç haberleşmeyi sağlayacak sistemler şifrelenecek. Kritik donanım yazılım bileşenleri yedekli çalıştırılacak. Haberleşme sistemi işletmecilerinin kurulu olduğu binalarda güvenlik önlemleri artacak. Binalara giriş çıkış kayıt altına alınacak. Olası bir sabotaja karşı bu alanlarda daha önceden planlanmamış onarım çalışmalarından kaçınılacak. Belirtilen tehditlere ilişkin gerekli önlemleri almayan işletmeciler, cirosunun yüzde 3’ü kadar ceza ödeyecekler.
Kişisel bilgilerin korunması yönetmeliğe girmedi
Hazırlanan yönetmeliğin, kişisel bilgilerin işlenmesi ve gizliliğinin korunmasını kapsam dışına çıkarması dikkat çekiyor. Yönetmeliğin, 406 sayılı Telgraf ve Telefon Kanunu ile 2813 sayılı Telsiz Kanununun ilgili maddelerine dayanılarak hazırlandığı öğrenildi. Yönetmelikle, tüketici haklarının korunması, hizmet kalitesinin yükseltilmesi ve uluslararası standartların dikkate alınması amaçlanıyor.
Teknik personelde mercek altında Devamı...

Teknoloji Haberleri (Kasim 07)

Yüksek kapasiteli iki yeni kamera

Samsung�un iki yeni video kamerası VP-HMX10C ve VP-MX10, kullanım kolaylığıyla şık tasarımı buluşturuyor. Flaş hafızalı video kamera VP-HMX10C, HDTV görüntü kalitesi sunuyor. 2.7 inç LCD ekrana ve dokunmatik LCD panele sahip kamerada, durum göstergesine kolayca ulaşmayı sağlayan yeni i-Check tuşu yer alıyor. Üründe büyük dosyalar sıkıştırılarak 1 saatlik HD video 8 GB flaş bellekte saklanabiliyor. �Natural Search� özelliği ile görüntüyü net şekilde 2x veya 4x hızında ileri geri alabilen ürün, 10x optik zoom ve 20x sayısal zoom özelliğine ve 90 dakika pil ömrüne sahip. 8 GB dahili flaş belleği ve 50 kare/sn �progressive� (aşamalı) teknolojisi detaylı videoları HDTV ya da bilgisayarda seyrederken yüksek görüntü kalitesine olanak veriyor.
Samsung VP-MX10 ise güçlü şarj edilebilir pili ve 4 GB harici flaş belleğiyle 2 saate yakın bir süre kesintisiz kayıt olanağı sağlıyor. �Quick Start� özelliğiyle tek tuşla anında kayıt yapabilen ürün, 34x optik zoom, 2.7 inç LCD ekran ve dokunmatik LCD panel gibi özellikler sunuyor. Schneider Kreuznach optik lensi sayesinde kamera, çarpık ve astigmatik kırılmaları engelleyerek gerçeğe en yakın görüntü kalitesine ulaşmayı sağlıyor. MPEG-4 ASP Video Codec teknolojisi sayesinde büyük dosyalar sıkıştırılarak 2 saatlik video 4 GB harici flaş bellekte saklanabiliyor. USB girişiyle bilgisayara doğrudan bağlanabilen Samsung VP-MX10 mor ve siyah renk seçenekleriyle pazara sunuluyor.
Bilgi için: www.samsung.com.tr


Her yerde müzik keyfi

Creative, pazara son olarak sunduğu ürünü ZEN Wav 65.000 renkli 1.5 inçlik TFT ekrana sahip. Üzerinde harici hoparlörü bulunan ZEN Wav, ayrıca masaüstü standıyla dik durabiliyor ve özel tasarımıyla müziğin bir ortamda yüksek sesle dinlenmesini sağlıyor. 2 GB ve 4 GB�lık kapasite seçenekleriyle sunulan ürün e-kitap okuma fonksiyonuna sahip. Dünya saati özelliği ise üç ayrı ülke için dünya saatlerinin her zaman kontrol edilebilmesine olanak tanıyor. Li-ion pille çalışan ZEN Wav ile 30 saat boyunca kesintisiz müzik dinlemek mümkün.
Bilgi için: www.tr.creative.com


PC’de yeni alternatif

Asus, öğrenmesi kolay, çalışması kolay, oynaması kolay temasıyla yön verdiği yeni bir Eee PC’yi duyurdu. Bilgisayar ile yeni tanışan kullanıcılar için kolay bir arayüze sahip olan Eee PC, hem Windows hem de Linux olmak üzere iki farklı arabirimle kullanım olanağı sunuyor. 40 yerleşik uygulamaya sahip olan Eee PC, yerleşik WLAN bağlantısı ile de hareket halindeyken kullanıcıların dinamik Internet kullanımına bağlı kalmasını sağlıyor. 7 inçlik Eee PC, 1 kilogramdan hafif bir ağırlığa sahip.Yerleşik flash belleğe dayanan özel yarı iletken disk tasarımına sahip olan PC, flash bellek kullanması nedeniyle de kullanıcılar için küçük, hafif ve dayanıklı bir alternatif sunuyor.
Bilgi için:www.asus.com.tr




Bilisim Haberleri (Kasim 07)

OECD’nin Türkiye raporu açıklandı

Levent Uyanıker

Devlet Planlama Teşkilatı’nın (DPT) koordinasyonunda OECD’nin hazırladığı “OECD e-Devlet Çalışmaları” raporu Türkiye'de son yıllarda e-devlet konusunda kaydedilen gelişmeleri su yüzüne çıkardı. Güney Kore ve Meksika ile Dünya Bankasından uzmanların katkılarıyla yazılan raporda Türkiye’nin bilgi ve proje ile değişim yönetimi becerilerinin eksikliğine dikkat çekilerek, “Pek çok OECD ülkesinde olduğu gibi, Türkiye’de de öngörülen maliyet ve faydaların gerçekleştirilmesi için yatırım maliyetleri ve geri dönüşüm konusunda bilgi eksikliği yanında proje ve değişim yönetimi becerilerinin eksikliği görülmektedir” denildi.
Birlikte çalışabilirlik hayata geçirilmeli
Türkiye, bu sorunları çözebilmesi için, projelerin analizinde standart fayda/maliyet analizi yanında maliyet muhasebesi sisteminin uygulamalarını değerlendirmesi gerektiğini belirten OECD, bitmiş yatırımların değerlendirilmesi, kullanıcılara olan faydanın ölçülmesi ve mükerrer yatırımları önlemek ve değişik uygulamaların birlikte çalışabilirliğini sağlayacak bir kurumsal mimari geliştirilmesi gerektiğini önerdi.
Belediyelerde e-hizmet patlaması olacak
OECD, bakanlıkların kendi yetki alanlarıyla ilgili e-devlet girişimlerinin planlama ve uygulama aşamasında daha fazla sorumluluk üstlenmesi gerektiğini vurguladı ve Türkiye’nin kaynak ve sorumlulukları merkezi kurumlardan yerel yönetimlere doğru kaydırmakta olduğundan belediyelerin, pek yakında, kendi seçmenlerine yönelik e-hizmetleri planladığının altını çizdi. OECD, belediyelerin birbirlerinden bağımsız bir şekilde, münferit uygulamalar geliştirmelerini önlemek amacıyla ortak proje geliştirme, birlikte çalışabilirlik ve daha baştan ortak hizmetlerin tasarlanması için yerel düzeyde güçlü liderlik ve işbirliğine ihtiyaç olduğunu söyledi.
İnternet kullanım oranımız çok düşük
Türkiye’de bilgi toplumunun gelişmesinde dengesizliklerin devam ettiğini dile getiren OECD,
iş dünyasının yüksek düzeyde internet kullanıcısı olduğunu ancak Türkiye’nin AB–25 ülkelerine (yüzde 47) göre oldukça düşük internet erişim oranına (yüzde
14) erişebildiğini açıkladı. OECD raporunda şu bilgiler yer alıyor: “Türkiye nispeten düşük internet erişim oranına rağmen e-devlette önemli ilerlemelerin gerçekleştirilebileceğini göstermiştir. Örneğin, muhasebeciler gibi aracı bir kesimin de katkısıyla vergi beyannamelerinin elektronik ortamda verilmesiyle ilgili çok iyi bir kullanım oranı yakalanmıştır. Buna ilaveten, bankaların vergi ödemelerinde aracı yapılmasıyla vergi toplamada işlem maliyeti 2 dolardan 0,35 dolara düşürülmüştür.”


Yeni nesil Türkçe sosyal ağ: mondus.net

Artık kişiler internet üzerinden, sosyal ağlar aracılığı ile buluşuyor, ilişkilerini bu yolla da geliştiriyor. Dünyada Myspace, LinkedIn gibi örneklerle başlayan, facebook�la devam eden yeni nesil sosyal ağ uygulamalarından biri olarak tasarlanan mondus.net Türkçe olmasının yanında Türkiye�ye yönelik ayrıcalıklar taşıyor. 3 genç teknoloji uzmanı tarafından kurulan mondus.net, benzer uygulamalardan yola çıkılarak ancak Türklerin alışkanlıklarına ve beklentilerine göre geliştirilmiş yeni nesil bir sosyal ağ. Kullanıcıların gerçek hayattaki arkadaşlıklarını internet üzerinden sürdürebilmelerini ve geliştirebilmelerini sağlıyor. Mondus.net�e üye olarak arkadaşları isimle bulmak, bağlantı kurmak ve fotoğraf, film, yazılar paylaşmak mümkün. Gizlilik kuralları tamamen üyenin kendi istekleri doğrultusunda şekillendirilebilen mondus.net�te, tüm üyelerle, çeşitli ilgi alanlarına yönelik gruplarla iletişim kurulabileceği gibi, üniversite veya şirketlere özel ağlarda yer alarak daha kapalı iletişim ağları da yaratılabiliyor. Mondus.net kurucularından Cem Sertoğlu �Sosyal ağların zaman içinde erozyona uğradığını görüyoruz. Mondus.net�in kişilerin gerçek kimlikleriyle yer alabilecekleri, iletişimlerini kolaylaştıran ve hız kazandıran alternatif bir iletişim platformu olarak gelişmesi için teknolojik ve içeriğe yönelik yaratıcı çalışmalar yapmayı ve mondus.net�i her dönem güvenilir, yenilikçi bir sosyal ağ olarak yaygınlaştırmayı hedefliyoruz� dedi.



Nanoteknoloji 2014’e kadar trilyonluk sektör olacak

Deloitte Global Teknoloji, Medya ve Telekomünikasyon İnovasyon Direktörü Edward K. Moran’ın üyesi bulunduğu Amerikan Ulusal Nanoteknoloji İnisiyatifi’ni Değerlendirme Komitesi tarafından yayımlanan makalede, nanoteknoloji alanındaki araştırmaların durumu ve geleceğe dair öngörüler yer aldı. 3 yılda bir hazırlanan raporda nanoteknoloji çalışmalarının henüz başlangıç aşamasında sayılabileceği ancak önümüzdeki yıllarda bu teknolojinin ekonomiye ve insan yaşamına damgasını daha fazla vuracağı belirtildi. Raporda yer verilen bir çalışmada, 2014 yılına kadar nanoteknoloji ürünlerinin küresel yıllık cirosunun 2,6 trilyon doları bulacağı öngörülüyor. 2014 yılında nanoteknoloji bütün bilgisayarlarda, elektronik aygıtlarda, ilaçların yüzde 23’ünde, otomobillerin yüzde 21’inde kullanılacak.
Nanoteknoloji konusunda en çok patent alan ülke ABD
Rapora göre, ABD nanoteknoloji gelişiminde halen lider konumda, ancak giderek daha fazla uluslararası rekabetle karşı karşıya kalıyor. Japonya ve AB’nin nanoteknoloji ve nano bilim alanında yaptığı yıllık kamu harcamalarının yaklaşık miktarı, ABD’ninkine yakın olarak, 1 milyar dolar olarak tahmin ediliyor. Ülkeler bazında yapılan karşılaştırmalar ve alınan patentlerin dökümü, uluslararası platformda nanoteknolojide giderek artan miktarda entelektüel etkinliği ortaya koyuyor. 1976-2003 yılları arasında nanoteknoloji ile ilgili 5 bin 228 patentin yüzde 67’sinin Amerikan kurumları tarafından alınması bu ülkenin önde olduğunu gösteriyor. ABD’nin bu dönemdeki 3 bin 500 civarındaki patentini, 926 patent ile Japonya, 684 patent ile Almanya, 244 patent ile Kanada ve 183 patent ile Almanya takip ediyor.




BT sikayetleri rapor oldu

BT şikayetleri rapor oldu

Levent Uyanıker

Tüketiciler Birliği “2006 Yılı Hak İhlalleri Raporu”nu yayımladı. 2006 yılında bilişim teknolojileri (BT) alanında Tüketiciler Birliği’ne ulaşan başvuruları raporlaştıran birlik, tüketicilerin bilgi teknolojilerine yönelik şikayetlerini kamuoyuna ulaştırdı.
Rapora göre birliğe 2006 içinde toplam 6.385 başvuru yapılmış ve bunların 4.290’si (yüzde 67,19) internet üzerinden gerçekleştirilmiş.
Başvuruların sektörel dağılımını veren Tüketiciler Birliği, BT’den en çok şikayet eden kesimin 1636 başvuru ile bankacılık sektörü olduğunu açıkladı. İkinci sırada 911 başvuruyla iletişim sektörü bulunurken dördüncü sırada 512 başvuruyla bilişim ve beşinci sırada 507 başvuruyla cep telefonu kullanıcıları bulunuyor. Raporda, 6385 başvurunun içinde BT alanını ilgilendiren toplam 1930 başvuru (iletişim, bilişim ve cep telefonu) dikkat çekiyor.
Başvuruların sektörel dağılımı
Ayıplı malların sektörel dağılımına yer veren rapora göre, dayanıklı tüketim malları toplam 458 başvuru (yüzde 28,66) ile birinci sırada yer alıyor. Cep telefonları 352 başvuru (yüzde 22,03) ile ikinci ve bilişim de 211 başvuru ile (yüzde 13,20) 4. sırada bulunuyor. Bu bilgiler ışığında BT’nin, toplam 563 başvuru (yüzde 35,23) ile göze çarpıyor.
Ayıplı mal ile ilgili başvuruların sektörel dağılımı
Sektör Sayı Yüzde
Dayanıklı Tüketim Malları 458 28,66
Cep Telefonu 352 22,03
Giyim 318 19,90
Bilişim 211 13,20
Otomotiv 108 6,76
Gıda 53 3,32
Ev Tekstil 23 1,44
Ev Gereçleri 18 1,13
Kişisel Bakım 14 0,88
Alışveriş 13 0,81
İnşaat 9 0,56
Sağlık 6 0,38
Akaryakıt 1 0,06
Diğer 14 0,88
Toplam 1598 100,00

Ayıplı malların cep telefonu markası bazında dökümüne göre, 7 şirket hakkında toplam 352 başvurunun yapıldığı gözleniyor. İlk sırayı 89 başvuru ile (yüzde 25,28) Nokia alırken, Nokia’yı 29 başvuru (yüzde 8,24) ile Siemens, 20 başvuru (yüzde 5,68) ile Motorola takip ediyor.
Ayıplı mal/Cep telefonu ile ilgili başvuruların şirket bazında dağılımı
Şirket Sayı Yüzde
Nokia 89 25,28
Siemens 29 8,24
Motorola 20 5,68
Samsung 14 3,98
Sony Ericson 14 3,98
Philips 3 0,85
LG 2 0,57
Diğer 181 51,42
Toplam 352 100,00

BT ile ilgili ayıplı malların şirket bazında sınıflandırmasını veren birlik, BT alanında 211 başvuru yapıldığını, 13 başvuru (yüzde 6,16) ile Sony şirketinin ilk sırada bulunduğunu açıkladı. Birliğin araştırmasına göre, HP, Siemens ve Toshiba 10’ar başvuru (yüzde 4,74) ile 2. sırayı paylaşıyor.
Ayıplı mal/bilişim ile ilgili başvuruların şirket bazında dağılımı
Firma Sayı Yüzde
Sony 13 6,16
Hp, Siemens, Toshiba 10 4,74
Samsung, Teknosa, Vatan Computer 8 3,79
Gold Bilgisayar 7 3,32
Fujitsu-Siemens 5 2,37
İncrofic Bilgisayar, Lexmark, Panasonic 4 1,90
Bimeks, Philips, Vestel 3 1,42
Alfa Bilgisayar, Casper, Datron, Dell, Minton, N.T. Kit.Kırt.Büro M., LG 20,95
Abit, Acer, Adese Alışveriş Merkezleri, Aidata, Alamaç Bilgisayar Ltd., Arçelik, Astra Bilgisayar, Asya Bilgisayar, Aybis Bilgisayar, Aydın Aras, Aytek Bilgisayar, Bayiner Elektronik, Ben Q, Canon, Creative, Doğu Elektrik, Ekopa, Eksa Bilgisayar, Enver Sarı Kahvecilik Ve Elektronik Eşya Satımı, Epsonstylusphoto, Er-Cell, Escort, Ev Shop, Evkur, Global Sanayi A.Ş, Hama, Hyundai, JVJ, Kar-Tel, Kavai, Kodak, Mavi Bilgisayar, Merit, Migros, Moulineks, Netcell, NT, Olympus, Ottoman Store, Özel Özdoğuş Bilgisayar A.Ş, Packert Bell, Premier, Procuit, Razer, Samtel Elektronik, Sansui, Saz Ticaret, Senes Bilgisayar, Sunny, Teknorium, Tunmatik, Velsan Elektronik, Xtrıum, Yumatu, Zirve Bilişim, Zoom 1 0,47
Diğer 41 19,43
Toplam 211 100,00

İletişimin ayıplı hizmetle ile ilgili başvuruların sektörel dağılımında birinci sırada yer alması göze çarpıyor. Ayıplı hizmetler alanında toplam 1410 başvuru yapılırken iletişim toplam 808 (yüzde 57,3) başvuru ile açık ara önde görünüyor. İletişimi 128 başvuru ile (yüzde 9,08) banka sektörü izliyor.
Ayıplı Hizmet ile İlgili Başvuruların Sektörel Dağılımı
Bilişim, cep telefonu ve iletişimin servis hizmetleriyle ilgili başvuruların sektörel dağılımında toplam 376 başvuru (yüzde 67,86) ile aslan payını alması yine dikkat çekici bir nokta.
Servis Hizmetlerinin Sektörel Bazda Dağılım
Sektör Sayı Yüzde
Bilişim 180 32,49
Cep Telefonu 128 23,10
Otomotiv 111 20,04
İletişim 68 12,27
Dayanıklı Tük.Mall. 60 10,83
Ev Gereçleri 2 0,36
Giyim 2 0,36
Diğer 3 0,54
Toplam 554 100,00

Servis hizmetlerinin şirket bazında dağılımı için toplam 554 başvuru yapılmış. Bu alanda KVK toplam 36 başvuru (yüzde 6,5) ile ilk sırayı alırken Nokia, 32 başvuru ile (yüzde 5,78) 2. ve Teknosa 20 başvuru (yüzde 3,61) ile 3. sırada bulunuyor.
Mesafeli satışların şirket bazındaki dağılımına bakıldığında 67 başvuru ile (yüzde 44,67) www.bidolu.com ilk sırada yer alıyor. 2. sırada 18 başvuru ile (yüzde 12) www.hepsiburada.com bulunurken 3.sırada 8 başvuru ile (yüzde 5,33) www.bascuda.com dikkat çekiyor.
İletişim ile ilgili ayıplı hizmetlerde toplam 808 başvuru yapıldığı görülüyor. Başvuruların 539’u ADSL ile ilgili yapılmış ve yüzde 66,71’lik bir yüzdeye sahip. 2. sırada ise 86 başvuru ile (yüzde 10,64) Avea yer alırken Turkcell de 60 başvuru ile (yüzde 6,93) 3. sırada bulunuyor.
Ayıplı Hizmet/İletişim ile İlgili Başvuruların Firma Bazında Dağılımı
Firma Sayı Yüzde
ADSL 539 66,71
Avea 86 10,64
Turkcell 60 7,43
Türk Telekom 56 6,93
Telsim 22 2,72
Türksat (Kablo Net) 14 1,73
Smile ADSL 5 0,62
Superonline 1 0,12
Diğer 25 3,09
Toplam 808 100,00

leventu@interpro.com.tr

CeBIT Bilişim Eurasia 2007

En yeni Gilette CeBIT Bilişim Eurasia'da

Gilette, CeBIT Bilişim Eurasia�da 7 numaralı Telekomünikasyon Salonunda 348 numaralı standda son ürününü sergileyecek. Gilette, P&G üst düzey yöneticilerinin ve ünlü konukların katılımıyla düzenlenecek basın toplantısında yeni ürünüyle ilk tıraşını yapacak. Bu toplantıda ayrıca gelecekteki traş teknolojileri hakkında bilgi verilecek.

Dizinizin üstündeki oyun ve sinema sistemi

Acer�ın yeni dizüstü bilgisayarı Aspire 5920G, T7500 işlemcisi ve 250 GB sabit diske sahip. İşlemci ve ses sistemiyle dikkat çeken Acer Aspire 5920G, Dolby Home Theatre 5.1 ses çıkışı desteği sunuyor. Intel Centrino 2 Duo T7500 2.2 GHz çift çekirdekli bilgisayar, Nvidia GForce 8600-GT 256 MB ekran kartı ve DirectX 10 desteğiyle geliyor.
Bütünleşik 1.3 MP Acer kamera, Bluetooth, 5-in-1 kart okuyucusu, 15.4 inç WXGA High Brightness Aver CrystalBrite TFT ekran gibi özellikleri sunan ürün, sekiz hücreli bataryasıyla uzun süre kullanıma olanak tanıyor. HD DVD film izlemeyi mümkün kılan 5920G, HDMI çıkışıyla film keyfini büyük ekrana aktarmayı mümkün kılıyor. Acer eAudio Management yazılım arayüzü film, müzik ve oyunlarda özel modlar kullanmayı sağlıyor. Acer Arcade Deluxe ise resim görüntüleme, müzik dinleme ve DVD izleme olanakları kullanıcıya sunuyor.
Bilgi için: www.acer.com


3D Monitor

Dünya üç boyutlu ekranlarla tanışma yolunda ilerliyor

Yeşim Çinioğlu

Teknoloji sonunda bizi televizyonda üçüncü boyutla da tanıştıracak. Bilkent Üniversitesi Elektrik ve Elektronik Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Prof.Dr. Levent Onural öncülüğünde 190 kişiden oluşan uluslararası bilim kurulunun AB çerçeve programları kapsamında yürüttükleri çalışma, üç boyutlu görüntüyü ekranlara taşıyacak.
Bilkent Üniversitesi Elektrik ve Elektronik Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Prof.Dr. Levent Onural�ın, hayalini kurduğu üç boyutlu televizyonu, bilimsel projeye dönüştürmesi ve finans kaynağı ile buluşturması dünyada çok önemli bir proje yarattı. Bilkent Üniversitesi öncülüğünde 19 kuruluş, 190 kişiden oluşan uluslararası bir bilim kurulunun yer aldığı proje 48 aylık bir çalışma. 6 milyon 150 bin avro destek sağlanan projenin bitimine ise 12 aylık bir süre var. Prof.Dr. Onural, üç boyutlu TV ile televizyonlarda senaryodan ekipmana kadar pek çok şeyin farklılaşacağını düşünüyor. Biz de Onural�a proje, üç boyutlu televizyonlar ve önümüzdeki süreçle ilgili sorularımızı yönelttik.

Üç boyutlu televizyon konusunda proje üretme fikri nasıl ortaya çıktı?
Aslında kişisel merakımın profesyonel yaşantımla birleşimi bu projeyi ulaştırma fırsatını getirdi. Araştırmalarımı yönlendiren iki unsur oldu. Bir tanesi sayısal video diğeri de holografi. Ben, üç-boyutlu televizyonun yüksek teknolojili, ileri bir biçimi olan �holografik TV� ile 1988�den beri uğraşmaktayım. Bu konudaki araştırmacıların pek çoğu ile daha önce de bilimsel işbirliği yapmıştık. Ancak üç boyutlu televizyonun pazara sunulmasına fırsat verebilecek kadar geniş katılımlı bir proje oluşturamamıştım. Bu konudaki araştırmacıların pek çoğu ile daha önce de bilimsel işbirliği yapmıştık. AB ile imzalanan işbirliği anlaşması sonucunda, üç-boyutlu televizyonun her yönünü ele alan büyük bir proje örgütleyebileceğimizi ve hayata geçirebileceğimizi düşündüm. Üç boyutlu televizyon teknolojileri üzerine çalışan araştırmacıları bir araya getirebilmek için Bilkent Üniversitesi
çatısı altında AB fonlarına katılmak gerekiyordu. Böylece yola çıktık. 2002�de 6. ÇP�ye giderken Avrupa�daki meslektaşlarıma bu konudaki düşüncelerimi açtım; olumlu buldular. Uzmanları örgütledik. 6 ay boyunca projeyi hazırladık. 7 ülkeden 19 ortağı bir araya getirdik.Ve böylece devam edip, projeyi 2004'te AB�nin parasal desteği ile hayata geçirdik. (BThaber)

Internet Hizmetleri

İnternet bazlı hizmetler yaygınlaşacak

Ceren Moral

Ülkemizde geçen yılın Şubat ayından beri çalışmalarını sürdüren WSI, kapsamlı web çözümleriyle hizmet sunuyor. Şirketin tüm ürün ve hizmetlerinin her ülkede geçerli olmadığını belirten WSI Türkiye İnternet Danışmanı Hakan Uzunhekim, Türkiye�de bu paralelde tüm ürün ve hizmetlerle çalışmalara başlamadıklarını söyledi. Uzunhekim bu süreç hakkında bilgi verdi:
Bizim başvurularımız ve merkezin incelemeleri sonucunda belirli hizmetlerle başladık. Bu noktada altyapı da çok önemli. Belirli hizmetlerin sunulabilmesi için belirli altyapıların ülkede geçerli olması lazım. Bu nedenle bazı ürünleri zaman içinde ülkemize getirdik. Türkiye�ye çevrimiçi pazarlama, web sitesi tasarlama, e-ticaret ve e-eğitimle girdik. Zaman içinde CRM ve ERP benzeri web tabanlı çözümlerin buradaki satış hakkını aldık. En son olarak WebOffice hizmetini devreye soktuk. Bu hizmet dünyada Fortune 500 listesinin yüzde 80�inin kullandığı, bildiğimiz ofis ortamının webe taşındığı bir çözüm.
Çevrimiçi pazarlama başlığının altında altı tane kol yer alıyor. WSI Türkiye bu altı koldan üç tanesiyle hizmetlerine başladı. Bu başlıkları arama motoru optimizasyonu, tık başına kampanya yönetimi ve web sitesi barındırma raporları danışmanlığı olarak sıralayan Uzunhekim, zaman içinde uzmanlık gerektiren detaylı analizlerin üzerinden geçildiği Web Analytics olarak tabir ettiğimiz dönüştürme araçları hizmete girdi. Son olarak bir buçuk ay önce ClickTracks adında dönüştürme konusunda uzman olan bir şirketle küresel boyutta çözüm ortaklığına adım atıldı. Böylece Türkiye ekibi olarak ClickTracks�in satış ve pazarlama hakkını elde ettik. Bununla ilgili çalışmalarımız sürüyor şeklinde çalışmaları özetledi.
WSI�ın hizmet sunduğu alanlardan biri de e-eğitim. Bu konuya değinen Uzunhekim, yerel pazarın bu anlamda büyük potansiyele sahip olduğunu söyledi. Hem eğitim kurumları hem de kurumsal eğitim veren ve bu konuya yatırım yapan şirketlerin çok az bir kısmı e-eğitime geçmiş durumda. Oysa bu konuda sunulan büyük olanaklar var. Bu olanaklar giderleri kısarken verimliliği artırıyor diyen Uzunhekim, bu sayede eğitimlerin çok daha geniş yelpazeye yayılmasının mümkün olduğunu belirtti.
Küresel bazda 14 üretim merkezi (Bthaber)

Cebit 2007

Bilişim'de Ekim zamanı

Haber Merkezi

Her yıl, Türkiye bilişim sektörü, sonbaharda gerçekleştirilen bilişim haftası etkinliklerinde bir araya geliyor. Avrasya�nın en büyük bilgi ve iletişim teknolojileri fuarı CeBIT Bilişim Eurasia ve iş ve teknoloji dünyasının en önemli platformu Bilişim Zirvesi için de geri sayım başladı. Bu yıl da aynı hafta gerçekleştirilecek olan Bilişim Zirvesi, Forum@Bilişim ve CeBIT Bilişim Eurasia Fuarı, birbiri ile bütünleşik etkinlikler olarak katılımcı ve ziyaretçilerini ağırlayacak. Türkiye�nin en ö-nemli bilgi ve eğitim paylaşım platformu olan, 2-5 Ekim tarihlerinde iş dünyasının yöneticilerini, bilişim profesyonellerini biraraya getiren Bilişim Zirvesi�07 ve Forum@Bilişim�de, bilişimle kalkınma yolları, iş dünyasının şirketlerini nasıl geleceğe taşıyacakları ve işini büyütmenin formülleri konuşulacak. 2-7 Ekim tarihleri arasında gerçekleşecek CeBIT Bilişim Eurasia 2007 de, Avrasya'nın bilgi ve iletişim teknolojileri pazarı merkezi olarak yaklaşık 70 ülkeden katılımcıları biraraya getirecek. Bu yıl da aynı çatı altında gerçekleştirilecek �Bilişim Zirvesi�07� ve �Forum@Bilişim� �CeBIT Bilişim Eurasia� ortaya koyduğu sinerji ile sektörün kalbinin atacağı nokta olacak. �Geleceğe Katıl� ana teması ile kapılarını açacak olan CeBIT Bilişim Eurasia 2007 ve �İşini büyüt, dünyayı küçült� ana teması ile katılımcılarını ağırlayacak olan Bilişim Zirvesi�07 ve Forum@Bilişim, bu yıl yenilikleri ve zengin içerikleri ile geçmiş yıllardan farklılık gösterecek.

Bilişim Zirvesi, kapsamlı bir içerikle katılımcıları ile buluşacak
Bu yıl Bilişim Zirvesi, eğilimleri zorlayan, bulundukları pazarları dönüştüren, kalıplaşmış fikirleri değiştiren, rakiplerini aşan kurumların ve yöneticilerin başarı öykülerinin paylaşıldığı ve dünyaca ünlü iş stratejistlerinden en iyi olmanın ipuçlarının aktarılacağı farklı bir platfom sunacak. Forum@Bilişim ise iş çözümleri, teknoloji, sektör, vizyon toplantıları ve özel etkinliklerden oluşan beş başlıkta 40�ı aşkın foruma ev sahipliği yapacak. Sağlık, perakende, lojistik ve finans alanındaki profesyoneller için teknolojinin rotasını çizecek olan sektörel toplantılar ve az maliyetle etkin iş yapma yönetimlerinin anlatıldığı kurumlara yönelik iş çözümleri oturumları ve vizyon başlığı altında gerçekleştirilecek STK toplantıları ile de farklı bir yapı sergileyecek. Forum@Bilişim�de bu yıl gerçekleşecek bir başka yenilik ise özel etkinlikler kapsamı içinde son dönemde öne çıkan (Homeland Security) Ülke Güvenliği konusuna geniş bir forumla yer verilmesi olacak.(Devamı)